Logo
Göç Araştırmaları Vakfı Yayımlanan Kitaplar

2022 Yılı Yayımlanan Kitaplar
BEŞERÎ JEOPOLİTİK
Uluslararası Çalışmalar Derneği 2020 yılı Öne Çıkan Çalışma Ödülü’nü [International Studies Association 2020 ENMISA Outstanding Paper Award] kazanan bu kitap, gelişen “göç” rejiminin bir neticesi olarak devletlerin topraksal sınırlarının ötesindeki yurttaşları için kurdukları diaspora kurumlarının küresel politika değişikliklerine kaynaklık eder hâle gelişlerini deneysel verilerle kanıtlıyor. Küresel kapsamda, karşılaştırmalı ve karma yöntemli bir vaka çalışması yapan Alan Gamlen, devletlerin diaspora yönetişiminin değişen doğası ile bu sürecin politik olarak itici güçleri hakkında okuyucusuna ikna edici bir hikâye sunuyor.
MÜLTECİ NEDİR?
Son zamanlarda Avrupa’ya yaşanan mülteci ve sığınmacı hareketliliğiyle, kıtada ve daha ötesinde kavram karmaşası olmuştur. William Maley, bu kitapta okuyucuya ‘mülteci’ meselesine dair fikir vermek üzere bir rehber sunmaktadır. Hem uluslararası hukuk meselesi olarak hem de felsefi ve ‘günlük dil’ tartışmalarında ‘mülteci’ tanımını ele almaktadır. Ayrıca, devletlerin, kişilerin mülteci olarak kabul edilip edilmeyeceğini belirlemek üzere kullandıkları usullere de kısaca yer vermektedir. Maley, gerek bireysel gerekse kitlesel yerinden edilme deneyimlerinin ne kadar çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekerek, sürgün ve yerinden edilme tarihini incelemektedir. Sığınma arayan aileleri ve bireyleri anlatarak, tehlikeli yolculuklarında çektikleri ıstırabı, ayrılığı ve yer değiştirmeyi gözler önüne sermektedir. Küreselleşen dünyada mülteci krizlerinin dinamiklerini tartışmakta ve yirmi birinci yüzyıl hareketlerini farklı kılan bir dizi faktörü sunmaktadır. Ek olarak, mülteci akınlarının idaresinde modern diplomasinin araçlarının nasıl kullanıldığını araştırmaktadır. Diplomasinin mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamada etkili olabilmesi için aşılması gereken engellerin neler olduğunu tanımlamaktadır. Son olarak, sınır kontrollerinin toplumlar ve halklar üzerinde genellikle gözden kaçan veya göz ardı edilen şekillerde nasıl ahlaki ve maddi maliyetler yüklediğinin altını çizmektedir.
MİSAFİR KALMAK
Eğitim ve ders kitapları bir yandan toplumsal düzeninin ve barışın sağlanmasına katkıda bulunma potansiyeline sahipken diğer taraftan ise toplumsal çatışma ve huzursuzluğu tetikleyebilme potansiyeli vardır. Eğitim kurumları ve ders kitapları toplumsal barışı ya da çatışmayı tek başına gerçekleştiren bir aktör olmaktan ziyade, bu süreçleri destekleyen, toplumsal ve siyasal alandaki düşünceleri yaygınlaştıran ve yansıtan bir role sahiptir. Bundan dolayı, ders kitaplarının içeriğinde yapılacak değişim, toplumsal barışı gerçekleştirmeye katkı sunabilir ya da toplumsal çatışmaları yeniden üretebilir. Bu bağlamda ders kitaplarında göçü ve göçmenleri sunma biçimi göçmenlerin toplumsal uyumu sağlamasına katkıda bulunabilir ya da göçmenlere yönelik hoşnutsuzlukları tetikleyebilir. Türkiye’de mevcut ders kitapları incelendiğinde, ders kitaplarının göçmenleri marjinalleştirdiği, yardıma muhtaç, misafir, toplumun ve devletin sınırlı kaynaklarını tüketenler olarak tanımladığı görülmektedir. Dahası, ders kitaplarında göçmenler toplumun kurucu unsuru olarak tanımlanmamakta, toplumsal ve ekonomik hayata katkı sunan başarılı göçmen örneklerine yer verilmemekte, göçmenlerin yaşamları, kültürleri gibi özelliklerinden bahsedilmemektedir. Bu söylem hem okullarda hem de toplumsal alanda göçmenlere yönelik hoşnutsuzluğa, nefrete, dışlamaya ve korkuya katkıda bulunmaktadır. Eğer, ders kitaplarında göç ve göçmenlik daha olumlu bir şekilde sunulursa, göçmenler toplumun kurucu unsuru olarak tanımlanıp, toplumsal ekonomik hayata katkı sunan göçmenler ile göçmenlerin yaşamları ve kültürleri gibi özelliklerine yer verilirse, ders kitapları göçmenlere yönelik olumlu tutum ve davranışların gelişmesine katkı sunabilir.
FRANSA VE ALMANYA’DA VATANDAŞLIK VE ULUS BİLİNCİ
Fransa ve Almanya merkezli vatandaşlık tanımları hem öğretici hem de bu ülkelerde göçmen olarak yaşayan milyonlarca insan için belirleyici bir nitelik taşımaktadır. Fransız mahreçli vatandaşlık tanımı toprak ve yurt bağlamında bir vurguya sahipken, 1990’lardan itibaren giderek liberalleşen Alman kökenli vatandaşlık tanımının ilk ortaya çıkış itibari ile kan bağına dayandığı g rülmektedir. Ulusal kimliklerden ulus-devlet kavrayışı üzerindeki ayrımlara kadar birçok değişkeni çözümleyen Brubaker, bu yapıtıyla konu hakkında şimdiye dek geliştirilmiş en kapsamlı analizlerden birine imza atıyor. Hem anayasal hem de kültürel çerçevenin iç içe irdelendiği bu çalışma, bu iki farklı model üzerinden modern devlet anlayışının ayrıntılarıyla çözümlendiği kapsamlı ve doyurucu bir soruşturmaya bağlanıyor.
2021 Yılı Yayımlanan Kitaplar
DİSAPORALAR (Kesişimler, Kavramlar, Kimlikler)
Diaspora alanında araştırmalar yapan dünyaca ünlü bilim insanlarının makalelerini içeren bu kitap, küresel nüfus hareketliliklerinin ve bunlarla ilişkili olarak ortaya çıkan sosyal, politik ve kültürel sorunlara diasporaların merceğinden bakış imkânı sunuyor. Oldukça geniş kapsamlı olmanın yanı sıra disiplinler arası mahiyeti olan bu derleme, göç, etnisite, post-kolonyalizm ve kozmopolitlik gibi alanı şekillendiren kritik kavramları ele alıyor. Politik ekonomi, güvenlik, ırk, cinsiyet ve maddi ve elektronik kültür gibi birtakım kesişen gündem ve temaları da barındıran kitap, günümüz ulus-ötesi yaşamların karmaşıklığını analiz etmek amacıyla çağdaş ve klasik diasporalara ilişkin orijinal vaka çalışmalarına da yer vermekte. Diasporalar kitabı, hayati önemi giderek artan bu konuyla ilgili araştırma yapan yahut bu konuya ilgi duyan herkes için referans bir metindir.
 
Kesitler: Üçüncü Kuşakla Konuşmalar
Göçün 60. yılına özel olarak hazırladığımız bu çalışma ile Almanya’daki üçüncü kuşak 60 Türk’ün gündelik hayatı, eğitim durumu, tecrübe ettiği olumlu/olumsuz anıları, siyasal katılım hakkındaki düşünceleri, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin kendisine yansıması ve gelecek planlarına dair düşündüklerini aktarmaya çalıştık. Bu kitap çalışmasının temel hedefi “anlamak” eylemini ön planda tutmaktır. Aktarılan her bir hikâyede; esnafından sanatçısına, bürokratından akademisyenine, siyasetçisinden fikir adamına dek herkese üzerine düşen sorumluluğu düşündürmesi hedefiyle okuyucusuna ulaştırılmıştır. Kitabın tek iddiası Almanya’daki Türk toplumunun hikâyelerini anlamak ve anlatmaktır.
 
Amerikada islamofobi
İslamofobi ve Müslüman karşıtlığı paradigması kültürlere, tarihe ve sosyolojik gerçeklere göre farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde tezahür etmektedir. Öyle ki çoğu zaman yalnızca bireylerin dinini özgürce yaşama hakkının ihlali değil, aynı zamanda toplumun diğer üyeleri ve devletin kendisi tarafından dini kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaları ve hatta devlet politikalarının bu ayrımcı temel üzerinden inşa edilmesi de söz konusudur. İslamofobi ve Müslüman düşmanlığı sorununun ortaya çıkış nedeninin, köklerinin ve etkilerinin akademik ortamda düşünce, din ve vicdan özgürlüğü bağlamında ele alınması büyük öneme sahiptir. Khaled Beydoun bu kitabında İslamofobinin kökenleri hakkında verdiği bilgilerden sonra terimin bir tanımını ortaya koymakta, İslamofobinin günümüzde nasıl yeniden inşa edildiği ve bir siyaset aracı olarak kullanıldığını ortaya çıkartmakta ve Amerika’daki Müslüman karşıtı fikir ve eylemleri diğer ayrımcılığa uğrayan ırk ve inanış mensupları ile birlikte değerlendirerek geleceğe yönelik birtakım öneriler sunmaktadır.
Yurt Dışında Türkçe Ana Dili Öğretimi
Ana dilimiz köklerimizdir. Kök saldığımız her toprakta hayata güçlü bağlarla tutunmak ve sarsılmadan var olmak isteriz. Köklerimiz beslenirse sağlamlaşır, yeşeririz. Bulunduğumuz her coğrafyada “kim” olduğumuzun bilincinde olarak sarsılmadan ve savrulmadan yaşamanın bir yolu da dilimizi canlı tutmaktan geçer. Nitekim Türkçe, yalnızca Türkiye’de değil dünyanın dört bir yanında ana dili olarak konuşulmakta ve kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Bu aktarımda bireysel çabanın yanı sıra Türkçenin akademik olarak da öğretilmesini sağlayan Türkçe Ana Dili Öğretiminin önemi büyüktür. Ana dilimizin yaşadığı farklı coğrafyalarda Türkçe öğretimi üzerine çalışan araştırmacıların yazılarını içeren bu kitap, Türkçenin ana dili olarak öğretildiği farklı ülkelerin Türkçe öğretimi politikalarını ve uygulamalarını inceliyor. Yazarlar, ilgili ülkelerde Türkçe öğretiminin güncel durumunu ve temel sorunlarını irdeliyor ve çözüm önerileri sunuyor.
İslamcılığın Ardından – İslam Toplumu Millî Görüş Etnografik Bir Araştırma
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), Almanya’da tartışmalara yol açan göçmen Türk örgütlerinin başında gelmektedir. Birkaç yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu çalışmasında Werner Schiffauer, IGMG’nin Almanya’daki inkişafıyla ilgili özgün bir portre çiziyor. Schiffauer’in İslamcılığın Ardından‘daki odak noktası, kurucu neslin İslamcı mirasıyla başa çıkmaya çalışan ikinci neslin, Federal Cumhuriyet’te İslam’ın ve siyasetin rolünü yeniden tanımlama girişimidir. Schiffauer’in “post-İslamcı arayış” olarak adlandırdığı ikinci neslin bu arayışı, Alman ve Avrupa İslamı’ndaki en etkileyici hareketlerden birini temsil ediyor.
Vatandaşlığın Sınırları – Avrupa’daki Göçmenler ve Ulus-Ötesi Üyelik
Pek çok Batı ülkesinde, bir zamanlar yalnızca vatandaşlara ait olan haklar, şimdilerde göçmenlere dek genişlemektedir; bu, ulus devletlerin sınır kontrolleri ile milliyetçi ideolojilerin sınırların güvenliğine yönelik söylemlerini güçlendirdiği bir zamanda, vatandaşlığın doğasına ve temeline meydan okuyan bir eğilimdir. Bu kitapta Yasemin Soysal, Avrupa ülkelerinin göçmenleri bünyelerine dâhil etmenin farklı yollarını, bu politikaların nasıl geliştiğini ve uluslararası insan hakları söyleminden nasıl etkilendiklerini ele alıyor. Soysal, “misafir işçilere” özel bir önem addederek, savaş sonrası uluslararası göçe odaklanıyor. Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık’a derinlemesine bir göz atarak, belirli devletlerin, göçmenleri bünyelerine katmalarının temeli olarak bireysel gruplara karşı korpore [corporate] gruplara yaptıkları vurguyu yansıtan üç ana model tanımlıyor. İnsan hakları söyleminin küresel çapta genişlemesi ve yoğunlaşmasının ulus-devletleri, üyelik haklarını yabancılara dek genişletmeleri için artan bir dış baskı altına soktuğunu ve bunun da vatandaşlar ve vatandaş olmayanlar arasında gittikçe bulanıklaşan bir çizgi ile sonuçlandığını keşfediyor. Son olarak Soysal, bu değişimlere karşı muhtemel bir model öneriyor: Meşruiyetini ulusal aidiyetten ziyade, evrensel bireylikten alan ulus-sonrası bir üyelik modeli. Vatandaşlık, haklar ve göç çalışmalarına yönelik bu yeni yaklaşım, insan hakları, uluslararası göç ve uluslar-üstü kültürel etkileşimler gibi konularla ilgilenen herkes için paha biçilmez olacaktır.
Türk İşgücü İhracatı
Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşması neticesinde “misafir işçi” statüsünde Almanya’ya göç eden Türk işçilerinin gerek memleketlerinden ayrılmadan önceki, gerekse ayrıldıktan sonraki sosyal ve ekonomik durumlarını Türk ve Alman resmî kurumlarınca yaptırılan anketler ve bu makamların sağladıkları veriler çerçevesinde analiz eden bu kitap, işgücü göçünün aktörleri olan ev sahibi ülke, işgücü ihraç eden ülke ve göçmen işçiler üzerindeki “etkilerini” tüm boyutlarıyla ele alıyor. Kitap ayrıca, işgücü göçü veren bir ülkenin ekonomik durumunda meydana gelmesi muhtemel değişiklikleri “Türkiye Örneği” üzerinden aktarmakla beraber, bu alanda çalışan araştırmacılar için rehber niteliğinden olan eşsiz bir kaynakça sunuyor.
2020 Yılı Yayımlanan Kitaplar
Diaspora Politikaları
Bir kısmı An­tik Çağ’da, bir kısmı Orta Çağ’da, bir kısmı da modern zamanlarda oluşmuş olan diasporalar bugün başta uluslararası ilişkiler olmak üzere sosyal bilimlerin birçok disiplininde yadsınamaz bir konuma sahip. Öte yandan diasporalar üzerine yapılmış akademik çalışmaların sayısı da bir o kadar az. İşte bu kitap tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Yahudi, Ermeni ve Yunan diasporaları gibi kadim diasporalardan tutun da Almanya’daki Türk, Amerika’daki Çinli, Britanya’daki Paki diasporası gibi nispeten yeni sayılabilecek birçok diasporayı anavatan-ev sahibi ülke ilişkileri üzerinden ele alan kitap, diaspora fenomeninin yalnızca kadim diasporalara uygulanabilecek dar kapsamlı bir fenomen olmadığı bilakis her geçen gün genişleyen küresel bir fenomen olduğu iddiasında.
Avrupa’da Parlamento ve Diaspora
Artan uluslararası göçle birlikte ulus-devletlerin etnik homojenliklerini her geçen gün biraz daha kaybettiği çağımızda, ulusların kendi ulus-devletlerinin teritoryal sınırlarını aşan birer kozmo-uluslara dönüşmeleri artık kaçınılmaz. Bu sınır ötesi ulusların kozmo-ulusal parlamentolardaki temsil meselesini Fransa, İtalya ve Hırvatistan örnekleri üzerinden ele alan kitap, diasporanın parlamentoda temsiline ilişkin kozmo-ulusal politikaları da okuruna ayrıca sunmakta.
Refugia
Sıradan bir kitap değil bu. Sosyal bilim kurguyu ütopyacılık, pragmacılık, analitik bir çalışma ve yenilikçi bir sosyal teoriyle birleştiren kitabın yazarları, çağımızın en büyük ikilemlerinden birini ele alıyor: Kitlesel yerinden edilmenin yol açtığı sorunlar nasıl çözülür? Robin Cohen ve Nicholas Van Hear tarafından sunulan ilk çözüm önerisinin geliştirilmiş hâli olan Refugia adlı bu yeni, birbirine bağlı, ulus-ötesi takımada anlayışının mülteci çalışmaları alanına yeni bir soluk getireceği şimdiden aşikâr.
Diaspora Seçim Coğrafyası – Anavatan’da Türk Diasporasının Siyasal Katılım Serencamı
Göçler ve jeopolitik kırılmalar neticesinde doğan ve ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasında emeğini ortaya koymak için sınırları aşan diasporamız müstesna bir yere gelmiştir. Bu beşeri jeopolitik konum diasporamızın siyasal taleplerini karşılama noktasında ulus-devlet sistemini zorlayan ayrı bir durum yaratmıştır. Bu minvalde diasporamızın siyasal temsil talepleri hem sakini olduğu ülkede hem de anavatanda yarım yüzyıldan fazla sürmüştür. Özellikle anavatanda yapılan seçimlerde yurt dışında kurulan sandıklarda oy kullanabilmeleri ancak 2014’te mümkün olabilmiştir. Diasporamızın verdiği anavatanda siyasal temsil mücadelesi hiç de kolay olmamıştır. Elinizdeki kitap, bu serencamı yani Türk diasporasının anavatanda verdiği yarım yüzyıllık siyasal katılım sürecini çeşitli boyutlarıyla ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanakları ışığında mercek altına alıyor. Ayrıca yazarlar bu kitapta, yurt dışı temsil meselesinde ayrı bir merhale olan yurt dışı seçim çevresi sistemini de Türk diasporası için derinlemesine inceliyor ve bu sistemi bir temsil mekanizması olarak Türk politika yapıcılarına öneri olarak sunuyor. Kitap bu bağlamda hem politika yapıcılar hem de göç ve diaspora konularıyla ilgilenen araştırmacılar için kaynak niteliği taşımaktadır.