Hakan Ünay, Araştırma Asistanı/Türkiye Göç Araştırmaları Merkezi (TÜGAM)

Sınır’sız Coğrafya Risk Altında: Schengen Bölgesi Sorgulanıyor

Avrupa ülkeleri, sınır kontrollerini kaldırmak amacıyla 25 yıl önce uygulamaya koydukları Schengen Anlaşması’nı mülteci krizi nedeniyle sorgulamaya başladı.

16 Ekim 2019, Çarşamba
- Sınır’sız Coğrafya Risk Altında: Schengen Bölgesi Sorgulanıyor

1985’te imzalanan anlaşmanın 1995’te yürürlüğe girmesiyle oluşturulan Schengen Bölgesi ile Avrupa, yıllar içerisinde sınırların ortadan kalktığı bir coğrafyaya dönüşmüştü. Ancak mülteci krizi ile birlikte, sınırların ortadan kaldırılışı bölge ülkeleri tarafından sorgulanmaya başlandı. Özellikle Macaristan, Avusturya, Almanya, Fransa, Danimarka, İsveç ve Norveç gibi ülkeler sınır kontrollerini katı bir şekilde artırmaya devam ediyor.

Schengen Anlaşması, aradan geçen 25 yıla rağmen hâlâ revize ediliyor. Özellikle son dönemlerde yaşanan mülteci krizi, anlaşmanın önemli değişiklikler gerektirdiği konusunda etkili oldu. Anlaşma, hâlihazırda bölge üyelerinin kamu düzenine veya iç güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturması durumunda, iç sınırlarda geçici pasaport veya kimlik kartı kontrolleri uygulamalarına izin veriyor. Ancak son yıllarda düzensiz göçe karşı yapılan kontrollerin bu iznin sınırlarını aştığı ifade ediliyor. Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi raportörü Tanja Fajon’un yayınladığı rapor da bunun bir göstergesi. Rapora göre ülkelerin yaptığı iç sınır kontrolleri AB yasalarını ihlal ediyor ve Schengen Bölgesi’nin geleceğini tehlikeye atıyor. Raporda mevcut sınır kontrollerinin mülteci krizinin başlarındaki gibi artık yasal olmadığını ve devletlerin söz konusu kontrollerde oldukça ileri gittiği belirtildi.

Ayrıca raporda sınır kontrollerinin uygulama aşamaları ile ilgili çok sayıda öneride bulunuldu. Önerilerden bazıları ise şu şekilde: sınır kontrolü başlangıç döneminin altı aydan iki aya indirilmesi, iki yıl olan sınır kontrolü uzatma izninin bir yıla indirilmesi, mevcut iç sınırlardaki güvenlik önlemlerinin değiştirilmesine ise son çare olarak başvurulması.

İlgili raporda belirtilen değişikliklerin önündeki en büyük engel ise Almanya ve Fransa gibi başat iki ülkenin sınır kontrolleri konusunda oldukça katı olması. Nitekim Almanya’nın Eylül sonunda üst üste onuncu defa sınır kontrollerini genişletmesi de bunun bir kanıtı. Ayrıca, “güvenlik sınırlarda başlar” diyen Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Almanya’nın bütün sınırlarında kontrollerin en üst düzeye çıkarılacağını ifade etti. Öte yandan Fransa’nın durumu da pek farklı değil. Zira Fransa, geçtiğimiz aylarda İtalya ve İspanya üzerinden gelecek olası mültecilere karşı güvenlik kontrollerini artırdı. Dolayısıyla ne Fransa’nın ne de Almanya’nın önceliğinin Schengen Bölgesi’nin geleceği olmadığı söylenebilir.

Avrupa’da çoğu ülkenin sınır kontrollerini artırması, sınırlarında kimlik kontrolünün dahi yapılmadığı Avrupa için oldukça radikal bir dönüşüm gibi görünüyor. 25 yıl önce küreselleşmenin ve liberal dünya düzeninin sembollerinden olan Schengen Bölgesi artık tartışılmaya ve sorgulanmaya başlandı. Mülteci krizi devam ettiği sürece de her devletin önceliğinin kendi sınır güvenliğini sağlamak olacağı öngörülüyor.