Göç Araştırmaları Vakfı tarafından düzenlenen “Değişen Öteki Algısı ve Uygulamadaki Dönüşümler II” Çalıştayı, 25-26 Mayıs 2024 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Akademisyenler, araştırmacılar, sivil toplum temsilcileri, aktivistler ve göç alanında çalışan uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda Türkiye’de son yıllarda artan yabancı düşmanlığı olgusu farklı boyutlarıyla ele alındı.
Vakıf tarafından daha önce 9 Eylül 2023 tarihinde düzenlenen “Değişen Öteki Algısı ve Uygulamadaki Dönüşümler I” Toplantısında, göçmenlere yönelik toplumsal algıdaki değişim ve bunun kamu politikalarına yansımaları tartışılmış ve bu konuların daha kapsamlı bir biçimde ele alınacağı ikinci bir çalışma toplantısının yapılması kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen ikinci toplantı ile Türkiye’de yabancı düşmanlığının geçmişi ve bugünü değerlendirilmiş, toplumdaki göçmen algısı ile devletin göçmenlere yönelik yaklaşımındaki dönüşüm tartışılmıştır.
Türkiye’de yaşanan 2023 genel seçimleri, 2024 yerel seçimleri, ekonomik kriz, 6 Şubat depremleri gibi kırılma noktalarının yanı sıra dünyadaki politik ve ekonomik gelişmelerin yabancı düşmanlığı üzerindeki etkileri, çalıştayın arka planını inşa etmiştir.
Çalıştayın Amacı
Çalıştayın temel amacı, Türkiye’de artan yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık olgusunu değerlendirmek ve bu alanda çözüm önerileri geliştirmektir.
Bu kapsamda çalıştayda:
- Göçmenlere yönelik toplumsal algının dönüşümü
- Yabancı düşmanlığının toplumsal ve siyasal kaynakları
- Göçmenlerin karşılaştıkları ekonomik ve sosyal sorunlar
- Uluslararası öğrencilerin yaşadığı sorunlar
- Kısa, orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek riskler
- Irkçılıkla mücadele ve toplumsal barış için yeni bir dil ve söylem geliştirilmesi
- Göçmen karşıtlığına karşı bir eylem planının oluşturulması
gibi başlıklar ele alınmıştır.
Çalıştayın Programı ve Çalışma Yöntemi
İki gün süren çalıştay, açılış konuşmaları ve toplantı gündeminin paylaşılmasıyla başlamış, ardından katılımcılar tematik çalışma gruplarına ayrılarak tartışmalarını sürdürmüştür.
Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda:
- Öncelikli sorunların tespiti
- Kısa, orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek risklerin değerlendirilmesi
- Irkçılıkla mücadele ve toplumsal barış için yeni bir söylem geliştirilmesi
- Eylem planının oluşturulması
- Çalışma gruplarının belirlenmesi ve çıktılarının yaygınlaştırılması
başlıkları ele alınmıştır.
Çalıştay süresince katılımcılar farklı tematik gruplar altında bir araya gelerek göçmenlerin karşılaştıkları sorunları ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. Bu kapsamda:
- Yabancı düşmanlığı temelli sorunlar
- Ekonomik ve barınma sorunları
- Kadınlar ve çocukların yaşadığı sorunlar
- Göç yönetimi ve politika kaynaklı sorunlar
- Uluslararası öğrencilerin karşılaştıkları güçlükler
gibi başlıklar üzerinde tartışmalar yürütülmüştür.
Tartışılan Başlıca Konular
Çalıştayda yapılan değerlendirmelerde, son yıllarda ekonomik zorluklar, siyasi söylemler ve sosyal medyada yayılan dezenformasyonun göçmenlere yönelik olumsuz algıların güçlenmesine katkı sağladığı ifade edilmiştir.
Katılımcılar tarafından ayrıca:
- Göçmenlerin ekonomik kırılganlıklarının artması
- Barınma ve istihdam alanında yaşanan sorunlar
- Göçmen çocukların eğitime erişiminde yaşanan güçlükler
- Göçmen kadınların karşılaştıkları çok yönlü kırılganlıklar
- Sosyal medyada artan nefret söylemi ve ayrımcılık
gibi konuların hem göçmen topluluklar hem de toplumsal uyum açısından önemli riskler barındırdığı vurgulanmıştır.
Çalıştay kapsamında yapılan tartışmalarda, yabancı düşmanlığının yalnızca bireysel tutumlardan değil, aynı zamanda ekonomik, siyasi ve iletişimsel dinamiklerden beslendiği vurgulanmıştır.
Katılımcılar tarafından özellikle şu alanlar öne çıkarılmıştır:
- Ekonomik kriz ve toplumsal belirsizliklerin göçmen karşıtlığını güçlendirmesi
- Sosyal medyada yayılan dezenformasyon ve nefret söylemi
- Göçmenlerin güvenlik, ekonomi veya demografi üzerinden kriminalize edilmesi
- Göç meselesinin siyasi tartışmalarda popülist bir araç olarak kullanılması
Bu bağlamda çalıştayda, göç meselesinin bilimsel veriler ve insan hakları perspektifi temelinde ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Çalıştayda ayrıca “öteki” kavramının tarihsel ve sosyolojik arka planı da tartışılmıştır. “Biz ve onlar” ayrımı üzerinden kurulan toplumsal söylemlerin, göçmenlerin çoğu zaman güvenlik tehdidi veya ekonomik yük olarak görülmesine zemin hazırlayabildiği ifade edilmiştir.
Katılımcılar, özellikle medya ve sosyal medyanın göçmenlere yönelik algının oluşmasında belirleyici bir rol oynadığını vurgulamıştır. Göçmenlerin çoğu zaman sayısal veriler üzerinden homojen bir grup olarak temsil edilmesi veya ekonomik ve güvenlik sorunlarıyla ilişkilendirilmesi, toplumdaki ötekileştirici söylemleri güçlendirebilmektedir.
Bu nedenle göç tartışmalarında daha kapsayıcı ve insan hakları temelli bir dilin geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Eylem Planı ve Gelecek Adımlar
Çalıştayın önemli çıktılarından biri, göçmen karşıtlığı ve yabancı düşmanlığıyla mücadeleye yönelik bir eylem planı oluşturulması yönündeki değerlendirmeler olmuştur. Katılımcılar, bu tür sosyal problemlerin azaltılması için araştırma, eğitim programları, farkındalık faaliyetleri ve politika geliştirme süreçlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu doğrultuda, göçmen karşıtlığının nedenlerinin analiz edilmesi, hedef kitlelerin belirlenmesi, farkındalık çalışmalarının geliştirilmesi ve farklı paydaşlar arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gibi başlıklar eylem planının temel unsurları arasında yer almıştır.
Paydaşların Rolü
Çalıştayda farklı paydaşların göç politikalarının geliştirilmesi sürecindeki rolü de ele alınmıştır.
Bu kapsamda:
Sivil toplum kuruluşlarının, sahadan elde ettikleri veriler ve deneyimler aracılığıyla göçmenlerin karşılaştıkları sorunların görünür kılınmasına katkı sağlayabileceği; aynı zamanda farkındalık çalışmaları ve toplumsal barışa yönelik projeler geliştirebileceği ifade edilmiştir.
Kamu kurumlarının ve politika yapıcıların, mevcut göç politikalarının etkilerini analiz ederek yasal ve kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesine katkı sunabileceği belirtilmiştir.
İnsan hakları aktivistlerinin, göçmenlerin karşılaştıkları hak ihlallerinin tespit edilmesi ve insan hakları temelli bir politika yaklaşımının güçlendirilmesinde önemli rol oynadığı vurgulanmıştır.
Hukukçular ve akademisyenlerin ise hukuki düzenlemelerin değerlendirilmesi, hak ihlallerinin önlenmesi ve politika önerilerinin geliştirilmesinde kritik bir rol üstlenebileceği ifade edilmiştir.
Çalıştay Raporu
Çalıştay kapsamında yapılan değerlendirmeler, tespitler ve öneriler ayrıntılı biçimde “Değişen Öteki Algısı ve Uygulamadaki Dönüşümler II” Çalıştay Raporunda derlenmiştir.

