Tag Archives: İslamofobi Çalıştayı 2018

İslamofobi ile Mücadele Çalıştayı sona erdi

10 Mart Cumartesi günü başlayan İslamofobi ile Mücadele Çalıştayı tamamlandı. İslamofobiyle ilgili pek çok önemli noktanın altını çizen çalıştay, mücadeleye ilişkin ipuçları da verdi.

İstanbul’da düzenlenen ve “İslamofobi ile Mücadele: Kapsamlı ve Etkin Çözümlere Doğru” başlığını taşıyan çalıştay, iki günlük oturumların ardından sona erdi. Çalıştayda, İslamofobi olgusunu eğitimden istihdama, güvenlikten yasal düzenlemelere kadar farklı boyutlarıyla ele alan bir dizi oturum gerçekleştirildi. Çalıştayda öne çıkan vurgu ise İslamofobi olgusunun başta Avrupa olmak üzere Batı’da ‘yeni normal’ hâline gelmeye başladığı gerçeği ve bunun önüne geçmek gerektiği vurgusu idi.

10 Mart’ta başladı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) katkılarıyla Göç Araştırmaları Vakfı (GAV) ve Fransa’da faaliyet gösteren İslamofobiye Karşı Mücadele Kolektifi (CCIF) işbirliğiyle gerçekleştirilen çalıştay, ilk olarak 10 Mart Cumartesi günü açılış konuşmalarıyla başladı.

İlk oturumlar, açılış konuşmaları ardından başlarken çalıştayda iki gün boyunca farklı konularda toplam beş oturum ve iki atölye konuşması gerçekleştirildi.

Yardım: “Kadınlar çifte ayrımcılığa uğruyor”

Çalıştayın ilk oturumunda istihdam süreçlerinde yaşanan Müslümanlara yönelik ayrımcılık ele alındı. İlk sunum Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Müşerref Yardım tarafından gerçekleştirilirken Yardım, iş gücü piyasasında ayrımcılığın daha çok dış görünüşe dayalı olarak gerçekleştiğini söyledi. Brüksel ve Londra’da meydana gelen terör saldırılarının ardından namaz kılan kimselerin “radikal aile ortamına” sahip oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını söyleyen Yardım, din ve radikalleşmenin birbiriyle alakasız olduğunu, radikalleşmenin ötekileşme ve dışlanma gibi faktörlerle açıklanabileceğini söyledi.

Dr. Yardım, özellikle kadın adayların iş başvurusu sürecinde daha fazla ayrımcılığa uğradığını söyledi. Bu aşamada ayrımcılığa uğrayanların üçte ikisi kadın iken ayrımcılık şikayetlerinin yüzde ellisi başörtüsü temelli ayrımcılıktan kaynaklandı. Müslüman kadınların hem Müslüman hem de kadın olmalarından kaynaklı olarak çifte ayrımcılığa uğradığı vurgulandı.

Sunum sonrasındaki tartışmada ise Müslüman bireylerin kendi haklarını savunmada yetersiz ve isteksiz davranmalarının mücadele sürecini olumsuz etkilediği gerçeği üzerinde duruldu. Bu tip ayrımcılıklarla mücadelede daha etkin kuruluşlara ihtiyaç duyulduğu ve ulusal bazdaki işbirliklerinin mücadeleyi kolaylaştıracağı belirtildi.

Aksoy: “Almanya’da ayrımcılık okula kayıtta başlıyor”

Günün ikinci oturumunda ise eğitim alanındaki ayrımcılık konusuna odaklanıldı. Çalıştaya FAIR adına katılan ve Almanya’da eğitim alanında yaşanan ayrımcılıklardan yola çıkarak sunumunu gerçekleştiren Taner Aksoy, Almanya’da eğitim alanındaki ayrımcılığın henüz okula giriş aşamasında başladığını belirtti.

Aksoy, okula başvuru aşamasında öğrencilerin tıbbi hallerinin, el becerilerinin ve dil seviyelerinin tespit edildiğini; istenen seviyede olmayan öğrencilerin kalite bakımından daha düşük okullara yönlendirildiklerini söyledi. Bu yönlendirmeyle birlikte Müslüman çocukların eğitim hayatına yenik başladığını söyleyen Aksoy, bu sürecin ortaokula geçiş sürecinde de devam ettiğini, üstelik ailenin sosyal statüsünün ve yaşadığı muhitin de bu süreçte etkili olduğunu ekledi.

Eğitimdeki ayrımcılığın önüne geçmek için ise ön plana çıkan görüş, velilerin okulla daha iyi iletişim kurması yönünde oldu. Ek olarak okul dışındaki mücadelenin de eğitim hayatına olumlu etki edeceği belirtildi. Irkçı kimselerle değil ırkçılık fikriyle mücadele edilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca Müslüman toplulukların cami ziyaretleri ve açık cami günleri gibi etkinlikleri yoğunlaştırması gerektiğine yönelik tavsiyelerde bulunuldu.

Qayyum: “Kanunlar kılıç değil kalkan olmalı”

Günün son oturumunda ise İslamofobi bağlamında güvenlik ve yasal çerçeve tartışıldı. İlk sunumu gerçekleştiren CCIF temsilcisi Chafika Attalai, CCIF’in İslamofobi ile mücadele çerçevesinde yürüttüğü çalışmaları anlattı.

Attalai, İslamofobi ile mücadelede elde edilecek yasal başarıların başka örneklerde de sorunun çözümüne etki edeceği için en başında İslamofobi mağdurlarına yasal destek verdiklerini söyledi. Ayıca başta başörtülü kadınlara ve çocuklara yönelik olmak üzere ilgililere psikolojik destek verdiklerini de ekledi.

Attalai’dan sonra Londra Üniversitesi’ne bağlı SOAS’dan Sham Qayyum, Britanya’daki yasal çerçeveyi İslamofobi ile mücadele bağlamında ele aldığı sunumunu gerçekleştirdi. Sham Qayyum, Britanya’daki yasal düzenlemelerin İslamofobi ile mücadelede bir sınırı olduğunu söyledi. Qayyum, İslamofobi ile mücadelede İnsan Hakları Yasası’nın ve 2010’da yürürlüğe giren Eşitlik Yasası’nın daha etkin kullanabileceğini söyledi.

Sham Qayyum, bu kanunların Müslümanlara farklı olma hakkı tanıdığını belirtirken özellikle toplumda görünür olan Cuma namazları, camiler, helal yemek ve Müslüman mezarlıkları gibi konularda etkili olabileceğini ekledi.

Son olarak Qayyum, bu yasaların bir kılıç olarak değil bir kalkan olarak kullanılması gerektiğini, yasaların böylece Müslümanlara daha fazla alan vereceğini söyledi.

Mohammed: “Veriler olmadan hikâyeler olgulara dönüşemez”

Pazar günü (11 Mart) gerçekleştirilen oturumlarda ilk sunum, Fransız sosyolog ve CCIF eski direktörü Marwan Mohammed tarafından gerçekleştirildi. İslamofobi ile mücadelede verilerin önemini vurgulayan Mohammed, sağlıklı veriler ve bu verilerden hareketle oluşturulacak raporların kamu kurumlarını etkileyebileceğini belirtti.

Mohammed, verilerin hikâye ve olgu arasındaki farkı yarattığını, “veriler olmadan hikâyelerin olgulara dönüşemeyeceği” vurgusu üzerinde durdu. Veri toplamanın sivil toplumun önemli bir görevi olduğunu söyleyen Mohammed, böylece İslamofobi ile mücadelenin daha etkin sürdürülebileceğini belirtti.

İslamofobi ile mücadelede sivil toplumun rolüne ilişkin ikinci sunum AGİT Ayrımcılık Karşıtlığı ve Hoşgörü Departmanı Yöneticisi Azra Junuzovic ve AGİT ayrımcılık danışmanı Dermana Seta’dan geldi.

İlk kısımda söz alan Azra Junuzovic, doksanlı yıllarda Bosna’da yaşadıklarından örnek vererek fiziki yardımın haricinde sivil toplumun nefret suçlarıyla mücadelede etkin bir araç olduğunu ifade etti. Junuzovic, verilerle birlikte hukuk düzeninin ve başlıca kamu kurumlarına hâkim olmanın İslamofobi ile mücadele için olmazsa olmaz olduğunu vurgulayarak BM, Avrupa Konseyi, AİHM, ECRI ve AGİT gibi kurumların yetki ve sorumlulukları hakkında bilgi verdi.

AGİT tecrübelerini katılımcılarla paylaşan Dermana Seta, AGİT’in İslamofobi ile mücadele bağlamında nasıl görevler üstlenebileceğini özellikle vurguladı.

İslamofobi ile mücadele konusunda sivil toplumun rolü konusundaysa kendinden önceki konuşmacıları onaylayan Seta, verilerin ve deneyim aktarımının kilit rol oynadığını belirtti.

Farid Hafez: “İslamofobi bütün Avrupa’yla ilgili bir sorun”

Çalıştayın son oturumu Georgetown Üniversitesi’nden Farid Hafez’ın sunumuyla başladı. Oturum, İslamofobi ve siyasi söylemler arasındaki ilişkiye odaklandı.

Hafez, İslamofobi’nin siyasi retorik tarafından yasallaştırıldığını vurgularken bir yandan da sadece Müslümanlarla değil bütün Avrupa ile ilgili bir sorun olduğunu söyledi.

Avrupalı devletlerin İslam’la ilgili meselelerde İçişleri Bakanlıklarıyla duruma müdahale ettiklerini, bu bakanlıkların ise din işlerinde sorumlu olmadığını söyleyen Hafez, bu durumun İslam’a karşı “asimetrik” bir yaklaşımın uygulandığını söyledi.

Çeşitli ülkelerdeki gelişmeleri hatırlatan Hafez, devletlerin Müslümanlığın siyasallaşmasını istemediğini, bu yüzden Macron’un Fransa’da başlattığı “Fransa’da Müslümanlığın yeniden planlanması” gibi çalışmaların ortaya çıktığını ifade etti.

Bu durumla mücadele etmek Hafez üç tavsiyede bulundu. İlk olarak eğitimin önemini vurguladı. İkinci adımda Müslüman toplulukların siyasi bir vizyonu olması gerektiğini söyledi. Son olarak Müslüman toplulukların hukukun üstünlüğünden şaşmaması gerektiğini belirtti.

Çalıştay, 11 Mart itibariyle sona ermiş olsa da çalıştayda tartışılan konuların çıktıları için çalışmalar devam ediyor olacak ve daha sonra GAV ve CCIF tarafından yayınlanacak.