In Söyleşiler

TellMAMA: “Amacımız ortaklık duygusuna sahip, kendisi olma hissi olanlara yol açmak”

İngiltere merkezli TELL MAMA, başta Müslüman karşıtlığı olmak üzere nefret suçlarını raporlayan, kaydeden ve analiz eden bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Projenin başlıca amacı, mağdurların ve tanıkların sonuna kadar destek alması için doğru ve güvenilir veri sağlamaktır. Proje ayrıca, faillerin kovuşturulması yoluyla mağdurlara adalete erişimi sağlamak, bu sebeple İngiltere, Galler ve İskoçya’daki polis güçleri ile birlikte çalışıyorlar.

TELL MAMA, Müslüman karşıtı nefretle mücadele etmek için çalışan ve tamamen Hükümet tarafından şekillendirilmeyen bağımsız bir sivil toplum örgütü olarak kendini tanıtmaktadır. Göç Araştırmaları Vakfı olarak, TELL MAMA ile projelerinin nasıl yürüdüğü ve toplumdaki rolleri hakkında röportaj yaptık.

İslamofobi’ye karşı farkındalık yaratmak adına ihbar hattınız var ve bunlara dayanarak çeşitli raporlar hazırlıyorsunuz. Peki, bunların dışında yaptığınız çalışma/proje/etkinlik nelerdir?

Tell MAMA, Müslüman karşıtı nefretin kurbanlarını destekleyen tek resmi ulusal 3. parti yani mağdurlar adına gerekli makamlara raporlama yapan bir servistir. Nefret suçu mağdurlarına sınırsız destek veriyoruz; cezai adalet sistemi vasıtasıyla mağdurlara polis kuvvetleriyle birlikte psikolojik destek ve hak savunuculuğu çalışmaları sağlıyoruz. Son 5 yılda, 500’den fazla tutuklamaya, 700’ün üzerinde davanın açılmasına ve Müslüman karşıtı nefretle ilgili doğrudan politik değişikliklere yardımcı olduk. İngiltere genelinde nefret suçlarının rapor edilmesinin önemi konusunda bilinçlendirme oturumları düzenliyoruz. Polis kuvvetlerine Müslüman karşı nefretle ilgili eğitimler veriyoruz, ırkçılık bağlamında okullara ve eğitim kurumlarına zorbalık konusunda eğitim atölyeleri yapıyoruz.

Çalışmalarınız karar alıcıları arzuladığınız şekilde etkiliyor mu? Mesela sizin kuruluşunuz sayesinde etkilenen politik süreçler mevcut mu? Örnek verebilir misiniz?

Hükümetin Nefret Suçu İşleme Eylem Planı’nda Yerel Yönetimler için Topluluklar Sekreteri Sacid Javid, çalışmalarımıza geniş çaplı değinmiştir. Sorunun boyutunu anlamanıza yardımcı olmak için, Nefret Suçları Eylem Planı doğrudan verilerimizden alınmaktadır. Örneğin, 2015 takvim yılı itibariyle doğrulanmış verilerimize göre Müslüman karşıtı nefret olaylarının sayısı 2.317’dir, bu oran 2014’te 599 olan sayıdan bir hayli yüksektir. Çeşitli polis teşkilatlarının paylaştığı raporlar da veriyi doğrulamıştır. İçişleri Bakanımız Amber Rudd yenice kurumumuz hakkında şunları dile getirmiştir: “Tell MAMA, Müslüman karşıtı nefreti gidermek için yaptığımız çalışmaların kilit ortağıdır. Müslüman karşıtı nefret raporlamasını iyileştirmek için girişimler geliştirdiler, mağdurları destekleyenlerin eğitimini sağladılar ve Müslüman karşıtı nefretin etkisi hakkında Hükümet politikasını bilgilendirmeye yardımcı olan raporlar ürettiler. Hepimiz bir arada durmalı ve açık bir şekilde nefret suçlarını tolere etmemeliyiz. Tell MAMA gibi kuruluşların nefretle mücadele etmek için yapmaya devam ettikleri çalışmalar için minnettarız”. Son olarak, Şubat 2017’de, çalışanlarımız, Manchester Emniyet Müdürlüğü ile yaptığı başarılı ortaklık çalışmasından ötürü Baş Emniyet Müdürlüğü Onuru’nu kazandı.

Sosyal medya hesaplarınıza baktığımızda esasen çeşitli azınlık gruplarının da ilgi alanınıza girdiğini fark ettik, gruplar hakkında bilgi verir misiniz?

Daha önceki bir noktayı tekrarlamak gerekirse, odak noktamız nefret suçudur. Tell MAMA kampanyası aracılığıyla Müslüman topluluklara destek veriyoruz. Ancak bunu genel manada bir nefret suçu olarak ta düşünebilirsiniz, herkes herhangi bir nefret suçu ile karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, Müslüman olmayanlardan da yaşadıkları ya da tanık oldukları suçlara dair bildiri alıyoruz. Kimliklerimizin karmaşıklıkları malumunuz ayrı bir mesele. LGBT+ olan bazı kurbanlar da Müslüman karşıtı nefret veya engelli nefretiyle yüzleşiyorlar. Asıl çözüm, ırkçılığın, bağnazlığın ve nefretin her türünü kınayan hoşgörü içeren evrensel bir mesajı teşvik etmektir. Anti-Semitik tutumlara meydan okumak ta çalışmalarımıza dâhildir. Bizler GALOP (LGBT + topluluklarını destekleyen), Engelli Nefreti, Anti-Semitizmi İzleyen Topluluk Güvenliği ve diğer pek çok ortakla ciddi işbirlikleri içerisindeyiz.

 

İbadethanelere karşı yapılan İslamofobik saldırılar üzerine yoğunlaşıyorsunuz, peki başka azınlık gruplarının ibadethaneleri de Müslümanlar kadar tehdit altında mı?

Antisemitik grafiti ve vandalizme örnek:

https://cst.org.uk/news/blog/2017/07/27/cst-antisemitic-incidents-report-reveals-record-number-of-antisemitic-hate- olaylar-in-first-altı ay-of-2017

Bazen İngiliz basında Anti-Hıristiyan grafiti örnekleri bulabilirsiniz. Örneğin:
http://www.birminghammail.co.uk/news/midlands-news/anti-christian-graffiti-scrawled-church-13188930

İskoçya’da özellikle mesela, şik tapınakların (gurdwara) ırkçı söylemler, anti-Müslüman grafiti ve gamalı haçlarla donatıldığına dair kayıtlarımız mevcuttur. Bu kayıtlar ırkçı grupların bazı kitleleri ne kadar birbirine karıştırdıklarına dair de ayrı birer kanıttır. Dini bir kuruma yapılan saldırılar her türlü küstahlıktır. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığı’nda dini toplulukların ibadet yerlerinde daha iyi güvenlik elde etmesine yardımcı olacak bir fon kurumu bulunmaktadır.

Cami saldırılarının sayıları gittikçe yükseliyor, bu konuda ne gibi faaliyetleriniz var? Camiilere yapılan bu saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yine önceden de belirttiğimiz gibi, dini toplulukları güvenlik konusunda teşvik etmek önemli. Camilere girerken güvence sağlamak, cami güvenliği için eğitim oturumları sunmak, camileri olayları olay yerinde haber verebilecek bilgi birikimi ile güçlendirmek gibi sosyal yardımlar şarttır. Bu bağlamda bizler olayları direkt rapor ederiz ya da polis güçleriyle direkt olarak camiiler adına irtibat kurabiliriz.

Müslüman cemaati önlem alma konusunda neler yapıyor? Gerekli kişi ve kurumları anında bilgilendiriyorlar mı?

Nefret suçu kamu düzeninin doğasına aittir – yani kamu alanlarının kötüye kullanımı ya da daha fazla şiddet içeren eylemler, hatta kamu alanlarına zarar vermek te bunlara dâhildir. Daha da açmak gerekirse, 2015’te TELL MAMA’nın yayınladığı yıllık rapor İslamofobik saldırıların Müslümanların mobilizasyonunu nasıl etkilediğini gözler önüne sermiştir. Özellikle toplu taşıma gibi kamu hizmetlerini kullanırken İslami giyim tarzına sahip kadınların daha çok tehlike altında olduğu kanıtlanmıştır.

Önemli olan, toplulukları olaylar (saldırılar) ne kadar önemsiz olursa olsun rapor etmeye teşvik etmek ve böylece ihtiyaç duydukları desteği alabilmelerini sağlamak. Nefret suçları önemli siyasi gelişmelerin (Brexit) ve terör eylemlerinin ardından yükseldi. Bu durumda önemli olan, halkımızın olayları rapor etmede özgüvene sahip olmasıyla birlikte proaktif emniyet hizmetinin sokakta yer alması. Sosyal medya içeriklerini rapor etmek de buna dâhildir.

Müslüman karşıtı suçların en büyük mağdurları kadınlar, islamofobik saldırılara karşı sizce toplum nasıl tepki vermeli?

Yukarıda vurgulandığı gibi, uyum ve kaynaşma anahtar kelimelerdir. Halkı her hangi bir şiddete maruz kaldıklarında çeşitli araçlarla (ücretsiz telefon hattı, ücretsiz kısa mesaj, e-posta, web sitemizdeki raporlama formu, TELL MAMA’nın android ve iOS uygulamaları) bilgi verebilecekleri konusunda bilgilendirmek. Bunun yanı sıra WhatsApp gibi uygulamalarla da bireyler bizimle iletişime geçebilir. İnsanların kendilerini riske sokmadan ırkçılığa, radikalliğe ve hoşgörüsüzlüğe karşı durmalarını istiyoruz, örneğin; mağdurun yanına giderek nasıl olduğunu sormak ve belki de oradaki hoşgörüsüzlüğe karşı bir tutum sergilemek veya tanık olduğunu belli eden davranışlarda bulunmak.

İngiltere’de Müslüman olmayan kesimlerin kuruluşunuza ve araştırmalarınıza tepkileri nasıl? Örneğin, İngiliz medyasının araştırmalarınıza ilgisi nasıl?

Çeşitli sivil toplum kuruluşları, farklı köken ve inançtan gelen ortaklar, Parlamenterler, meclis üyeleri, kolluk kuvvetleri, sosyal medya şirketleri ve daha pek çok kişi ile ortak çalışma yürütmekteyiz. Etkinliklerimiz nefret suçuyla mücadele için değerlerimizi ve isteklerimizi paylaşan çeşitli kitleleri bir araya getiriyor. Çalışmalarımız İngiliz medyasından devamlı ilgiyle takip ediliyor. Tell MAMA düzenli olarak basın yayın organlarınca takip edilerek kaynak olarak gösteriliyor.

Son olarak, sizce etnik, dinsel, tinsel çoğulculuğun hâkim olduğu bir toplum yaratmak için ne yapmalıyız? Bu konuda siz neler yapıyorsunuz?

Amacımız çoğulcu, ortaklık duygusuna sahip, kendisi olma hissi olanlara yolu açmak ve böyle düşünen kuruluşlarla ortaklaşa çalışarak güven hissini kitlelere sunmaktır. Irkçılık ve bağnazlık baş gösterdiğinde, toplu değer ve kimlik duygusunu azaltamayacağı inancına sahip olmak. Bunun yanı sıra, toplulukların, özellikle Müslümanların, sokakta, okullarda, işyerlerinde ihtiyaç duydukları yardımı almalarını sağlamak ve adalet bağlamında insanların destek alabileceklerini bilmeleri İngiltere için tutarlı ve hoşgörülü bir topluma doğru gidişin işareti olacaktır.