Logo
Göç Araştırmaları Vakfı Yayımlanan Kitaplar

2021 Yılı Yayımlanan Kitaplar
İslamcılığın Ardından – İslam Toplumu Millî Görüş Etnografik Bir Araştırma
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), Almanya’da tartışmalara yol açan göçmen Türk örgütlerinin başında gelmektedir. Birkaç yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu çalışmasında Werner Schiffauer, IGMG’nin Almanya’daki inkişafıyla ilgili özgün bir portre çiziyor. Schiffauer’in İslamcılığın Ardından‘daki odak noktası, kurucu neslin İslamcı mirasıyla başa çıkmaya çalışan ikinci neslin, Federal Cumhuriyet’te İslam’ın ve siyasetin rolünü yeniden tanımlama girişimidir. Schiffauer’in “post-İslamcı arayış” olarak adlandırdığı ikinci neslin bu arayışı, Alman ve Avrupa İslamı’ndaki en etkileyici hareketlerden birini temsil ediyor.
Vatandaşlığın Sınırları – Avrupa’daki Göçmenler ve Ulus-Ötesi Üyelik
Pek çok Batı ülkesinde, bir zamanlar yalnızca vatandaşlara ait olan haklar, şimdilerde göçmenlere dek genişlemektedir; bu, ulus devletlerin sınır kontrolleri ile milliyetçi ideolojilerin sınırların güvenliğine yönelik söylemlerini güçlendirdiği bir zamanda, vatandaşlığın doğasına ve temeline meydan okuyan bir eğilimdir. Bu kitapta Yasemin Soysal, Avrupa ülkelerinin göçmenleri bünyelerine dâhil etmenin farklı yollarını, bu politikaların nasıl geliştiğini ve uluslararası insan hakları söyleminden nasıl etkilendiklerini ele alıyor. Soysal, “misafir işçilere” özel bir önem addederek, savaş sonrası uluslararası göçe odaklanıyor. Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık’a derinlemesine bir göz atarak, belirli devletlerin, göçmenleri bünyelerine katmalarının temeli olarak bireysel gruplara karşı korpore [corporate] gruplara yaptıkları vurguyu yansıtan üç ana model tanımlıyor. İnsan hakları söyleminin küresel çapta genişlemesi ve yoğunlaşmasının ulus-devletleri, üyelik haklarını yabancılara dek genişletmeleri için artan bir dış baskı altına soktuğunu ve bunun da vatandaşlar ve vatandaş olmayanlar arasında gittikçe bulanıklaşan bir çizgi ile sonuçlandığını keşfediyor. Son olarak Soysal, bu değişimlere karşı muhtemel bir model öneriyor: Meşruiyetini ulusal aidiyetten ziyade, evrensel bireylikten alan ulus-sonrası bir üyelik modeli. Vatandaşlık, haklar ve göç çalışmalarına yönelik bu yeni yaklaşım, insan hakları, uluslararası göç ve uluslar-üstü kültürel etkileşimler gibi konularla ilgilenen herkes için paha biçilmez olacaktır.
Türk İşgücü İhracatı
Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşması neticesinde “misafir işçi” statüsünde Almanya’ya göç eden Türk işçilerinin gerek memleketlerinden ayrılmadan önceki, gerekse ayrıldıktan sonraki sosyal ve ekonomik durumlarını Türk ve Alman resmî kurumlarınca yaptırılan anketler ve bu makamların sağladıkları veriler çerçevesinde analiz eden bu kitap, işgücü göçünün aktörleri olan ev sahibi ülke, işgücü ihraç eden ülke ve göçmen işçiler üzerindeki “etkilerini” tüm boyutlarıyla ele alıyor. Kitap ayrıca, işgücü göçü veren bir ülkenin ekonomik durumunda meydana gelmesi muhtemel değişiklikleri “Türkiye Örneği” üzerinden aktarmakla beraber, bu alanda çalışan araştırmacılar için rehber niteliğinden olan eşsiz bir kaynakça sunuyor.
2020 Yılı Yayımlanan Kitaplar
Diaspora Seçim Coğrafyası – Anavatan’da Türk Diasporasının Siyasal Katılım Serencamı
Göçler ve jeopolitik kırılmalar neticesinde doğan ve ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasında emeğini ortaya koymak için sınırları aşan diasporamız müstesna bir yere gelmiştir. Bu beşeri jeopolitik konum diasporamızın siyasal taleplerini karşılama noktasında ulus-devlet sistemini zorlayan ayrı bir durum yaratmıştır. Bu minvalde diasporamızın siyasal temsil talepleri hem sakini olduğu ülkede hem de anavatanda yarım yüzyıldan fazla sürmüştür. Özellikle anavatanda yapılan seçimlerde yurt dışında kurulan sandıklarda oy kullanabilmeleri ancak 2014’te mümkün olabilmiştir. Diasporamızın verdiği anavatanda siyasal temsil mücadelesi hiç de kolay olmamıştır. Elinizdeki kitap, bu serencamı yani Türk diasporasının anavatanda verdiği yarım yüzyıllık siyasal katılım sürecini çeşitli boyutlarıyla ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanakları ışığında mercek altına alıyor. Ayrıca yazarlar bu kitapta, yurt dışı temsil meselesinde ayrı bir merhale olan yurt dışı seçim çevresi sistemini de Türk diasporası için derinlemesine inceliyor ve bu sistemi bir temsil mekanizması olarak Türk politika yapıcılarına öneri olarak sunuyor. Kitap bu bağlamda hem politika yapıcılar hem de göç ve diaspora konularıyla ilgilenen araştırmacılar için kaynak niteliği taşımaktadır.
Refugia
Sıradan bir kitap değil bu. Sosyal bilim kurguyu ütopyacılık, pragmacılık, analitik bir çalışma ve yenilikçi bir sosyal teoriyle birleştiren kitabın yazarları, çağımızın en büyük ikilemlerinden birini ele alıyor: Kitlesel yerinden edilmenin yol açtığı sorunlar nasıl çözülür? Robin Cohen ve Nicholas Van Hear tarafından sunulan ilk çözüm önerisinin geliştirilmiş hâli olan Refugia adlı bu yeni, birbirine bağlı, ulus-ötesi takımada anlayışının mülteci çalışmaları alanına yeni bir soluk getireceği şimdiden aşikâr.
Avrupa’da Parlamento ve Diaspora
Artan uluslararası göçle birlikte ulus-devletlerin etnik homojenliklerini her geçen gün biraz daha kaybettiği çağımızda, ulusların kendi ulus-devletlerinin teritoryal sınırlarını aşan birer kozmo-uluslara dönüşmeleri artık kaçınılmaz. Bu sınır ötesi ulusların kozmo-ulusal parlamentolardaki temsil meselesini Fransa, İtalya ve Hırvatistan örnekleri üzerinden ele alan kitap, diasporanın parlamentoda temsiline ilişkin kozmo-ulusal politikaları da okuruna ayrıca sunmakta.
Diaspora Politikaları
Bir kısmı An­tik Çağ’da, bir kısmı Orta Çağ’da, bir kısmı da modern zamanlarda oluşmuş olan diasporalar bugün başta uluslararası ilişkiler olmak üzere sosyal bilimlerin birçok disiplininde yadsınamaz bir konuma sahip. Öte yandan diasporalar üzerine yapılmış akademik çalışmaların sayısı da bir o kadar az. İşte bu kitap tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Yahudi, Ermeni ve Yunan diasporaları gibi kadim diasporalardan tutun da Almanya’daki Türk, Amerika’daki Çinli, Britanya’daki Paki diasporası gibi nispeten yeni sayılabilecek birçok diasporayı anavatan-ev sahibi ülke ilişkileri üzerinden ele alan kitap, diaspora fenomeninin yalnızca kadim diasporalara uygulanabilecek dar kapsamlı bir fenomen olmadığı bilakis her geçen gün genişleyen küresel bir fenomen olduğu iddiasında.