Tag Archives: Hollanda

Hollandalı Türk’e “İlham Veren İşadamı” Ödülü

Hollanda’da yaşayan Atilay Uslu, 2017 yılının “en ilham verici iş adamı” ödülüne layık görüldü.

Hollanda’da genel olarak iş çevrelerine hitap eden “Girişimci” (De Ondernemer) dergisinin ilk defa düzenlemiş olduğu yarışmada, Atilay Uslu, 2017’nin “en ilham verici iş adamı” seçildi. Uslu, 25 üst düzey iş adamı arasından bu ödüle layık görüldü.

Aslen Afyon-Emirdağlı olan 50 yaşındaki üç çocuk babası, aldığı ödülün gurur verici olduğunu ifade ederken ödül konuşmasında “sadece kendi işime odaklandım” diyerek başarısının kaynağı hakkında bilgi vermeyi de ihmal etmedi.

Atilay Uslu kimdir?

Emirdağ’da dünyaya gelen ve iş hayatına 1990 yılında Haarlem’de bir döner lokantası açarak başlayan Uslu, 1994 yılında “Mega” isimli bir seyahat acentesi kurdu. İlk başlarda büyük zorluklar çeken Emirdağlı iş adamının yükselişi, seyahat acenteliğinden tur operatörlüğüne geçmesi ile başladı.

Hâlihazırda Türkiye’de 5, Hollanda’da 3, İbiza ve Curacao adalarında birer oteli bulunan Uslu, bu otellerin yıllık toplam 800 milyon euro civarında ciro yaptıklarını belirtiyor. Amsterdam’da ülkenin en büyük otelini açmayı hedefleyen Uslu, inşası devam eden otelin açılışını 1 Mayıs tarihine kadar yetiştirmeyi planlıyor.

Aşırı sağcılar Müslüman mahallesi’nde İslam safarisi düzenleyecek

Aşırı sağcı liderler, Brüksel’deki Müslüman bölgesinde “İslam Safarisi” düzenlemeyi planlıyor. Etkinliğe Hollanda’dan ve Belçika’nın Flaman bölgesinden siyasetçiler katılacak.

Hollanda’dan Özgürlük Partisi (PVV) ve Belçika’dan Flaman Çıkarları Partisi (FIP), Brüksel’de ortak bir etkinlik düzenleyecek. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Molenbeek bölgesinde “İslam safarisi” düzenleyecek liderler etkinliklerini radikal söylemlerle temellendiriyorlar.

2015 ve 2016 yılında düzenlenen saldırılardan sonra uluslararası medya tarafından “Avrupa’nın cihat merkezi” olarak tanımlanan mahalle, bugün de siyasilerin hedefinde. Kuzey Afrika kökenli göçmenlerin yaşadığı mahallenin bu kadar ünlenmesi, Paris saldırılarına kadar gidiyor. Toplamda 130 kişinin ölümüne sebep olan saldırıların planlayıcısı Salah Abdeslam bu mahallede gizlenmiş, şüpheli bir pizza siparişinden sonra Belçika polisleri tarafından yakalanmıştı.

Safari tanımı tartışma yaratıyor

Etkinlik öncesinde “safari” kelimesinin saldırgan amaçlar taşıdığını söyleyen Molenbeek belediye başkanı Francoise Schepmans, etkinliği engellemek için gerekli önlemleri alacağını belirtti.

Açıklamaların ardından konuşan FIP lideri Dewinter, ne olursa olsun mahalleye gideceklerini söyledi. İslam safarisi tanımının ise bölge sakinlerini provoke etmek için seçilmediğini belirtti

“Geert ve ben İslam tarafından işgal edilmiş mahallelerden geçerek Molenbeek ve Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Molenbeek’teki gerçeklik ne? Arapça konuşma dili, cami belediye binasının yerine geçti. İmam artık belediye başkanı. Provokasyon bu.”

“Ama dış dünya bunun hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Bu yüzden içeriye girmemize izin verilmiyor. Dünya tersine dönmüş.”

Wilders Molenbeek’i Rakka’ya benzetiyor

Belçika medyasına konuşan Wilders de ziyaretin bir provokasyon olmadığını söylüyor.

“Bu nasıl bir provokasyon olabilir? Molenbeek Belçikalılara ait, onlara değil. Molenbeek’i bir seferinde Gazze ile kıyaslamıştım. Ama muhtemelen Rakka daha iyi bir karşılaştırma olur. Sadece Molenbeek henüz özgürleştirilmedi.”

Etkinliğin 3 Kasım Cuma günü düzenlenmesi planlanıyor.

Hollanda’daki cinayetlerde Nazi bağlantısı şüphesi

DENK partisi, Hollanda’daki Türk cinayetlerinde Nazi sempatizanlarının parmağı olduğu ihtimali üzerinde duruyor.

Geçen yaz Hollanda’da 5 Türk vatandaşı cinayete kurban gitmişti. Cinayetler, Hollanda basını tarafından “mafya içi hesaplaşma” olarak nitelendiğinden konunun üstü kapatılmıştı. Ancak Hollanda’da yaşayan Türkler olayla ilgili aşırı sağcılardan şüphe duymaya devam ediyor.

Türkiye kökenli Hollandalılar tarafından kurulmuş olan DENK partisi, konuyla ilgili olarak Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı’ndan bir talepte bulunarak bu cinayetler ile Almanya’daki NSU cinayetleri arasında bir bağ olup olmadığının araştırılmasını istedi.

Soruşturma süreci hakkında konuşan Fas kökenli DENK parlamenteri Farid Azarkan, “Bu cinayetler ayrı cinayetler mi yoksa burada bir bağlantı mı var? Güvenlik ve Adalet Bakanının bunu açıklığa kavuşturması gerekir.” diyerek Güvenlik ve Adalet Bakanı Ferdinand Grapperhaus’a seslendi.

DENK Partisi kurucusu Selçuk Öztürk de konu hakkında “Bu cinayetler, en başından NSU cinayetleriyle bir bağlantısı olmadığını göstermek için seçilmiş olmalı” diyerek şüphelerini ve Azarkan’a desteğini dile getirdi.

DENK Partisi daha önce bu cinayetlerle ilgili özel bir polis birimi kurulması gerektiğini ve hiçbir hamleden kaçınılmaması gerektiğini savunmuştu.

NSU cinayetleri, 2000 ve 2006 yılları arasında Almanya’da işlemiş, katiller 2011 yılında bir banka soygununda kendini ele verene dek cinayetler Alman devleti tarafından “iç hesaplaşma” olarak yorumlanmıştı.

Hollanda’da yeni koalisyon çifte vatandaşlığı kaldırıyor

Hollanda’da yeni hükümeti kuran partiler arasında bir protokol imzalandı. Protokolde çifte vatandaşlık yasaklanıyor, camilerin finansmanı zorlaşıyor.

15 Mart tarihinde gerçekleştirilen genel seçimler Hollanda siyasetinde önemli değişimlere sahne oldu. Özellikle merkez partilerin güç kaybetmesi ve sağcı partilerin güçlenmesi, seçimle ilgili analizlerin ana temalarından birisi oldu.

Seçimde Geert Wilders’in PVV partisinin kazandığı oyların ötesinde, kampanya boyunca diğer partilerin de söylem olarak aşırı sağa göz kırpması, seçimlerin genel olarak yabancı karşıtı bir atmosferde geçmesini sağladı.

Ancak bu söylemlerin merkez partilere oy kazandırmak yerine oy kaybettirdiği ortada. Bu bağlamda hiçbir parti tek başına iktidar kurabilecek yeterli çoğunluğu sağlayamadı ve Hollanda’da hükümet kurma görüşmeleri 209 gün sürdü. Hollanda’da uzun bir bekleyişin ardından kurulan ve VVD,  CDA, D66 ve CU partilerinden oluşan koalisyon hükümeti 10 Ekim’de göreve başladı.

Göreve başlayan koalisyonun üzerinde uzlaştığı protokolde ise hükümetin önümüzdeki süreçte atacağı adımlar taahhüt ediliyor. Söz konusu protokole göre, Hollanda’daki yabancı karşıtı seçim atmosferi, bir süre daha ülkeyi etkisi altında tutacak.

Çifte vatandaşlık kalkıyor mu?

Protokolün en göze çarpan maddelerinden biri çifte vatandaşlık konusu. Vatandaşlık konusunda yapılacak değişikliklerle birlikte, gelecek nesillere çifte vatandaşlık hakkı verilmemesi planlanıyor. Ayrıca vatandaşlık hakkı elde etmek için gerekli sürenin de dört yıldan beş yıla çıkması öngörülüyor. Ayrıca bu süre zarfında hiçbir suç işlenmemiş olması şartı aranması planlanıyor.

Entegrasyon yasasında yapılacak değişiklikler bununla sınırlı değil. Entegrasyon sürecini tamamlayamayanların oturum hakkının elinden alınması veya sosyal yardımların azaltılması protokolde görüş birliğine varılan konulardan.

Protokolde dikkat çeken hususlardan biri de ülkedeki kurumlara yapılan bağışlarla ilgili. Konuya protokolün güvenlik bölümünde değinilirken “özgür olmayan ülkeler” sınıflandırmasına giren ülkelerden Hollanda’daki kurumlara bağış ve yardım yapmalarının engellenmesi gerektiği üzerinde duruluyor.

Birçok otoriteye göre bu durum, Hollanda’daki İslami kuruluşların finansmanını büyük ölçüde baltalayacak. Özellikle ilerleyen dönemlerde Türkiye’ye karşı işletileceği düşünülen kanunun zaten gergin olan Hollanda-Türkiye ilişkilerini daha da büyük bir çıkmaza sokacağı öngörülüyor.

Hollanda’da İslamofobik saldırılar hız kesmiyor

Hollanda’da cami ve okul saldırıları artmaya devam ediyor. Son olarak geçtiğimiz hafta bir camiye ve bir okula aşırı sağcı gruplar tarafından İslamofobik saldırılar düzenlendi.

Cumartesi günü Hollanda’nın Venlo kentinde Hollanda Diyanet Vakfı’na ait Tevhid camisine saldırı düzenlemişti. Saldırıyı aşırı sağcı ID Verzet (Kimlik Hareketi) üstlendi.

İnşaat halindeki caminin çatısına çıkan saldırganlar, Türkçe ve Hollandaca pankartlarını camiye asarak eylemlerini gerçekleştirdiler. Pankartlarda “Semtimizde cami istemiyoruz”, “Hollanda bizimdir” ve “Mahallemizde cihat istemiyoruz” gibi sloganlar yer aldı. Grup daha sonra eylemin fotoğraflarını sosyal medya hesaplarında paylaşarak saldırıyı üstlendi.

Son olarak açıklama yapan grubun Hollanda’daki Türk diasporasını da hedefine alan açıklaması şöyle oldu: “Atanan bütün imamlar Türk memurları. Hutbelerin Türk Devleti tarafından hazırlandığı bilinen bir şey. Bu hutbeler ile Hollanda’daki Türkiye kökenli toplum etkilenmek istenmektedir.”

Kimlik Hareketi daha önce Hollanda’da Leiden ve Dordrecht kentlerinde camileri işgal ederek taciz ve saldırılarda bulunmuştu. Hareket, benzer bir saldırıyı dün de Amsterdam’da bir okula gerçekleştirdi.

29 ve 32 yaşlarında hareket üyesi iki erkek tarafından gerçekleştirilen saldırı da tıpkı önceki saldırılar gibi hareketin Facebook hesapları aracılığıyla üstlenildi. Okulda pankart açan grup “İslam eken Şeriat biçer” sloganları attı.

Gelecek hafta eğitime başlayacak okul, dün çocukları eğitime alıştırmak amacıyla açıktı. Bu yüzden saldırıya çocuklar ve aileleri de tanıklık etmiş oldu.

14 yaşındaki çocuğunu okula getiren veli Vicky Koolen, saldırıyı şöyle değerlendirdi: “Olan şey eğlenceli değil ama atmosfer tamamen mahvolmadı. Buna alıştık da. İslami okullara birçok eleştiri var. Bizim sadece iyi amaçlarımız olduğunu ispatlamamız gerek.”

Öte yandan Hollanda’nın İslamofobi faturası gittikçe kabarıyor. Son on yılda Hollanda’daki camilerin yüzde 40’ı saldırıya uğrarken 2016 yılında 72 saldırıyla rekor kırıldı. Bu yıl bu sayının daha da artmasından endişe ediliyor.

Irkçılar Leiden’da bir Müslüman okuluna saldırdı

Dün sabah Leiden kentinde bir Müslüman ilköğretim okuluna ırkçı gruplar tarafından saldırı gerçekleştirildi.

Irkçı gruplar, dün sabah saatlerinde Leiden kentinde faaliyet gösteren Er Riseleh isimli ilköğretim okuluna saldırı düzenledi. Okul kapısını bisiklet kilitleriyle kilitleyen saldırganlar, kapıya içinde kuru kafa da olan bir tehdit mektubu bıraktı. Saldırının ardından açıklamalarda bulunan okul müdürü Gülsüm Doğan, saldırıdan ötürü korktuklarını söyledi ve saldırı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ekledi.

Takip eden saatlerde sosyal medya hesabından saldırıyı duyuran PEGIDA, “Bu bir şaka değildi, bu yeni faşizmin (İslam) Hollanda’da hoş karşılanmadığını belirtmek içindi” dedi.

Daha sonra yaptığı açıklamada İslam’ın Avrupa’da korkunç saldırılara sebep olduğunu ve İslam okulları kapatılınca bu problemin kökünden çözülmüş olacağını söyleyen PEGIDA, saldırının okulda eğitim gören Müslüman çocukları hedef almadığını söyleyerek okulu hedef aldığını ekledi.

Daha sonra sosyal medyada gelen tepkiler üzerine açıklama yapan PEGIDA, saldırıyı kendilerinin yapmadığını, fotoğraflar kendilerine ulaşınca kamuoyuyla paylaştıklarını açıkladı.

Okulun da bağlı bulunduğu ISBO çatı kuruluşu başkanı Yusuf Altuntaş, okulun 24 yıldır faaliyet gösterdiğini ve 24 yıldır ilk defa böyle bir saldırı yaşandığını söyledi. Altuntaş, ISBO’ya bağlı diğer İslam okullarının da bazen saldırı ve tacizlere karşı karşıya kaldığını ve tüm saldırıların son 2 senede gerçekleştiğini, son saldırıyla birlikte islamofobik şiddetin endişe verici boyuta ulaştığını belirtti. Daha önce ISBO okullarına yönelik saldırılar sadece taciz mektuplarından oluşuyordu.

Öte yandan okul yönetiminin saldırıyla ilgili suç duyurusunu değerlendiren şehir polisi, okul için özel bir nöbet ayarlamazken bölge polislerinin devriyeleri esnasında okula özel dikkat göstereceklerini belirtti. Saldırıyı kınayan İşçi Partisi de (PvdA) belediye meclisinde saldırıyla ilgili soru önergesi sundu.