
- Göç Araştırmaları Vakfı -
- 30 Haziran 2026
2026 yılı Haziran ayı içerisinde Türkiye’deki uluslararası göç hareketliliklerine dair son istatistiklerinde bir önceki aya göre değişimler İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından paylaşılan 25 Haziran 2026 ve 2 Temmuz 2026 tarihli verilere göre analiz edilmiştir.
Söz konusu inceleme 2026 Haziran ayını kapsamakta olup raporun ilerleyen bölümlerinde bu zaman zarfındaki göç istatistiklerine dair güncel veriler sunulacaktır.
İkamet İzni ve Bölgesel Yoğunluk
2026 yılı haziran ayı verilerine göre Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı uyrukluların sayısı bir önceki aya oranla %1,05 oranında artış göstererek 1.250.343 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde ikamet izinli nüfusun uyruklara göre dağılımı incelendiğinde; Türkmenistan (%15,5), Azerbaycan (%7,8) ve Suriye (%6,8) vatandaşlarının ilk üç sıradaki ağırlığını koruduğu görülmektedir. İlgili dönemde Türkmenistan uyruklu yabancıların sayısı %3,05, Suriye uyruklu yabancıların sayısı ise %1,70 oranında artmıştır. Buna karşılık, Azerbaycan uyruklu yabancıların sayısında %0,86 oranında sınırlı bir düşüş gerçekleşmiştir.
Haziran 2026 verilerine göre Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun statü bazlı dağılımı incelendiğinde, kategoriler arasında farklılaşan hareketlilikler dikkat çekmektedir. Kısa dönem ikamet izni sahibi yabancı sayısı bir önceki aya kıyasla %1,49 oranında artarak 436.480’e yükselmiştir. Bununla birlikte bu statüdeki nüfusun ülke bazlı bileşiminde kayda değer bir dönüşüm gözlemlenmemekte; Suriye, Türkmenistan ve Irak uyruklu kişiler ilk üç sıradaki konumlarını korumaktadır.
Öğrenci ikamet izni sahibi yabancı sayısı aynı dönemde %1,02 oranında gerileyerek 223.924’e düşmüştür. Bu kategoride Türkmenistan, İran ve Azerbaycan uyrukluların ilk sıralardaki konumlarını koruması, öğrenci hareketliliğinin ülke bazlı dağılımında yapısal bir dönüşüm yaşanmadığına işaret etmektedir. Aile ikamet izni sahibi sayısı da yüzde 0,49’luk sınırlı bir artış ile 173.848’e yükselmiş; Özbekistan, Türkmenistan ve Rusya Federasyonu uyrukluların bu kategorideki ağırlığı sürmüştür. Söz konusu veriler, aile ikamet izinleri bakımından ülke uyrukları dağılımının istikrarlı seyrini koruduğunu ortaya koymaktadır.
İnceleme döneminin en dikkat çekici bulgusu, tüm ikamet türleri arasında en yüksek büyüme oranını kaydeden “diğer ikamet izinleri” kategorisinde gözlemlenmiştir. Bu grup bir önceki aya göre daha düşük bir artışla %1,97’lik artışla 416.091’e yükselmiştir. Genel bir değerlendirme yapıldığında, Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun ülke bazlı yapısının büyük ölçüde aynı kaldığı; en belirgin sayısal değişimin ise “diğer” ikamet kategorisinde yaşandığı görülmektedir.
Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun illere göre dağılımı incelendiğinde, İstanbul, Antalya ve Ankara’nın ilk üç sıradaki konumlarını koruyarak bölgesel yoğunluğun başlıca merkezleri olmayı sürdürdüğü görülmektedir. İstanbul’daki yabancı sayısı %0,49’luk bir artışla 595.591’e, Ankara’daki sayı ise %1,71’lik artışla 78.445’e yükselmiştir. İnceleme döneminin en dikkat çekici il bazlı hareketi Antalya’da gözlemlenmiş; yabancı nüfus %2,46’lık artışla 147.651’e yükselerek bu ilde belirgin bir artış eğilimi kaydedilmiştir.
Düzensiz Göç ve Göçmen Kaçakçılığı Verileri
Haziran ayı itibarıyla tespit edilen düzensiz göçmen sayısı aylık bazda 9.063 olarak kaydedilmiştir. Yıl genelinde mükerrer kayıtlar dahil toplam tespit sayısı bir önceki döneme kıyasla yüzde 15,85 oranında artarak 66.246’ya ulaşmış; mükerrer kayıtlar arındırıldığında ise yıllık bazda tespit edilen düzensiz göçmen sayısının 60.901 olduğu görülmektedir.
Uyruk bazlı dağılım incelendiğinde, ilgili dönemde en yüksek artış oranlarının Afganistan, Suriye ve Özbekistan uyruklu kişilerde gözlemlendiği dikkat çekmektedir. Afgan uyruklu düzensiz göçmen tespitlerinde %19,09, Özbek uyruklu tespitlerde %23,61 ve Suriyeli tespitlerde %20,72 oranında artış kaydedilmiştir. Bu veriler, düzensiz göç hareketlerinin belirli ülke uyrukları üzerinde yoğunlaştığını ve söz konusu eğilimin dönemsel bir istikrar sergilediğini ortaya koymaktadır.
25 Haziran 2026 itibariyle göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında toplam 5.894 vaka kayıt altına alınmıştır. Ayrıca, göç hareketliliğinin bir diğer kritik boyutu olan insan ticareti suçuna yönelik incelemelerde, haziran ayı içerisinde 15 kişinin insan ticareti mağduru olduğu belirlenmiştir. Bu veriler, düzensiz göçle mücadelenin yanı sıra göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi suçlara karşı yürütülen operasyonel sürecin kapsamını ortaya koymaktadır.
Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyelilere İlişkin İstatistiksel Analiz
2026 yılı haziran ayı itibarıyla Türkiye’de geçici koruma statüsüyle ikamet eden Suriyelilerin sayısı yüzde 0,44 oranında bir gerileme kaydederek 2.255.031olarak tespit edilmiştir. İl bazlı dağılım incelendiğinde, geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun en yoğun olduğu illerde sınırlı düzeyde düşüşler gözlemlenmiştir. İstanbul’daki Suriyeli sayısı %0,48 oranında gerileyerek 397,555’e düşerken Gaziantep’te %0,42 oranında azalarak 317.494’e, Şanlıurfa’da ise %0,29 oranında gerileyerek 191,091’e ulaşmıştır. Ayrıca, ilgili dönem içerisinde geçici koruma statüsündeki 125 Suriye vatandaşının üçüncü ülkelere yerleştirilme işlemleri tamamlanmıştır.
Demografik Yapı ve Yaş Gruplarına Göre Dağılım:
Haziran ayı sonu verilerine göre, geçici koruma kapsamındaki nüfusun cinsiyet dağılımı 1.093.471 (%48,49) kadın ve 1.161.560 (%51,51) erkek olarak kayıtlara geçmiştir. Aylık değişimler incelendiğinde; kadın nüfusunda %0,43, erkek nüfusunda ise yaklaşık %0,45 oranında bir azalma yaşandığı görülmektedir.
Yaş grupları bazında yapılan analizde, özellikle genç nüfus üzerindeki düşüş ivmesi dikkat çekmektedir:
- 0-4 Yaş Grubu: Bu yaş aralığındaki çocuk nüfusu %1,21 oranında azalarak 292.188’e gerilemiştir.
- 18 Yaş Altı Nüfus: 18 yaşın altındaki Suriyelilerin toplam sayısı %0,38’lik bir düşüşle 1.071.953 olarak kaydedilmiştir.
- 18-64 Yaş Arası Nüfus: 18–64 yaş arası nüfus, %0,47 oranında azalarak 1.148.138 gerilemiştir.
- 65 Yaş ve Üstü Nüfus: Yaşlı nüfus grubunda ise %1,28 oranında sınırlı bir düşüş yaşanmış ve sayı 34.940 olmuştur.
Sonuç
Haziran 2026 dönemine ait 29 günlük veriler üzerinden yapılan inceleme, Türkiye’deki uluslararası göç hareketlerinin mevcut eğilimlerindeki değişim ve süreklilikleri yansıtmaktadır.
Haziran 2026 itibarıyla ikamet izniyle Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu sayısında bir önceki aya kıyasla sınırlı bir artış gözlemlenmiş olup ülke bazlı dağılım ve statü yapısı büyük ölçüde istikrarını korumuştur. Türkmenistan, Azerbaycan ve Suriye uyrukluların ilk sıralardaki konumlarını sürdürmesi, ikamet izinli nüfusun ülke bileşiminde yapısal bir süreklilik bulunduğunu teyit etmektedir. Statü bazlı dağılımda ise kısa dönem, öğrenci ve aile ikamet izinlerinde sınırlı düşüşler yaşanırken “diğer ikamet izinleri” kategorisindeki artış dönemin belirgin gelişmesi olarak öne çıkmaktadır. Bölgesel dağılım açısından İstanbul, Ankara ve Antalya’da yabancı nüfusun artış göstermesi, yabancı nüfusun söz konusu büyükşehirlerde yoğunlaşma eğiliminin sürdüğüne işaret etmektedir.
Haziran ayında düzensiz göç tespitlerinde önceki döneme göre artış eğilimi devam etmiştir. Tespit edilen düzensiz göçmenler arasında Afganistan, Suriye ve Özbekistan uyruklu kişilerin öne çıkması, düzensiz göç hareketlerinin belirli coğrafi kaynaklarla olan bağlantısını koruduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra, aynı dönemde göçmen kaçakçılığı olayları ile insan ticareti mağdurlarının tespit edilmiş olması, düzensiz göç süreçlerinin beraberinde getirdiği koruma ve güvenlik odaklı ihtiyaçların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Geçici koruma kapsamındaki Suriyeli nüfusa ilişkin veriler değerlendirildiğinde, 2026 yılı haziran dönemi itibarıyla hem toplam sayı hem de il bazlı dağılımda sınırlı düzeyde bir gerileme kaydedildiği görülmektedir. En yoğun nüfusa ev sahipliği yapan İstanbul, Gaziantep ve Şanlıurfa’da gözlemlenen düşüşler, genel eğilimle uyumlu olmakla birlikte il bazında farklılaşan hız ve örüntüler dikkat çekmektedir. Cinsiyet dağılımında belirgin bir değişim yaşanmamış olup kadın ve erkek nüfus oranları önceki dönemin yakınında düşüş seyretmiştir. Yaş gruplarına göre dağılım incelendiğinde, düşüşün tüm demografik kategorilerde görece dengeli bir seyir izlediği görülmektedir. En belirgin gerileme 0-4 yaş ile 65 yaş ve üstü grubunda kaydedilirken 18 yaş altı ve 18-64 yaş arası nüfusta düşüş oranlarının birbirine yakın seyrettiği dikkat çekmektedir.
