Tag Archives: müslümanlar

NSU’nun Bilinen 3. Kurbanı: Süleyman Taşköprü

Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan Süleyman Taşköprü, tam 17 yıl önce aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün hedefi oldu. 27 Haziran 2001 yılında, kendisine ait manav dükkanında acımasızca öldürülen Taşköprü henüz 31 yaşındaydı. Süleyman Taşköprü, NSU’nun bilinen üçüncü kurbanı oldu.

Olayın ardından Alman medyası ve polisi diğer olaylarda olduğu gibi Taşköprü’nün de ırkçı bir cinayet kurbanı olduğunu düşünmedi. Aksine kara para aklama,  aile içi hesaplaşma ve mafya ilişkisine kadar birçok iddia ortaya atıldı.

NSU cinayetleriyle ilgili yargı süreci ancak 2013 yılına gelindiğinde başlatıldı. NSU davasında beş yıldır sonuç alınamaması ve yaşanan olayların vaktinde soruşturulmaması, güvenlik birimlerine olan güveni sarstı. Davada, örgütün hayattaki tek üyesi Beate Zschäepe ile örgüte yardım ve yataklık yapan 4 kişi yargılanıyor. NSU, 8’i Türk 10 cinayet, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunundan sorumlu tutuluyor.

Bugün gelinen noktada NSU kurbanlarının yakınları hala örgütün devlet bağlantısının ve arka plandaki destekçilerinin biran önce ortaya çıkarılmasını bekliyor.

Bu acının yıldönümünde tüm ırkçı saldırı kurbanlarını anıyor ve NSU yapılanmasının bir an önce çözülerek gereken adaletin sağlanmasını temenni ediyoruz.

İsveç’te cami saldırıları

İsveç’in güneyinde bulunan Saffle kasabasında bir cami ile başkent Stockholm’ün en büyük ve en eski camisine iki ayrı saldırı gerçekleştirildi.

İsveç’te geçtiğimiz gün (Salı) ülkenin güneyinde, Karlstad kentinin yakınlarında bulunan Saffle kasabasındaki İslam Kültür Merkezine ait camiye kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce bir saldırı gerçekleşti.

Saldırı sonucunda caminin camları kırılırken, cami içine atılan patlayıcı maddeler nedeniyle duvarlar hasar gördü.  İslam Kültür Merkezi Başkanı Abdihakem Adan, ortalama her gün 100 kişinin ibadet etmek için geldiği camiye yönelik bu saldırıyı “korkunç bir olay” olarak nitelendirdi.

Saldırıya yönelik ön araştırma polis tarafından tamamlandı. Olayın nefret suçu olma ihtimali ağır basıyor.

Stockholm’daki saldırı

Saffle kasabasındaki camiye yönelik saldırının hemen ardından bir başka saldırı ise başkent Stockholm’den geldi. Kentin en büyük ve en eski camisi olan Stockholm camisinin giriş kapısına demirden bir haç bırakıldı. Cami yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, yılda iki defa camiye yönelik ırkçı saldırıların söz konusu olduğu ve bundan dolayı büyük üzüntü içerisinde oldukları belirtildi.

İsviçreliler Müslüman nüfus artışından endişeli

İsviçre’de bir araştırma, ülkedeki 10 İsviçreli’den 7’sinin Müslümanların sayısının artmasından endişe ettiğini ortaya koydu.

İsviçre’deki en büyük özel medya grubu olan Tamedia, İsviçre’de Müslüman nüfusun artmasıyla ilgili, İsviçrelilerin tutumlarını ortaya koyan bir araştırma gerçekleştirdi. Katılımcıların yüzde 70’i Müslüman nüfusun artması konusunda rahatsızlık duyduğunu ifade etti.

Yaşlı nüfus ve sağcılar daha tepkili

Araştırma, İslam’la ilgili yaşlı insanların daha fazla korkularının olduğunu da ortaya çıkarıyor. Buna göre, 65 yaş ve üzeri kişilerin dörtte üçünden fazlası İsviçre’de Müslüman nüfusun artmasına endişeyle bakıyor. Bu oran 18-34 yaş arası kişilerde yüzde 57 civarında.

Araştırmaya göre, İsviçre’nin sağ kanadı Müslüman nüfusun artması konusunda daha tepkili. Örneğin; sağ partilerden İsviçre Halk Partisi (UDC) seçmenlerinin yüzde 93’ü Müslüman nüfusun artmasından endişe duyduğunu belirtirken, Sosyalist Parti seçmenlerinin yüzde 38’i bu durumdan endişe ettiğini söyledi.

Şaşırtıcı değil!

Dünyanın en kalabalık nüfuslu ikinci dininin reddi anlamına gelen bu sonuçlar, Lozan Üniversitesi’nde İslam üzerine çalışma yürüten Christophe Monnot’ya göre, şaşırtıcı değil. Monnot, azınlık gruplarına ilişkin algının çoğu zaman gerçekte olanın ötesine geçtiğini ifade eden açıklamalarda bulundu. İslam dinini de sarsan ve gerginliklere neden olan birtakım olayların kamusal alana yansımasının ve bu gerginliklerin Müslümanlara mal edilmesinin, onları daha görünür kıldığını ifade eden Monnot, toplumun bu nedenle yanlış algılara sahip olduğunu belirtti.

 

İsviçreliler Müslümanları ülkelerinde istemiyor

İsviçre Irkçılıkla Mücadele Servisi, geçtiğimiz Ekim ayında “İsviçre Irk Ayrımı Raporu 2016” başlıklı çalışmasını yayınladı. Rapora göre İsviçre halkının yüzde 14’ü, Müslümanların ülkelerinde yaşamalarına karşı.

Toplamda 133 sayfadan oluşan ve oldukça kapsamlı tutulan rapor; kavramsal bir çerçeveden yasal mevzuata, ırkçılıkla mücadele yöntemlerinden istatiksel verilere kadar geniş bir yelpaze sunuyor. 2012 yılından beri her iki yılda bir yayınlanan rapor, İsviçre İçişleri Bakanı Alain Berset’in kaleme aldığı önsöz ile başlıyor. “İsviçre’nin de diğer ülkeler gibi ırkçılığa karşı bağışık olmadığı ve yaşamın birçok alanında bu olguya rastlanıldığı” ifadelerini kullanan Berset, ırkçılığın; Müslüman, siyahi ve Yahudi düşmanlığı gibi pek çok çeşidinin olduğunu ve buna karşı mücadeleye devam edeceklerini belirtiyor.

Müslümanlara yönelik önyargılar devam ediyor

Raporda aktarılan verilere göre İsviçre’de 352 bin Müslüman yaşıyor ve bu sayı İsviçre nüfusunun yüzde 5,1’ine tekabül ediyor. Yine rapora göre, 2015 yılında İsviçre genelinde ihbar edilen 313 ayrımcılık vakasının 53’ü Müslümanlara yönelikti. 2016’da ise 245 vaka ihbar edilmişken bunlardan 31’i Müslümanlara yönelikti.

Raporun en dikkat çeken detayını ise İsviçrelilerin Müslümanlara yönelik bakışını yansıtan anket çalışması oluşturmakta. Zira “Birlikte Yaşama Anketi” başlığını taşıyan çalışmada ankete katılanların yüzde 12’si inancı nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını düşünüyor. Müslümanlar ise bu oranın 3’te birlik bir kısmını teşkil ediyor.

Rapordaki bulgular Müslümanlara yönelik önyargıların da devam ettiğini açık bir şekilde gösteriyor. Nitekim anket çalışmasına katılanların yüzde 14’ü Müslümanların İsviçre’de yaşamalarını istemiyor. Müslümanları “fanatik, saldırgan, kadınları baskı altında tutan ve insan haklarına saygı duymayan” bir kesim olarak algılayan İsviçrelilerin oranı ise yüzde 17 civarında.

PEGIDA’dan Hollanda’daki Cami İnşaatına Tehdit Mektubu

“Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar Hareketi” PEGIDA, Müslümanlara yönelik eylemlerine devam ediyor.

İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA hareketi son olarak, Hollanda’nın Veghel kentinde bulunan Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı Selimiye Camisi’nin, inşaat alanına girişini engelleyerek tehdit mektubu bıraktı. İslamofobik ifadeler içeren mektupta; “Bu nefret evinin inşaatı engellenmiştir! İslam şiddettir, acıdır ve hüzündür! İslam, Hollanda topraklarına ait olmayan barbar bir ideolojidir! Bizden haber almaya devam edeceksiniz!” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.

PEGIDA Hollanda Başkanı Edwin Wagensveld; Brabants Dagblad gazetesinde ve örgüte ait sosyal medya hesabında yaptığı açıklamayla, saldırıyı üstlendiklerini belirtti. 17 Temmuz Pazartesi günü camiye asılan kilidin ve tehdit mektubunun bir PEGIDA üyesi tarafından yapıldığını söyleyen Wagensveld, eylemi tam olarak kimin yaptığını ise açıklamadı.

Olayın ardından, Müslümanlarla ilgili gelişmeleri düzenli olarak takip edip raporlayan web sayfası Republiek Allochtonië, cami yönetimiyle görüştü. Republiek Allochtonië’de; cami yönetiminin şimdiye kadar PEGIDA’nın Den Bosch civarlarında aktif olmadığını ve bu sebeple çok şaşkın olduklarını ifade ettiklerine yer verildi.

Ayrıca cami yönetimi saldırıyı yetkili makamlara bildirerek, saldırganı konuşmaya ve uzlaşmaya davet etti. Belediye yetkilileri ve cami arasında da ilişkilerin iyi olduğu belirtildi. Son yıllarda Hollanda Diyanet Vakfı; saldırı ile karşı karşıya kalan camileri, suç duyurusunda bulunmaları için teşvik ediyor.

Almanya’da Hâkim Başörtülü Kadının Davasına Bakmadı

Almanya’da boşanma davasına bakan hâkim, başörtülü olduğu gerekçesiyle Müslüman kadının duruşmasını erteledi.

Brandenburg Eyaleti’nde görülen davada; hâkim, geçimsizlik nedeniyle eşinden boşanmak için dava açan Suriyeli kadından başörtüsünü çıkarmasını istedi.  Müslüman kadının, hâkimin isteğini reddetmesi üzerine duruşma ertelendi.

Hâkimin bu tutumu büyük tepkiye yol açtı. Suriyeli kadının avukatı, Berlin ve Brandenburg’da uygulanan ‘Tarafsızlık Yasası’ gereği hizmet alanında dini görevlerini yerine getirmesinin engellenemeyeceğini hatırlattı. Avukat ayrıca 2016 yılında Federal Anayasa Mahkemesi tarafından, izleyicilerin başörtüsüyle duruşmayı izleyebileceklerine dair alınan kararı hatırlattı.

Bonn Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Klaus Gaerditz, davacının avukatını destekleyerek hâkimin bu tutumunun, Suriyeli kadının mahkemede bulunma hakkını elinden aldığını, aynı zamanda kişisel hak ve özgürlükleri de zedelediğini savundu.

Mahkeme Başkanı Roswitha Neumaier ise konuya ilişkin açıklama yaparak, iş arkadaşının mahkeme salonundaki düzeni ve sükûneti korumakla mesul olduğunu ve dini sembollerin mahkeme salonunda işinin olmadığını söyledi.