Mobassera Jahan Fatıma, Araştırma Asistanı / İslam Düşmanlığı ile Mücadele Araştırmaları Merkezi(İDMAM)

Fransa’da Yine Başörtü Yasağı Tartışması!

Fransa’da Ekim ayının başından beri başörtü konusu yine gündemde. Ayın başında başörtülü Fatima E.’nin bölge meclisinde bir milletvekili tarafından sözlü saldırıyı uğraması ile başlayan tartışma, ayın sonunda Fransız Senatosu’nun okul gezilerinde öğrencilere refakat eden annelerin görünür dinî simge taşımasının yasaklanmasına ilişkin yasa tasarısının görüşmesi ile devam ediyor.

31 Ekim 2019, Perşembe
- Fransa’da Yine Başörtü Yasağı Tartışması!

Avrupa ülkeleri arasında en çok Müslüman nüfusu barındıran Fransa’da, ne yazık ki son otuz yıldan beri başörtüsü konusu dönem dönem burka, paça, burkini ve fular gibi farklı adlar üzerinden sürekli gündeme gelmekte. Kamuoyunda, eğitim sektöründe ve özel sektörde Müslüman kadınların başörtüleri sebebi ile zaman zaman ayrımcılığa uğradığı da bilinen bir gerçek.

Ayrıca seçim zamanında gerek iktidar gerekse muhalif partilerin bazı üyelerinin de başörtüsü, laiklik, göçmenler ve İslami terörist gibi kelimeleri kullanarak İslam karşıtı söylemlerde bulunması da dikkate değer bir diğer nokta. Buna ek olarak Fransız medyası ve bazı gazeteciler başörtüsü yasağını zaman zaman gündeme getirerek İslam karşıtı yorumları körüklemekte.

Son olarak Ekim ayının başında başörtülü Fatima E.’nin aşırı sağcı bir milletvekili tarafından sözlü saldırıyı uğraması Fransa’daki başörtüsü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Çeşitli haber kaynaklarına göre olay günü bölgesel bir konsey toplantısına izleyici olarak katılan Fatima E.’den, Ulusal Birlik (RN) partisinin grup Başkanı Julien Odoul tarafından başörtüsünü çıkartması istendi. Odoul, Fatima E.’yi hedef göstererek, “Ülkemizin laik gelenekleri adına, toplantıya katılan bu kişinin “İslami başörtüsünü” çıkarmasını talep ediyoruz. Şu an kamuoyuna açık bir binadayız, demokrasiyi temsil eden bir kurumdayız. Başörtüsünü sokakta veya kendi evlerinde diledikleri gibi takabilirler ama burada buna izin vermeyiz” ifadesini kullandı. Ancak Odoul’un sözleri kendi parti üyeleri tarafından alkışlansa da diğer siyasiler Fatima E.’nin toplantı esnasında başörtüsü takmasının yasaya aykırı olmadığını dile getirdiler.

Öte yandan sosyal medyada yayınlanan videoda, bu olaya şahit olan Fatima E.’nin küçük çocuğunun olaydan nasıl etkilendiğini görmek de mümkün. Olay yerinde çocuğun annesine sarılarak göz yaşlarını tutamadığı ve sonrasında da toplantı salonunu terk etmek zorunda kaldığı kameralara yansımıştı. Kamuoyuna yansıyan son bilgilere göre, Fatima E.’nin söz konusu milletvekili hakkında Dijon Savcılığına ve Paris Mahkemesine suç duyurusunda bulunacağı dile getirildi.

İlerleyen günlerdeyse olay kamuoyunda büyük tepki topladı. Fransa’nın Le Monde gazetesinde yayımlanan bir açık mektupta, aralarında bazı ünlü isimlerin de bulunduğu 90 akademisyen, sanatçı, yönetmen, aktör ve gazeteci Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan, söz konusu olayın kınanmasını talep etti. Mektupta, Fransa’da sağcı ve solcu siyasetçilerin laikliği kullanarak özellikle de Müslüman kadınlara ayrımcılık yaptıkları vurgulandı.

Diğer taraftan Fransız siyasetçiler ve medya personellerinin de başörtüsü konusunda haftalardır olumlu-olumsuz yorumlarda bulunduğu gözlemlenmekte. Örneğin Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, söz konusu olaydan sonra yaptığı bir açıklamada, başörtüsünün toplumda istenmediğini savundu. Ayrıca okul gezilerinde öğrencilere refakat eden annelerin başörtüsü takması ile ilgili şöyle bir yorumda bulundu: “Yasa başörtüsünü yasaklamıyor ancak yerel yönetimlerin başörtüsünü yasaklanmasını teşvik edebiliriz.” Ancak Hükümet sözcüsü ve Bakan olan Sibeth Ndiaye, Blanquer ile aynı fikirde olmadığını ifade etti. Ayrıca Ndiaye, okul gezilerine başörtülü annelerin katılmasını olumlu bulduğunu belirtti.

Dahası Fransa’daki haber kanallarından LCI’nın sabah kuşağı haber programı sunucusu Olivier Galzi’nin “başörtüsü ile Hitler’in SS üniforması arasında paralellik kurması” ülkede büyük tepkilere yol açtı. Bunun yanı sıra Fransa’nın önde gelen gazetelerinden biri olan Le Figaro’nun Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yves Threard’ın, LCI televizyonunda yaptığı açıklama da dikkat çekiciydi. Threard şu yorumlarda bulundu: “İslam dininden nefret ediyorum. Eğer bindiğim otobüs ya da gemide başörtülü bir kadın olursa inerim. Daha önce bu durumu yaşadım.” Buna ek olarak aşırı sağ parti RN’in lideri Marine Le Pen de LCI Televizyonu’nda yaptığı bir açıklamada: “Ben başörtüsünün tüm kamusal alanlarda yasaklanmasını istiyorum.” demişti.

1795’te ilk laik Fransız devleti ilan edildikten sonra 9 Aralık 1905’te kabul edilen devlet-kilise ayrılığı kanunuyla Fransız laikliği son şeklini kazanmıştı. Bunun yanı sıra Avrupa ülkeleri arasında, devlet okullarında din eğitimi vermeyen tek ülke de yine Fransa. Dahası Fransa, 11 Ekim 2010 tarihli yasa ile kamusal alanlarda yüzü kapatan örtülerin kullanılmasını yasakladı, kurala uymayanlara ise 150 Euro’luk para cezası verilmesi öngörülüyor. Buna ek olarak 15 Mart 2004 tarihli yasa ise ilk ve orta dereceli okullarda başörtüsü dahil dinî sembollerin kullanılmasını yasaklanıyor.

Son olarak Fransız Senatosu, Cumhuriyetçi Parti’nin (LR) hazırladığı başörtüsü yasağı olarak da bilinen, okul gezilerinde öğrencilere refakat eden annelerin görünür dinî simge taşımasının yasaklanmasına dair yasa tasarısını görüştü. Yapılan oylamada yasa tasarısı 114 hayır oyuna karşı 163 evet oyu ile kabul edildi. Çoğunluğunu muhalefetteki sağ partilerin oluşturduğu senatodan geçen önergenin yasalaşması için Ulusal Mecliste de kabul edilmesi gerekiyor. Ancak LR’in önergesine mecliste çoğunluğa sahip iktidar partisinin destek vermediği, bu nedenle meclisten geçmesinin zor olduğu belirtiliyor.

Diğer taraftan birkaç gün önce başörtüsüne ilişkin yaptığı bir açıklamada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Kamuya açık alanlarda başörtüsü beni ilgilendirmez ancak kamu kurumlarında, okullarda ve çocuklara eğitim verilen yerlerde başörtüsü meselesi beni ilgilendirir. Laiklik bunu gerektirir” demişti.

Kaynak: AA, Perspektif.