Mobassera Jahan Fatıma, Araştırma Asistanı / İslam Düşmanlığı ile Mücadele Araştırmaları Merkezi(İDMAM)

Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi ve İslamofobi

Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişiyle birlikte 2018 yılında İslamofobi vakalarında ciddi bir artış gözlemleniyor ve İslamofobi mağdurlarının çoğunluğunun başörtülü kadınlar olduğu belirtiliyor.

18 Ekim 2019, Cuma
- Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi ve İslamofobi

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)’nın Eylül 2019’da yayımladığı “Avrupa İslamofobi Raporu 2018” e göre geçen on yılda milliyetçi, popülist ve aşırı sağ yanlısı hareketler Avrupada’daki etkilerini arttırdı. Örnek olarak Avusturya ve İtalya’da aşırı sağcı siyasi partiler iktidarı ele geçirdi. Daha öncesinde de Polonya’da, Macaristan’da ve Sırbistan’da milliyetçi hükümetler yönetimdeydi. Buna ek olarak, Almanya’da aşırı sağcı popülist parti ve İspanya’da aşırı sağcı parti son yıllarda parlamentoda güç kazanmaya başladı.

Raporda milliyetçi, popülist ve aşırı sağcı partilerin zaman zaman göç hareketi, küreselleşme, dinî terörizm gibi argümanlar ve anlatılardan faydalanarak siyasi çıkarlarını sağlamaya çalıştığının altı çiziliyor. Buna ek olarak ana akım siyasete karşı oluşan toplumsal nefretin de aşırı sağcı partilerin işine yaradığı belirtiliyor. Örneğin Almanya’da, Fransa’da ve Belçika’da göç karşıtı ve Müslüman karşıtı söylemler kullanılarak çeşitli protestolar düzenlendiği vurgulanıyor. Diğer taraftan Norveç’te, Danimarka’da ve Fransa’da ise bazı ana akım siyasi partilerin seçim amacıyla aşırı sağ yanlısı argümanları kullandığı söyleniyor. Rapora göre böylece Avrupa’da bazı ana akım siyasi partilerin aslında ötekiye (göçmen, çingene, Müslüman vs.) karşı olan nefreti meşrulaştırdığını vurguluyor.

Raporda ne yazık ki Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişinin ilk kurbanlarının Müslümanlar olduğu ve bu durumdan özellikle başörtülü Müslüman kadınların en çok mağdur olduğu bildiriliyor. 2018 yılında Müslüman kadınlara yönelik saldırıların sözlü saldırılardan, hizmete erişimi reddetmeye, zorla başörtüsünün açılmasından, tecavüze ve fiziksel saldırılara kadar uzandığı söyleniyor.

SETA’nın 34 Avrupa ülkesinin çeşitli kaynaklarından İslamofobi vakalarını ele aldığı raporda, Avrupa’da İslamofobi vakalarının sayısındaki artışta aşırı sağ partilerin yükselişinin etkisi olduğu öne sürülüyor. Örneğin aşırı sağcı siyasi partinin iktidarda olduğu Avusturya’da 2017’de 309 İslamofobi vakası kaydedilirken, bu rakamın 2018 yılında yüzde 74’e yükselerek 540 olduğu belirtiliyor.

Bu tür vakalar Fransa’da da dikkat çekici artışlar göstermekte. 2017 yılında 446 tane İslamofobi vakası kaydedilirken, 2018 yılında ise yüzde 52 oranında artarak 676’ya çıktığını gözlemleniyor. Ayrıca bu olayların yüzde 3’ünün fiziksel saldırı, yüzde 84’ünün ayrımcılık ve yüzde 13’ünün ise nefret söylemi olduğu ifade ediliyor. En önemlisi de Fransa’da kaydedilen İslamofobik vakaların yüzde 70’inde kadınların hedef alınması göze çarpıyor.

Diğer taraftan Almanya’da 2018 yılında önceki yıla göre islamofobi vakalarının sayılarında düşüş yaşansa da benzer olaylar hala devam etmekte. Rapora göre geçen sene Almanya’da Müslümanlara yönelik 678 saldırı gerçekleştirilirken camilere yönelik 40 saldırı gerçekleştirildi. Buna ek olarak ülkedeki mültecilerin bin 775 kez, Müslümanların bulunduğu sığınma evlerinin 173 kez ve yardım görevlilerinin 95 kez hedef alındığı belirtiliyor.

Belçika’da 2017 yılında 36 İslamofobi olayı kaydedilirken 2018 yılında ise 70 olayın gerçekleştiği bildiriliyor. Bu vakaların yüzde 76’sının kadınları ve yüzde 24’ünün erkekleri hedef aldığı dikkat çekmekte. Raporda  söz konusu ülkede yaşanan ayrımcılık vakalarının yüzde 84’ünün  iş yerinde gerçekleştiği kaydediliyor. Ayrıca islamofobik vakaların yüzde 29’unun  online şekilde gerçekleştiği ifade ediliyor.

Rapora göre Birleşik Krallık’ta 2011’den 2018 yılına kadar dinî sebeple işlenen suçlarda yüzde 415 oranında yükseliş gözlemliyor. Dinî ayrımcılığa uğrayan 5,680 kişinin yüzde 52’sinin Müslüman olduğu belirtiliyor.

Raporda İslamofobinin sadece Avrupa’da bulunan Müslüman topluluklar için değil aynı zamanda Avrupa ülkelerinin güvenliği ve istikrarı için de tehdit oluşturduğuna vurgu yapılıyor. Ayrıca islamofobiyle mücadele edilmesi konusunda bazı öneriler sunuluyor. Onlardan birkaçı şu şekilde:

– İslamofobiye yasal düzeyde önlemler alınması  İslamofobi/Müslüman karşıtı ırkçılığın doğru bir şekilde tanımlanması gerekiyor.

– Avrupa parlamentosunun İslamofobi ile mücadelede anti-semitizm, çingene karşıtlığı ve afrofobi ile mücadelede olduğu gibi somut politika önerileri ve ileriye dönük bir karar alması gerekiyor.

– 21 Eylül’ün “Avrupa İslamofobi ve Dinsel Hoşgörüsüzlüğe Karşı Mücadele Günü” ilan edilmesi gerekiyor.

Avrupa medyasında Müslüman topluluklar hakkında çok az sayıda olumlu içerikler üretiliyor. Ayrıca son yıllarda Avrupa’da islamofobik söylemlerin genellikle internet üzerinden yayılması dikkat çekiyor.

Raporda son olarak İslamofobiyle mücadele konusunda son zamanlarda yeterli olmasa da önemli adımlar atıldığı belirtiliyor.

Not: Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırma Vakfı (SETA), ulusal, bölgesel ve uluslararası konularda kâr amacı gütmeyen bir araştırma enstitüsüdür. Buna ek olarak SETA, 2015 ten bu yana her yıl düzenli olarak Avrupa’da İslamofobi ile ilgili bir yıllık rapor yayımlamaktadır.

 

https://setav.org/en/assets/uploads/2018/07/EIR_2017.pdf