Tag Archives: sığınmacı

AB’den üç üye ülkeye sığınmacı davası

AB Komisyonu, sığınmacıları kabul etmek istemeyen Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya hakkında yasal süreç başlattı. Söz konusu ülkeler ağır para cezaları ile karşı karşıya kalabilir.

Avrupa Komisyonu, sığınmacıların üye ülkeler arasındaki dağıtımı konusunda oluşan anlaşmazlık çerçevesinde Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’ya aleyhinde Avrupa Birliği Adalet Divanı nezdinde dava açtı. Davanın öz konusu ülkelerin aleyhinde sonuçlanması halinde ağır tazminatların söz konusu olması bekleniyor.

Öte yandan konuyla ilgili açıklamalarda bulunan AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, “üç ülkeyi en azından biraz da olsa dayanışma göstermeleri için ikna etmeye çalışsam da, ne yazık ki karşılık alamadım ve bir sonraki adımımı atmak zorunda kaldım” diyerek hukuki süreçten önce çeşitli yöntemlerin denendiğini dile getirdi.

Davanın gerekçesi

Davanın gerekçesini, AB’nin Eylül 2015 yılında kabul ettiği acil yerleştirme planına uyulmaması oluşturuyor. Plana göre, İtalya ve Yunanistan’daki 120 bin sığınmacının iki yıl içinde belli bir kota esasına uygun olarak üye ülkeler arasında dağıtılması öngörülmekteydi.

Plana göre Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nın payına iki bin sığınmacı düşerken, Macaristan’ın da 1294 sığınmacıyı kabul etmesi gerekiyordu. Ne var ki Macaristan ve Polonya kota uygulamasını reddederek hiçbir sığınmacıyı kabul etmezken, Çek Cumhuriyeti ise kendi payına düşen iki bin sığınmacından sadece 12’sine kapılarını açmıştı.

Söz konusu ülkeler daha önce kota uygulamasının iptali için mahkemeye başvurmuş fakat umduklarını bulamamış, talepleri yüksek mahkeme tarafından reddedilmiş böylece temyiz yolu da kapanmıştı.

AB Komisyonu’nun açıklamış olduğu verilere göre bugüne kadar üye ülkeler arasında 160 bin sığınmacından sadece 21 bine yakınının dağılımı gerçekleştirilmiş durumda.

Almanya’da sığınmacıları taşıyan 222 uçuş pilotlar tarafından iptal edildi

Almanya’da bu yıl sığınmacıları ülkelerine geri götüren 222 uçuş pilotlar tarafından gerçekleştirilmedi ve iptal edildi. Böylece tehlikeli bölgelere gidecek olan sığınmacılar Almanya’da kalmış oldu.

Die Linke tarafından derlenen veriler, bu yıl Ocak-Eylül periyodunda sığınmacıları ülkelerine geri götüren Almanya genelinde 222 uçuşun pilotların tavrı sebebiyle iptal edildiğini ortaya koyuyor.

Almanya, göçmen politikası gereği bazı sığınmacıları ülkelerine geri gönderiyor. Bu ülkeler kanun gereği güvenli ülkeler olmak zorunda. Ancak Alman makamlarının göçmenleri yolladıkları her ülke güvenli ülke olarak bilinmiyor. Örneğin Afganistan’a bu yöntemle birçok göçmenin yollandığı biliniyor.

İşte bu aşamada inisiyatif kullanan Alman pilotlar, bu uçuşlara çıkmayı reddediyorlar ve göçmenleri tehlikeli ülkelere götürmeyi reddediyorlar. The Independent’ın haberine göre bu yıl Ocak-Eylül periyodunda Almanya havalimanlarında böyle 222 vaka yaşandı. Vakaların 140 tanesi Frankfurt’ta yaşanırken Köln-Bonn havalimanı yoğunluk bakımından ikinci sırada yer aldı.

Vakaların yoğun olarak yaşandığı Lufthansa Havayolları sözcüsü Michael Limberty, Westdeutsche Allegemeine Zeitung’a verdiği demeçte kararın pilotlara ait olduğunu vurgulayarak pilotların her bir vakayı ayrı değerlendirdiklerini söyledi ve pilotların bu kararı uçuş güvenliği kurallarından kaynaklanan haklarından ötürü alabildiğini ekledi: “Eğer uçuş güvenliğinin etkileneceği izlenimini edindiyse bir yolcuyu taşımayı reddedebilir.”

Öte yandan Lufthansa Grubu yöneticisi Helmut Tolksdorf, pilotların ahlaki saiklerle böyle kararlar alamayacaklarını söyleyerek ancak uçuş güvenliğini göz önüne alabileceklerini, aksi takdirde disiplin soruşturması geçirebileceklerini belirtti.

Daha önce bir Türk Hava Yolları pilotu Samim Bigzad isimli Afgan sığınmacıyı Kabil’e götürmeyi reddetmişti. Sığınmacının Taliban tarafından ölümle tehdit edildiğini söyleyen “Onu almayacaksınız, ben uçmuyorum. Birinin yaşamı tehlikede” demiş ve konu Birleşik Krallık’ta uzun süre konuşulmuştu.

 

Sığınmacılar Almanya’da insan haklarından yoksun bırakılıyor

Alman İnsan Hakları Enstitüsü (DIMR, Deutsches Institut für Menschenrechte) tarafından yayınlanan yıllık raporda sığınmacıların barınma koşulları konu edinildi. Rapora göre merkezlerdeki durum o kadar kötü ki, koşullar insan hakları kriterleriyle hiçbir açıdan bağdaşmıyor.

Alman İnsan Hakları Enstitüsü tarafından yayınlanan ve Temmuz 2016 – Haziran 2017 tarihleri arasını kapsayan yıllık raporda, sığınmacıların Almanya’ya geldikten sonra yerleştirildikleri barınma merkezleri mercek altına alındı. 6 Aralık’ta kamuoyuna sunulan “İnsan Hakları Raporu 2017” başlıklı çalışma, barınaklardaki sağlık hizmetlerinin yetersizliğin, olumsuz hijyen koşullarına ve mahremiyetin olmaması gibi konulara yoğun olarak değinildi.

Öte yandan raporda barınaklardaki görevli personelin çok fazla hareket alanına sahip olduklarına ve bu nedenle sığınmacılar ile görevliler arasında bir takım sorunların yaşanabildiğine dikkat çekilirken, yapılan incelemeler sonucunda, sığınmacıların merkezde bulunmadıkları zamanda özel alanlarının görevliler tarafından kontrol edildiğine işaret edildi.

Tutuklu sığınmacılar ve çocukları

Raporda değinilen bir diğer konu ise cezaevinde tutuklu sığınmacıların, çocukları ile yaptıkları görüşme saatleri. Enstitünün tahminine göre, Almanya’da yaklaşık 100 bin sığınmacı çocuğun ebeveynlerinden biri cezaevinde bulunuyor ve eyaletlere bağlı olarak yasal ziyaret süresi ayda bir ila dört saat arasında değişiyor. Raporda, söz konusu görüşme saatlerinin çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamadığı belirtilirken, çocuk sağlığı açısından çocuk ve ebeveynler arasındaki düzenli temasın kritik öneme sahip olduğuna vurgu yapılıyor.

Alman İnsan Hakları Enstitüsü

Merkezi Berlin’de bulunan Enstitü, Alman Federal Meclis’inin (Bundestag) 7 Aralık 2000’de aldığı bir kararla 8 Mart 2001 yılında kuruldu. Faaliyetleri meclis tarafından finanse ediliyor ve enstitünün müdürlüğünü Beate Rudolf yapmaktadır.

Sığınmacılara yönelik şiddet artıyor

Almanya’da sığınmacılara yönelik şiddet olayları artma eğiliminde. Sol Parti’ye göre bunun sorumlularından biri de Alternatif Almanya Partisi (AfD).

Federal İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 2017 yılının üçüncü çeyreğinde sığınmacılara yönelik 425 saldırı gerçekleştirildi. Bu sayı, yılın ilk çeyreğinde 318; ikinci çeyreğinde ise 324’tü. Bu veriler, sığınmacılara yönelik her gün ortalama dört saldırı anlamına geliyor. 

Öte yandan 2017 yılının ilk dokuz ayında gerçekleştirilen toplam 1067 saldırıda 230 kişi yaralandı. 2016 yılında ise saldırıların sayısı 2500’den fazlaydı.

Sol Parti’ye göre söz konusu saldırıların sorumlularından bir diğeri de AfD. Parti sözcüsü Ulla Jelpke, “AfD ve diğer sağcı gruplar tarafından sığınmacılara karşı yapılan kışkırtmalar bu insanlar için gerçek bir tehdit oluşturmaktadır” yorumunu yaparken, AfD’nin lideri Alexander Gauland’a bir takım eleştirilerde bulundu.

 

Belçika Federal Göç Merkezi 2016 yılı raporunu yayınladı

Belçika Federal Göç Merkezi Myria, Kasım ayında 2016 yılındaki göçmen ve sığınmacı akımlarıyla ilgili bir rapor yayınladı. Buna göre, 2013-2016 yılları arasında Belçika’ya gelen göçmen sayısı yüzde 12 oranında arttı.

Myria tarafından yayınlanan rapora göre, 2016 yılında Belçika’da toplam 136.327 yabancı kayıt altına alındı. Göçmenlerin en çok geldiği 5 ülkeden biri Suriye oldu. Raporda yaklaşık 9 bin Suriyeli göçmenin kayıt altına alındığına, bu rakamın da toplam göçmen sayısının yüzde 7’sine tekabül ettiği yer veriliyor.

Yabancıların çoğu AB vatandaşı

Bunun yanı sıra, rapor tespitlerine göre, Belçika’ya gelen yabancıların yüzde 57’sini Avrupa Birliği (AB) vatandaşları oluşturuyor. Söz konusu grup içinde Romanya’dan gelen göçmenler yüzde 12’lik oranla ilk sırada bulunuyor.

Afrikalı göçmenlerin en çok geldiği ülkeler ise Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Fas olarak kaydedilmiş durumda. Fas uyruklu göçmenlerin oranı yaklaşık yüzde 4 civarında.

AB dışında Türkiye ilk sırada

Türkiye ise raporda, AB üyesi dışındaki Avrupa ülkelerinin vatandaşı olan göçmenlerin en çok geldiği ülke olarak kayıtlara geçti. 2016 yılında Belçika’ya gelen 1800 Türkiyeli göçmen kaydedildi. 2014 ve 2015 yılları ile kıyaslandığında, 2016’da Türkiye asıllı göçmenlerin sayısında azalma olduğu görülüyor. 2014 yılında Belçika’da 2052 Türk göçmen kayıt altına alınmıştı.

Myria, yayınladığı raporda, göç akışındaki AB vatandaşlarının yoğunluğuna dikkat çekiyor. Öte yandan, Faslıların ve Türklerin Belçika’da her zaman önemli bir yere sahip olduğunun da altı çiziliyor.

Avrupa Parlamentosu’ndan yeni sığınmacı reformu

Avrupa Parlamentosu üyeleri, sığınmacılar konusunda kalıcı ve otomatik bir dağıtım mekanizması oluşturulmasına yönelik müzakerelerin başlaması konusunda karara vardı.

16 Kasım Perşembe günü Strazburg’da gerçekleşen genel kurulda bir araya gelen Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, Avrupa Sığınmacı Reformu için müzakerelerin başlaması konusunda oy kullandı. Üyeler,  mevcut Dublin düzenlemesinin yerini alacak otomatik bir dağıtım mekanizması oluşturulması için fikir birliğine vardı.

Genel kurulda oylanan reform taslağı, bir buçuk yıl önce Avrupa Komisyonu tarafından önerilmişti. 2015 yılında yaşanan göç kriziyle beraber, 1 milyondan fazla göçmenin Yunanistan ve İtalya’ya geçiş yapması, sığınmacılar için yeni bir düzenleme ihtiyacı doğurmuştu. Komisyon bunun üzerine harekete geçerek otomatik bir dağıtım mekanizması taslağı oluşturmuştu.

Komisyonun önerdiği reform taslağı üzerinde çalışan Parlamento, konuyu gündemine taşıdı. Perşembe günü yapılan genel kuruldaki oylamanın ardından da Avrupa’da sığınmacıların dağılımına ilişkin yeni sistem konusunda, üye ülkelerle müzakerelere başlamaya hazır olduğunu açıkladı.

Yeni tasarının içeriği

2015 yılından bu yana iki yıldır yürürlükte olan kota sistemi, AB üyesi ülkeler arasında epey tartışma yaratmıştı. Tam olarak uygulanamayan ve özellikle Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin uygulamakta ayak dirediği kota sistemi işlevselliği de epey sorgulanmıştı. Söz konusu kota sisteminden farklı olan yeni sistem, tüm üye ülkelerde ve tüm sığınmacılar için kural hâline gelecek. Buna göre sığınmacılar, ilk geldikleri ülkeden, diğer AB üyesi ülkelere transfer edilebilecek. Göçmenlerin dağıtımı, ülkelerin demografik ve ekonomik durumlarına göre düzenlenecek.

Yeni tasarıya göre, üye ülkelerin nüfus ve gayrı safi yurt içi hâsıla verileri göz önüne alınarak, o ülkelere gönderilecek sığınmacı sayısı belirlenecek. Ülkeler, kendilerine gönderilen sığınmacıları reddetmeleri durumunda ise bazı Avrupa fonlarından yoksun bırakılabilecek.