SRİ LANKA’DA İNSAN HAKLARI İHLALİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

21 Aralık 2020, Pazartesi

Ülkedeki Müslüman azınlığın itirazına rağmen insan haklarının ciddi bir ihlali olan Sri Lanka’nın zorunlu ölü yakma politikası konusunda derinden endişe duyuyoruz.

Pandemi sürecinde ölü yakmayı zorunlu kılan, Çin hariç dünyadaki tek ülke Sri Lanka’dır. Çeşitli kaynaklara göre, Sri Lanka COVID-19’un ölü yakılmasını Nisan 2020’de zorunlu hale getirdi; burada bazı etkili Budist rahipler, cesetlerin gömülmesinin yeraltı sularını kirletebileceği ve hastalığı yayabileceği korkusunu yaydığını söylenmektedir. Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, kurbanların cenazesinin halk sağlığı açısından herhangi bir tehlikeye yol açacağına dair yayınlanmış bir kılavuz bulunmamaktadır.
Bunun yerine DSÖ, Müslümanların dini hassasiyetlerinin sürdürülmesi gerektiğini savundu. Ayrıca, Cidde merkezli İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (IPHRC), Sri Lanka’daki Müslüman azınlığın insan haklarının kötüye kullanılması konusunda derin endişelerini dile getirdi. Komisyon, Sri Lanka hükümetini Müslümanların gömülmesine izin vermeye çağırdı. Sorun Birleşmiş Milletler tarafından da ortaya atıldı. İnanç ve Düşünce Özgürlüğü Özel Raportörü ayrıca hükümetten Müslüman azınlığın cenaze haklarına saygı göstermesini istedi. Ancak çeşitli ülkelerden, insan hakları kuruluşlarından, Birleşmiş Milletler’den (BM) ve DSÖ’den gelen çağrılara rağmen, sorunlar yetkililer tarafından görmezden gelinmiştir.

Son yıllarda Sri Lanka’da Müslümanlara yönelik nefret ve aşırı Budistlerin Müslüman karşıtı saldırılar artmaktadır. Sri Lanka’da da tüm dünyada olduğu gibi aşırı sağın yükselişi, Müslümanları ötekileştirilmesi, Müslümanlara yönelik nefretin yayılmasının da normalleştiğini üzüntüyle gözlemledik. Ayrıca, Sri Lanka’daki Müslüman azınlığı yıldırma ve korkutma amacı taşıyan İslam karşıtı söylemler artık dayanılmaz bir duruma geldi. Aşırı sağ yayınlarla birleşince Müslümanların günlük hayatını etkilemekte ve zaman zaman isyanlara dönüşmektedir.

Üstelik son yıllarda münferit olarak meydana gelen İslam karşıtı söylem ve saldırılar, yıllardır birlikte yaşadıkları topluluklar arasındaki gerilimi yoğunlaştırmakta, Müslümanların komşularıyla sosyal uyumunu tehdit etmekte, ki bu gerçekten kabul edilemez bir durumdur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Göç Araştırmaları Vakfı