
- Göç Araştırmaları Vakfı -
- 31 Ağustos 2026
2026 yılı temmuz ve ağustos ayı içerisinde Türkiye’deki uluslararası göç hareketliliğinde meydana gelen değişimleri tespit etmek amacıyla; T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından paylaşılan 3 Eylül 2026 tarihli veriler, 2 Temmuz 2026 tarihli istatistikler baz alınarak karşılaştırmalı analize tabi tutulmuştur.
Söz konusu inceleme toplam 64 günlük bir kesiti kapsamakta olup raporun ilerleyen bölümlerinde bu zaman zarfındaki göç istatistiklerine dair güncel veriler arası karşılaştırmalar sunulacaktır.
İkamet İzni ve Bölgesel Yoğunluk
2026 yılı temmuz ve ağustos ayı verilerine göre Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı uyrukluların sayısı bir önceki aya oranla %2,11 oranında artış göstererek 1.276.758 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde ikamet izinli nüfusun uyruklara göre dağılımı incelendiğinde; Türkmenistan (%16,19), Azerbaycan (%7,69) ve Suriye (%6,84) vatandaşlarının ilk üç sıradaki ağırlığını koruduğu görülmektedir. İlgili dönemde, Türkmenistan uyruklu yabancıların sayısında %6,68 ile dikkat çekici bir artış gerçekleşmiştir. Bunu %2,22’lik artışla Suriye uyruklu yabancılar takip ederken, Azerbaycan uyruklu yabancıların sayısındaki artış %0,69 ile sınırlı kalmıştır.
Temmuz ve Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun statü bazlı dağılımı incelendiğinde, kategoriler arasında farklılaşan hareketlilikler dikkat çekmektedir. Kısa dönem ikamet izni sahibi yabancıların sayısı, bir önceki aya kıyasla %3,79 oranında artarak 453.027’ye yükselmiştir. Bununla birlikte, bu statüdeki yabancıların uyruk bazlı dağılımında önemli bir değişiklik yaşanmamış; Suriye, Türkmenistan ve Irak uyruklu kişiler ilk üç sıradaki yerlerini korumuştur.
Öğrenci ikamet izni sahibi yabancıların sayısı aynı dönemde %1,02 oranında azalarak 221.632’ye gerilemiştir. Bu kategoride Türkmenistan, İran ve Azerbaycan uyrukluların ilk sıralardaki konumlarını koruması, öğrenci ikamet izinlerinin uyruk bazlı dağılımında belirgin bir değişiklik yaşanmadığını göstermektedir. Aile ikamet izni sahibi yabancıların sayısı ise %0,26 oranındaki sınırlı bir artışla 174.304’e yükselmiştir. Bu kategoride Özbekistan, Türkmenistan ve Rusya Federasyonu uyrukluların ağırlığı devam etmiş; dolayısıyla aile ikamet izinlerinin uyruk bazlı dağılımında da genel olarak istikrarlı bir görünüm korunmuştur. Diğer ikamet izinleri kategorisindeki yabancıların sayısı ise %2,81 oranında artarak 427.795’e yükselmiş ve söz konusu dönemde ikamet izni kategorileri arasındaki en dikkat çekici değişimi oluşturmuştur.
Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun illere göre dağılımı incelendiğinde, İstanbul, Antalya ve Ankara’nın ilk üç sıradaki konumlarını koruyarak yabancı nüfusun başlıca yoğunlaşma merkezleri olmayı sürdürdüğü görülmektedir. İstanbul’daki ikamet izinli yabancı sayısı %2,46 oranında artarak 610.221’e, Ankara’daki sayı ise %0,73 oranında artarak 79.018’e yükselmiştir. Antalya’da ise yabancı nüfus %1,78 oranında artış göstererek 150.286’ya ulaşmış ve bu ilde de belirgin bir artış eğilimi gözlenmiştir.
Düzensiz Göç ve Göçmen Kaçakçılığı Verileri
Temmuz ve ağustos ayı itibarıyla tespit edilen düzensiz göçmen sayısı aylık bazda 31.626 olarak kaydedilmiştir. Yıl genelinde, mükerrer kayıtlar dâhil toplam tespit sayısı 97.872’ye ulaşırken, mükerrer kayıtlar arındırıldığında yıllık bazda tespit edilen düzensiz göçmen sayısının 86.830 olduğu görülmektedir.
Uyruk bazlı dağılım incelendiğinde, ilgili dönemde en yüksek artış oranlarının Afganistan, Suriye ve Özbekistan uyruklu kişilerde gözlemlendiği dikkat çekmektedir. Afgan uyruklu düzensiz göçmen tespitlerinde yüzde 33,62, Özbek uyruklu tespitlerde yüzde 34,76 ve Suriyeli tespitlerde yüzde 35,97 oranında artış kaydedilmiştir. Bu veriler, düzensiz göç hareketlerinin belirli ülke uyrukları üzerinde yoğunlaştığını ve söz konusu eğilimin dönemsel bir istikrar sergilediğini ortaya koymaktadır.
Aynı dönem içerisinde göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında toplam 2718 vaka kayıt altına alınmıştır. Ayrıca, göç hareketliliğinin bir diğer kritik boyutu olan insan ticareti suçuna yönelik incelemelerde, temmuz ve ağustos ayı içerisinde 71 kişinin insan ticareti mağduru olduğu belirlenmiştir. Bu veriler, düzensiz göçle mücadelenin yanı sıra göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi suçlara karşı yürütülen operasyonel sürecin kapsamını ortaya koymaktadır.
Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyelilere İlişkin İstatistiksel Analiz
2026 yılı Temmuz-Ağustos dönemi itibarıyla Türkiye’de geçici koruma statüsü altında bulunan Suriyelilerin sayısı, bir önceki döneme kıyasla %1,68 oranında gerileyerek 2.218.101 olarak kaydedilmiştir. İl bazındaki dağılım incelendiğinde, geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun en yoğun olduğu illerde de sınırlı düzeyde düşüşler yaşandığı görülmektedir. İstanbul’daki Suriyeli nüfusu %1,93 oranında azalarak 389.879’a, Gaziantep’te %1,66 oranında gerileyerek 312.222’ye, Şanlıurfa’da ise %0,63 oranında azalarak 189.896’ya düşmüştür. Ayrıca, ilgili dönemde geçici koruma statüsündeki 41 Suriye vatandaşının üçüncü ülkelere yerleştirilmesine ilişkin işlemler tamamlanmıştır.
Demografik Yapı ve Yaş Gruplarına Göre Dağılım:
Temmuz ve ağustos ayı sonu verilerine göre, geçici koruma kapsamındaki nüfusun cinsiyet dağılımı 1.074.657 (%48,5) kadın ve 1.143.444 (%51,5) erkek olarak kayıtlara geçmiştir. Aylık değişimler incelendiğinde; kadın nüfusunda %1,72, erkek nüfusunda ise yaklaşık %1,56 oranında bir azalma yaşandığı görülmektedir.
Yaş grupları bazında yapılan analizde, özellikle genç nüfus üzerindeki düşüş ivmesi dikkat çekmektedir:
- 0-4 Yaş Grubu: Bu yaş aralığındaki çocuk nüfusu %3,85 oranında azalarak 280.934’e gerilemiştir.
- 18 Yaş Altı Nüfus: 18 yaşın altındaki Suriyelilerin toplam sayısı %1,60’lık bir düşüşle 1.054.808 olarak kaydedilmiştir.
- 18-64 Yaş Arası Nüfus: 18–64 yaş arası nüfus, %1,63 oranında azalarak 1.129.406’ya gerilemiştir.
- 65 Yaş ve Üstü Nüfus: Yaşlı nüfus grubunda ise %3,01 oranında sınırlı bir düşüş yaşanmış ve sayı 33.887 olmuştur.
Sonuç
Temmuz ve ağustos 2026 dönemine ait 64 günlük veriler üzerinden yapılan inceleme, Türkiye’deki uluslararası göç hareketlerinin mevcut eğilimlerindeki değişim ve süreklilikleri yansıtmaktadır.
Temmuz-Ağustos 2026 döneminde Türkiye’de ikamet izniyle bulunan yabancı nüfusta genel olarak artış eğilimi görülürken, uyruk dağılımında önemli bir değişiklik yaşanmamıştır. Statü bazında özellikle kısa dönem ve diğer ikamet izinlerindeki artış dikkat çekerken, öğrenci ikamet izinlerinde sınırlı bir gerileme, aile ikamet izinlerinde ise sınırlı bir artış gözlenmiştir. Bölgesel dağılım açısından İstanbul, Antalya ve Ankara yabancı nüfusun başlıca yoğunlaşma merkezleri olmayı sürdürmüş ve üç ilde de artış eğilimi devam etmiştir. Genel görünüm, ikamet izinli yabancı nüfusun statü ve bölgesel dağılım bakımından büyük ölçüde istikrarlı bir yapı sergilediğine işaret etmektedir.
Temmuz-Ağustos 2026 döneminde düzensiz göç hareketliliğinin devam ettiği ve özellikle Afganistan, Suriye ve Özbekistan uyruklu düzensiz göçmen tespitlerinde belirgin artış yaşandığı görülmektedir. Bu durum, düzensiz göç hareketlerinin belirli uyruklar üzerinde yoğunlaşmaya devam ettiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, göçmen kaçakçılığına yönelik tespitler ve insan ticareti mağdurlarına ilişkin veriler, düzensiz göçle mücadelenin yalnızca düzensiz göçmen tespitleriyle sınırlı olmadığını; göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretiyle mücadeleyi de kapsayan çok boyutlu bir güvenlik ve koruma yaklaşımını gerektirdiğini göstermektedir.
Temmuz-Ağustos 2026 döneminde geçici koruma kapsamındaki Suriyeli nüfusta genel bir azalma eğilimi görülürken, bu düşüşün cinsiyet ve yaş grupları arasında farklı düzeylerde gerçekleştiği görülmektedir. Kadın ve erkek nüfusta benzer yönlü gerileme yaşanırken, özellikle 0-4 yaş grubundaki düşüşün diğer yaş gruplarına kıyasla daha belirgin olması dikkat çekmektedir. Bunun yanında, 18 yaş altı ve çalışma çağındaki nüfusta da azalma görülmesi, toplam nüfustaki gerilemenin farklı yaş gruplarına yayıldığını göstermektedir. 65 yaş ve üzeri nüfustaki düşüş ise daha sınırlı olmakla birlikte, genel demografik eğilimle paralellik göstermektedir. Genel olarak veriler, geçici koruma kapsamındaki Suriyeli nüfusun hem toplam büyüklüğünde hem de farklı yaş gruplarında aşağı yönlü bir hareketlilik yaşandığına işaret etmektedir.
