
- Göç Araştırmaları Vakfı -
- 30 Nisan 2026
2026 yılı Nisan ayı içerisinde Türkiye’deki uluslararası göç hareketliliğinde meydana gelen değişimleri tespit etmek amacıyla; T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından paylaşılan 30 Nisan 2026 tarihli veriler, 26 Mart 2026 tarihli istatistikler baz alınarak karşılaştırmalı analize tabi tutulmuştur.
Söz konusu inceleme toplam 36 günlük bir kesiti kapsamakta olup, raporun ilerleyen bölümlerinde bu zaman zarfındaki göç istatistiklerine dair güncel veriler arası karşılaştırmalar sunulacaktır.
İkamet İzni ve Bölgesel Yoğunluk
2026 yılı Nisan ayı verilerine göre Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı uyrukluların sayısı bir önceki aya oranla %2,6 oranında artış göstererek 1.228.635 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde ikamet izinli nüfusun uyruklara göre dağılımı incelendiğinde; Türkmenistan (%15), Azerbaycan (%8) ve Suriye (%7) vatandaşlarının ilk üç sıradaki ağırlığını koruduğu görülmektedir. İlgili dönemde Türkmenistan, Azerbaycan ve Suriye uyruklu yabancıların sayısında artış gözlenmiştir. Türkmenistan uyruklu yabancıların sayısı 180.997’den 184.229’a yükselirken, Azerbaycan uyrukluların sayısı 95.305’ten 96.866’ya, Suriye uyrukluların sayısı ise 82.547’den 83.559’a ulaşmıştır.
Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun statü bazlı dağılımı, Nisan ayı verilerine göre genel bir demografik istikrar sergilese de kategoriler arasında farklılaşan hareketlilikler dikkat çekmektedir. Bu dönemde kısa dönem ikamet izni sahibi yabancı sayısı %0,43 oranında artarak 433.758’e ulaşmıştır. Suriye, Türkmenistan ve Irak uyruklu kişilerin ilk üç sıradaki konumlarını korumaları, söz konusu gruptaki ülke dağılımının yapısal olarak değişmediğini göstermektedir. Öğrenci ikamet izinleri ise %0,47 oranında sınırlı bir artışla 227.624’e ulaşmıştır. Türkmenistan, İran ve Azerbaycan vatandaşlarının başı çekmesi, öğrenci hareketliliğinin ülke bazlı dağılımında belirgin bir değişim yaşanmadığını göstermektedir. Benzer şekilde, aile ikamet izni sahibi sayısı %0,67 oranında sınırlı bir artışla 174.040’a yükselmiştir. Bu kategoride Özbekistan, Türkmenistan ve Rusya Federasyonu uyrukluların ağırlığı sürmüş; aile ikamet izinleri bakımından ülke uyrukları dağılımı genel olarak istikrarını korumuştur. İnceleme döneminin en dikkat çekici verisi, %7,47’lik artışla 393.213’e yükselen ve tüm ikamet türleri arasında en yüksek büyümeyi kaydeden “diğer ikamet izinleri” grubunda gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Türkiye’deki yabancı nüfusun genel dağılımı büyük ölçüde aynı kalırken, en belirgin sayısal artışın “diğer” ikamet kategorisinde yaşandığı görülmektedir.
Türkiye’deki ikamet izinli yabancı nüfusun illere göre dağılımı incelendiğinde; İstanbul, Antalya ve Ankara ilk üç sıradaki yerini koruyarak bölgesel yoğunluğun merkezleri olmaya devam etmiştir. İstanbul’daki yabancı sayısı %0,69’luk sınırlı bir artışla 597.285’e yükselirken, Ankara’daki sayı %2,05 artışla 77.192’ye ulaşmıştır. Bu dönemde en dikkat çekici artış ise, yabancı nüfusun 135.422’ye ulaştığı ve %11,91’lik artış oranıyla öne çıkan Antalya’da kaydedilmiştir.
Düzensiz Göç ve Göçmen Kaçakçılığı Verileri
Nisan ayı itibarıyla tespit edilen düzensiz göçmen sayısı aylık bazda 14.850 olarak kaydedilmiştir. Yıl genelinde mükerrer kayıtlar dahil toplam sayı 45.230’a ulaşırken, mükerrer kayıtlar arındırıldığında yıllık tespit edilen düzensiz göçmen sayısının 43.378 olduğu görülmektedir. İlgili dönemin düzensiz göç verileri uyruk bazında incelendiğinde; %30’luk payla Afganistan uyruklular ilk sırada yer almaktadır. Bu grubu %15 ile Suriye ve %8 ile Özbekistan uyruklu bireyler takip etmektedir.
Aynı dönem içerisinde göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında toplam 1318 vaka kayıt altına alınmıştır. Ayrıca, göç hareketliliğinin bir diğer kritik boyutu olan insan ticareti suçuna yönelik incelemelerde, Nisan ayı içerisinde 26 kişinin insan ticareti mağduru olduğu belirlenmiştir. Bu veriler, düzensiz göçle mücadelenin yanı sıra göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi suçlara karşı yürütülen operasyonel sürecin kapsamını ortaya koymaktadır.
Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyelilere İlişkin İstatistiksel Analiz
2026 yılı Nisan ayı itibarıyla Türkiye’de geçici koruma statüsüyle ikamet eden Suriyelilerin sayısı %0,79 oranında bir gerileme kaydederek 2.280.542 olarak tespit edilmiştir. İl bazlı veriler incelendiğinde, yabancı nüfusun yoğun olduğu merkezlerde nisan ayı itibarıyla sınırlı bir düşüş gözlemlenmiştir. Bu kapsamda İstanbul’daki geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 402.151’e gerileyerek %0,80 oranında azalış göstermiştir. Benzer şekilde Gaziantep’te 321.212’ye (%0,74) ve Şanlıurfa’da 192.807’ye (%0,05) düşüş kaydedilmiştir.
Ayrıca, ilgili dönem içerisinde geçici koruma statüsündeki 55 Suriye vatandaşının üçüncü ülkelere yerleştirilme işlemleri tamamlanmıştır.
Demografik Yapı ve Yaş Gruplarına Göre Dağılım:
Nisan ayı sonu verilerine göre, geçici koruma kapsamındaki nüfusun cinsiyet dağılımı 1.105.341 (%48,4) kadın ve 1.175.201 (%51,6) erkek olarak kayıtlara geçmiştir. Aylık değişimler incelendiğinde; kadın nüfusunda %0,75, erkek nüfusunda ise yaklaşık %0,85 oranında bir azalma yaşandığı görülmektedir.
Yaş grupları bazında yapılan analizde, özellikle genç nüfus üzerindeki düşüş ivmesi dikkat çekmektedir:
- 0-4 Yaş Grubu: Bu yaş aralığındaki çocuk nüfusu %1,4 oranında azalarak 300.970’e gerilemiştir.
- 18 Yaş Altı Nüfus: 18 yaşın altındaki Suriyelilerin toplam sayısı %0,75’lik bir düşüşle 1.083.386 olarak kaydedilmiştir.
- 18-64 Yaş Arası Nüfus: 18–64 yaş arası nüfus, %0,81 oranında azalarak 1.161.283’e gerilemiştir.
- 65 Yaş ve Üstü Nüfus: Yaşlı nüfus grubunda ise %1,32 oranında sınırlı bir düşüş yaşanmış ve sayı 35.873 olmuştur.
Sonuç
Nisan 2026 dönemine ait 36 günlük veriler üzerinden yapılan inceleme, Türkiye’deki uluslararası göç hareketlerinin mevcut eğilimlerindeki değişim ve süreklilikleri yansıtmaktadır.
Nisan ayı verileri, Türkiye’de ikamet izniyle bulunan yabancı nüfusun genel olarak istikrarlı bir yapıyı koruduğunu ve toplam düzeyde sınırlı bir artış eğilimi sergilediğini ortaya koymaktadır. Uyruk dağılımında belirgin bir değişim gözlenmemesi, göç kompozisyonunun mevcut yapısını büyük ölçüde sürdürdüğünü göstermektedir. İkamet türleri açısından değerlendirildiğinde, farklı kategorilerde birbirinden ayrışan ancak genellikle düşük ölçekli hareketlilikler dikkat çekmektedir. Özellikle “diğer” ikamet izinlerinde öne çıkan artış, sistem içinde daha heterojen ve esnek bir hareket alanına işaret etmektedir. Bölgesel düzeyde ise İstanbul ve Ankara’nın görece istikrarlı seyrini koruduğu, buna karşılık Antalya’nın daha dinamik bir artış eğilimi sergileyerek dikkat çektiği görülmektedir.
Nisan ayı verileri, düzensiz göç hareketliliğinin belirli uyruklar etrafında yoğunlaştığını göstermektedir. Toplam tespit edilen sayıların yanı sıra mükerrer kayıtların ayıklanması, verinin daha net bir tablo sunduğunu ortaya koymaktadır. Göçmen kaçakçılığı vakalarının yüksek sayısı, düzensiz göçün yalnızca bireysel bir hareketlilik değil, aynı zamanda organize yapılarla ilişkili bir süreç olduğunu göstermekte; insan ticareti vakaları ise bu alandaki kırılganlıkların devam ettiğine işaret etmektedir.
Son olarak Nisan 2026 verileri, Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun genel olarak kademeli bir düşüş eğilimi içinde olduğunu göstermektedir. İl bazında büyük yoğunluk alanlarında da benzer şekilde hafif düşüşler gözlemlenirken, üçüncü ülkelere yerleştirme süreçlerinin devam etmesi bu hareketliliği destekleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Demografik açıdan cinsiyet dağılımında dengeli yapı korunurken, tüm yaş gruplarında görülen küçük ölçekli düşüşler nüfusun genel olarak homojen bir şekilde azaldığını göstermektedir. Bu tablo, geçici koruma kapsamındaki Suriyeli nüfusun yapısında ani değişimler olmaktan ziyade, kontrollü ve yavaş bir gerileme sürecinin sürdüğüne işaret etmektedir.


