Logo
Göç Araştırmaları Vakfı Analiz

Yayımlanan Analizler

  • 2021
  • 2020
Fransa Müslüman Toplumu ve Laiklik
Son yıllarda islamofobi konusunda ismi en çok anılan ülkelerden birisi de Fransa’dır. Fransa’da bugün yaşanan laiklik-terörizm-İslamcı ayrılıkçılık ekseninde süregelen tartışmaları ve dünyanın geri kalanında Fransa üzerine yapılan tartışmaları anlayabilmek ve anlamlandırabilmek gayesi, söz konusu ülkenin laiklik anlayışını, “Fransa İslam’ı” kavramının ve Fransa Müslümanlarının devlet otoritesi karsısında nasıl temsil edildiklerinin anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Okumakta olduğunuz yazının temel amacı da bahsi gecen konularda bilgi vererek Fransa’da kamu otoritesi ve Müslümanlar ilişkisini değerlendirerek güncel gelişmeleri bu çerçevede aktarmaktır.
Yazar: Ebubekir Tavacı

DOI:
Almanya’daki Göç ve Entegrasyon Tartışmalarının “Federal Hükümet Komisyonu Raporu” Bağlamında İncelenmesi
Bu analiz çalışması, Federal Alman Hükümeti tarafından “Göç ve Entegrasyon” çalışmalarını desteklemek amacıyla oluşturulan uzman komisyonu tarafından 2021 yılı Ocak ayında hazırlanan raporu incelemektedir. Aynı zamanda bu analiz çalışması raporun da önemli bir ayağını teşkil eden “göç geçmişi” (migrationshintergrund) kavramını tartışmaya açmayı hedeflemektedir. Böylelikle bu analiz yazısı uzman komisyonunun hazırladığı raporu genel hatlarıyla inceleyerek Almanya’daki “göç ve entegrasyon” tartışmalarını anlamaya çalışacaktır.
Yazar: M.Mustafa İYİ

DOI:
Hollanda’da Ayrımcılığın Yeni Odağı: Burka Yasağı
Hollanda devleti, 1 Ağustos 2019 yılından itibaren yüzü kapatan kıyafetlerin eğitim ve sağlık kurumlarında, devlet binalarında ve toplu taşıma araçlarında giyilmesine yasak getirmiştir. Bu yasak genel olarak Müslüman kadınların bilhassa da burka ve nikap kullanan kadınların hayatlarını olumsuz yönde etkilemiştir. Meld Islamofobie Vakfı2, yasağın bir yıl içerisindeki etkisini ve yasağın getirilmesinde devletin sunduğu argümanların tutarlılığını değerlendiren bir rapor yayınlamıştır. Raporda, Hollanda’da yaşayan Müslüman kadınların bir yıl boyunca Vakfa bildirdiği tecrübelere yer verilerek hükümetin resmi olarak amaçladığı daha iyi iletişim ortamı ve güvenliliğe katkıda bulunup bulunulmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
Yazar: Bahar Cebe

DOI:
2021 Hollanda Seçimleri ve Seçim Programları
Hollanda’da bir süredir gündemin ana maddesi Temsilciler Meclisi seçimleridir. Seçim sürecinde tartışmaların odağındaki partiler ve siyasi figürler Hollanda halkını ve Hollanda halkının bir parçasını oluşturan Türk toplumunu yakından ilgilendirmektedir. Bu analiz kapsamında, Hollanda Temsilciler Meclisiseçimlerinin Hollanda’daki Türk toplumunu ne yönde etkileyeceği ele alınmaya çalışılacaktır. Bu amaç doğrultusunda seçime katılacak bazı partilerin seçim beyannameleri incelenerek toplumumuzu yakından ilgilendiren Türkiye ile ilişkiler’, ‘göç ve uyum’, ‘İslam’ gibi konularda partilerin görüşleri ön plana çıkarılacaktır
Yazar: Bahar Cebe & H. Haluk Ceylan

DOI:
Almanya’da Irkçılığın Dışa Vurumu: Camilere Yönelik Saldırılar
H. Haluk Ceylan, bu analiz kapsamında ırkçı motivasyonlarla işlenen suçların günden güne arttığı gerçeğinden hareketle Avrupa’da Türk diasporasının en yoğun olduğu bölge olan Almanya’da son yıllarda yaşanan camilere yönelik saldırıları detaylı olarak ele almaya çalıştı.
Yazar: H.Haluk Ceylan

DOI:
Bavyera Eyaletinde 2021/2022 Eğitim-Öğretim Yılından İtibaren Okutulacak Olan “İslam Dersi” Üzerine Bir Analiz
Bu çalışmada genelde Almanya’da, özelde ise Bavyera Eyaletindeki din derslerinin imkan ve sınırları, İslam din dersleri bağlamında ele alınmaktadır. Uzun süredir muhatap sorunu ile karşı karşıya kalan İslami çatı örgütlerinin karşılaştıkları çeşitli engeller, Bavyera Eyaleti tarafından 2021/2022 Eğitim-Öğretim Yılından itibaren okutulacak olan “İslam Dersi” üzerinden işlenecektir. Bu analiz, İslam din derslerinde karşılaşılan sorunları, Bavyera Eyaletinde okutulacak olan “İslam Dersi” üzerinden tartışmaya açmayı hedeflemektedir.
Yazar: Dr. Öğr. Üyesi Hasan Sözen & M. Mustafa İyi

DOI:
Fransa’da İslam’ın ve Müslümanların Yasalarla Ötekileştirilmesi
Fransa’da özellikle son yıllarda çok tartışılan toplulukçuluk-ayrılıkçılık tartışmaları ve yaşanan terör saldırıları üzerine hükümet konuyla ilgili hazırladığı kanun tasarısını 9 Aralık 2020 tarihinde Bakanlar Kuruluna sundu. Kamuoyunda “İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele yasası” olarak duyurulan ancak resmi olarak “Cumhuriyet değerlerine saygı yasası” diye isimlendirilen kanun tasarısı Ulusal Meclisteki komisyon çalışmaları ve ilk okumanın sonucunda 16 Şubat 2021 tarihinde oylandı ve 17 Şubat günü ilk okumanın yapılması için Senato’ya gönderildi. 30 Mart – 8 Nisan tarihleri arasında Senato’da görüşülen yasa tasarısı önümüzdeki günlerde yine burada da oylanacak. Senato çalışmasını tamamlayıp oylamasını yaptıktan sonra ise metnin tekrar Ulusal Meclise gelmesi bekleniyor.
Yazar: Ebubekir Tavacı

DOI:
“Almanyada Müslüman Yaşamı 2020” Raporunun İncelenmesi
Bu analiz, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’ne (Bundesamt für Migration und Flüchtlinge (BAMF)) bağlı olan Göç, Entegrasyon ve İltica Araştırma Merkezi (Forschungszentrum Migration, Integration und Asyl (BAMF-FZ)) tarafından yürütülen Almanya’da Müslüman Hayatı 2020 başlıklı araştırmayı incelemektedir. Bu analiz, raporun bulgularının genel hatlarıyla Türkçeye çevirerek kamuoyunu konu hakkından bilinçlendirmek hedefini taşımaktadır. Böylelikle bu analiz, raporun bulgularını inceleyerek Almanya’daki Müslümanların gündemine ışık tutmayı hedeflemektedir.
Yazar: M.Mustafa İYİ

DOI:
Almanya 2019 Göç Raporu Analizi
Bu analiz, Almanya’nın yayınladığı Göç Raporu’ndaki (2019) verilerden hareketle Türkiye, Türk kökenliler ve Almanya’daki Türk Diasporası ile ilgili grafik, tablo ve istatistikleri derleyerek ilgili konularda çeşitli çıkarımlar yapmayı hedeflemektedir. Ayrıca bu Analiz ilgili konuları “Almanya’ya Gelen ve Almanya’dan Giden Göç, İşgücü ve Beyin Göçü, Sığınmacı Göçleri ve Türk Diasporası” gibi çeşitli tematik başlıklar üzerinden aktaracaktır.
Yazar: M.Mustafa İYİ

DOI:
Bireyin Özgürlük Hakkının Sınırı ve Devletin Münhasır Egemenliği: Libya’daki Göçmen Gözaltı Merkezleri
Uluslararası Göç Örgütü’nün (International Organization for Migration, IOM) MartNisan 2020 tarihli Libya Göçmen Raporu’na göre, ülkede kırktan fazla ülkeden en az 625 bin göçmen bulunmaktadır.2 Göçmenlerin çoğu komşu ülkelerden gelen insanlardan oluşmaktadır. Göçmenlerden yaklaşık 1500’ü Ulusal Mutabakat Hükümeti kontrolündeki resmi gözaltı merkezlerinde (detention center) tutulmaktadır. Bunun dışında binlerce göçmenin daha militanlar tarafından kontrol edilen göçmen gözaltı merkezlerinde tutulduğu bilinmektedir. 3 Süregiden iç savaş sebebi ile net bir sayıya ulaşılması şu an için mümkün görünmemektedir.
Yazar: Ayşenur AYGÜL

DOI:
Azerbaycan’da Beyin Göçü Sorunu ve Türkiye’nin Bu Konudaki Yeri
Günümüzde cereyan eden göç hareketleri sosyo-ekonomik gelişmenin önemli bir faktörünü oluşturmaktadır. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra birçok Avrasya ülkesi gibi Azerbaycan da vatandaşlarıyla birlikte bu hareketlere aktif katılım sağlamaya başlamıştır. Azerbaycan tarih boyunca sürgünler ve çeşitli göçlere sahne olmuş, son yüzyıl içinde de hem toprak hem de nüfus açısından değişikler yaşamıştır. Ülkede göç hareketleri, dış göçler olduğu kadar iç göçler şeklinde de köylerden şehirlere doğru yaşanmıştı. Genel olarak bu göçleri nedenleri farklılık arz etmiş ve güvenlik, siyasi nedenler yanı sıra sosyo-ekonomik nedenlerde bu göçlerde etkisini göstermiştir. Nedenlerin farklılaştığı birçok göç sürecini tarihinde barındıran Azerbaycan, yaşanan bu göçler bakımından hem göç alan hem de göç veren ülke konumuna gelerek, çeşitli roller üslenmiştir. Bu anlamda Azerbaycan’ın önemli roller üstlendiği göç türlerinden birisi de “beyin göçü”dür.
Yazar: Murad Khashimov

DOI:
Fransa’da Cami Baskını ve İslamofobinin Normalleşmesi
Fransa’da 3 Ekim Cumartesi günü özel tim güçleriyle Hz. Ömer Camii’ne baskın düzenlenmiştir. Polis baskını esnasında içeride dini ders yapan çocuklar ve öğretmenler bulunduğundan baskın küçük yaştaki öğrenciler arasında paniğe sebep olmuştur. Özellikle terörle mücadele alanında faaliyet gösteren 15 kişilik “İslamcılığa ve Cemaatçi Ayrışmaya Karşı Mücadele Özel Birimi” adlı güvenlik güçlerinin baskınına ilişkin emniyet müdürlüğü yangın güvenliğinde eksiklik tespit ettikleri ifade etmiştir.2 Müslüman azınlığı korkutma ve yıldırma amacı taşıyan baskın İslamofobik saldırıların artık dayanılmaz boyutlara ulaşması nedeniyle endişe verici olarak karşılanmıştır. Yetkili makamların gerekçe olarak yangın güvenliğini göstermesi ise sosyal medyada “Paris Emniyet Müdürlüğü, caminin yangın söndürücülerini kontrol ederek İslamcılığa karşı mücadele veriyor” ifadeleriyle karşılık bulmuştur.
Yazar: Sena Özdemir

DOI:
Hollanda Ayrımcılık Raporu Analizi
Ayrımcılık (discrimination), en basit tanımıyla “insanların ve grupların ırk, cinsiyet, yaş veya cinsel tercih gibi özelliklere dayalı haksız veya önyargılı muamele görmesi” diğer bir deyişle başkalaştırılmasıdır. Sosyoloji penceresinden bakıldığında “öteki” kavramının tanımı ise kendinden olmayan grupların yabancı ve istenmeyen kabul edilmesidir.Dolayısıyla ayrımcılık, kendinden kabul edilmeyen “ötekilerin” ırk, cinsiyet, yaş, etnik köken, cinsel tercih vb. konularda avantajlı grupta deneyimler veya çevresel etkilerle oluşmuş kalıp yargılara dolaylı veya dolaysız bir şekilde maruz kalmasıdır.
Yazar: Bahar Cebe

DOI:
Sınırsız Dünya Sorgulanıyor: Küreselleşme, Göç ve Sınır Duvarları
Çok amaçlı, çok (f)aktörlü ve çok sonuçlu bir süreç olan küreselleşme, belki de tarihindeki altın çağını 1990’lı yıllarda yaşamıştır. Bu süreçte küreselleşme ile ilgili birçok tartışma literatürde yer etmiş ve birçok tez ortaya atılmıştır. Bunlardan en dikkat çekeni şüphesiz ulus-devletin artık işlevini yitirip miadını doldurduğuna dair olanlardı.1 Söz konusu tartışmalar küreselleşmenin belki de en popüler söylemini ön plana çıkardı: “sınırsız dünya”.2 Neredeyse her şeyin sınır olmaksızın yoğun, hızlı ve sürekli olarak hareket ettiği bir dünyanın tasviri için kullanılmıştı bu söylem. Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Soğuk Savaş’ın sona ermesi, liberalizmin ideolojilerin kazananı olarak yeniden ön plana çıkması gibi gelişmeler de bu söylemin zeminini hazırlamıştı. Hatta tarihin bile sonuna gelindiğini iddia edenler olmuştu.
Yazar: Hakan Ünay

DOI:
Türkiye’nin Nitelikli İş Gücü Kaybı: Almanya’nın Yeni Göç Yasası
Almanya’nın kendisini göç ülkesi olarak kabul etmesi iç politikada epey bir tartışmaya neden olmuştu. Sosyal Demokrat (SPD) ve Yeşiller Partisi, 30 yıldır, ülkedeki nüfus gelişiminden yola çıkarak, ‘Almanya’nın bir göç ülkesi olduğunu’ iddia ediyordu. Bu ifade ancak 2015 yılında Şansölye Merkel tarafından dile getirilerek ‘Almanya’nın bir göçmen ülkesi’ olduğu kabul edildi. Hatta o derece kabullenildi ki, geçtiğimiz yıl (2019) parlamentoda nitelikli işgücüne ihtiyaç duyulduğu ve bu işgücü ihtiyacını çevre ülkelerden temin etmek için kolları sıvayacakları ifade edilmişti. Üstelik bu çevre ülkeler arasında AB’ye dahil olan ülkeler haricinde üçüncü dünya ülkeleri olarak tanımladıkları Hindistan, Bosna Hersek, Kosova ve Arnavutluk gibi ülkeler yer almaktaydı.
Yazar: M.Mustafa İYİ

DOI:
Hollanda Entegrasyon Politikalarında Zorunlu Entegrasyon Sınavı
Paternotte (D66) ve Heerma (CDA) milletvekillerinin Hollanda’ya göç edecek yeni Türkler için verdiği entegrasyon önergesinin ardından Hollanda Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı Wouter Koolmees, Hollanda Temsilciler Meclisi’ne verdiği demeçte 1 Ocak 2021’den itibaren Hollanda’ya gelecek olan Türkiye vatandaşlarının zorunlu entegrasyon sınavlarına girmesi gerektiğini belirtti
Yazar: Bahar Cebe

DOI:
Dış Göç ve Nüfus Bağlamında Gürcistan Vatandaşlarının Türkiye’ye Göçü
Günümüzde Ortadoğu’dan Güney Asya’ya, Afrika’dan Kafkasya’ya gerçekleşen kitlesel göç iki taraflı olarak meydana gelmektedir. Buna göre göç, hem göç edilen ülke hem de göç veren ülke için çeşitli sorunlar yaratmaktadır. Genç ve kalifiye işgücünün kaybı, ekonomik büyüme oranındaki azalma ve ülke nüfusundaki anlık düşüşler bu sorunlardan bazılarını oluşturmaktadır. Özellikle Kafkas ülkelerinden Gürcistan’ın nüfusundaki düşüşler bu hususta oldukça dikkat çekmektedir.
Yazar: Murad Khashimov

DOI:
Göçe ve Göçmenlere Karşı Alınan Sınır Önlemleri: Yunanistan
Dünya genelinde ve özellikle Avrupa’da küresel bir kriz olarak değerlendirilen mülteci meselesinden kuşkusuz en çok etkilenen ülkelerden biri Yunanistan. Krizin en üst noktaya ulaştığı 2015 ve 2016 yıllarında bu durum çok daha derinden hissedilirken söz konusu iki yılda toplamda 1 milyonun üzerinde göçmen deniz yoluyla Yunanistan’a geçiş yapmıştı. Artarak devam eden söz konusu göç akınına karşı üretilen politikalar ise -dünyadaki birçok devlette olduğu gibi- Yunanistan’da da sınırlarda ön plana çıkıyor. Yunanistan 2012’den günümüze kadarki süreçte göçü ve göçmenleri, sınır duvarından deniz bariyerlerine kadar çeşitli sınır önlemleriyle engellemeye çalışıyor.
Yazar: Hakan Ünay

DOI: