Tag Archives: Göçmen

Alman gibi görünmemek ayrımcılığa yol açabiliyor

Almanya’da yapılan bir araştırma, dış görünüş açısından Almanlara daha az benzeyenlerin daha sık ayrımcılığa maruz kaldığını ortaya çıkardı.

Araştırma sonuçlarına göre, siyah bir tene sahip olanlar, başörtüsü takanlar ya da Almancayı belirgin bir aksan ile konuşanlar Almanya’da daha dezavantajlı bir konumdalar.

Alman Vakıfları ve Göç Bilirkişi Konseyi (SVR) tarafından yürütülen ve sonuçları geçtiğimiz Salı günü açıklanan araştırmaya göre, dış görünüş itibariyle Almanlara daha çok benzeyen katılımcıların sadece yüzde 17’si kendilerini dezavantajlı hissettiklerini ifade ederken, göçmen ya da göçmen kökenli oldukları görünümlerinden kolayca anlaşılabilen katılımcıların yüzde 48’i ise ayrımcılığa uğradıklarını belirtti.

Ayrımcılıktan en fazla Türkler ve Müslümanlar mustarip

Araştırmada dikkat çeken bulgulardan birisi de, Türklerin ve diğer Müslüman toplulukların diğer kesimlere kıyasla daha yoğun bir ayrımcılığa maruz kalıyor olmaları. Araştırmaya katılan Türklerin yüzde 54’ü kendilerini daha dezavantajlı bir konumda görürken, diğer ülkelerden Almanya’ya göç edenlerde bu oran yüzde 40 civarında.

Bununla birlikte ankete katılan Müslümanların yüzde 55’i de ayrımcılık deneyimi yaşamış durumda. Hristiyanlığa mensup göçmen kökenlilerde bu oran sadece yüzde 29 iken, herhangi bir dini inanca sahip olmayan göçmen kökenliler arasında bu oran yüzde 32.

Macar başbakandan “Müslüman istilacılar” çıkışı

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avrupa’ya gelen sığınmacılardan “Müslüman istilacılar” olarak bahsetti.

Geçtiğimiz hafta sonunda Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Bild, son zamanlarda yaptığı çıkışlarla sık sık gündeme gelen Macar Başbakan Viktor Orban ile bir röportaj gerçekleştirdi. Orban, gazeteye verdiği demeçte Avrupa’ya gelen sığınmacılar hakkında “Biz onları Müslüman sığınmacılar olarak değerlendirmiyoruz. Onları Müslüman istilacılar olarak görüyoruz” dedi.

Orban, Suriye’den Avrupa’ya yol alan bir sığınmacının Macaristan’a ulaşmak için dört ülke geçmesi gerektiğine işaret ederek, “Herkes Almanya’ya gitmek istiyor. Yani demek ki canlarını korumaktan ziyade ekonomik göç yaptıkları ve daha müreffeh bir hayat aradıkları bu şekilde ispatlanıyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan çok kültürlülük konusunun da sadece bir aldatmacadan ibaret olduğunu ve bunu istemediklerini belirten Orban, çok sayıda Müslümanın gelmesi durumunda paralel toplumların meydana gelebileceğini iddia ederek, “Hıristiyan ve Müslüman toplumları asla birbiriyle bağlanamaz” diye konuştu.

Fransa’da bu yıl 26 bin sığınmacı ülkelerine geri gönderildi

2017 yılında Fransa’dan ülkelerine geri gönderilen sığınmacıların sayısı yüzde 14 artarak 26 bine yükseldi.

Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, Fransa’daki göç ve sığınmacı sayılarına dair 2017 yılı istatistiklerini açıkladı. Yaptığı açıklamada 2017 yılında 100 binin üzerinde sığınma talebi başvurusu yapıldığına dikkat çeken bakan, bu rakamın diğer Avrupa ülkelerinin neredeyse iki katı olduğunu söyledi.

Sığınma talebindeki olağanüstü artışa vurgu yapan Collomb, ülkelerine geri dönüş yapan sığınmacı sayısının bir önceki yıla oranla yüzde 14 civarında artmasını bu konuya bağladı. Ayrıca Collomb, hükümetin hazırlamakta olduğu yeni göç ve sığınmacı yasasının gerekliliğine dikkat çekti ve hedeflerinin zorunlu veya gönüllü geri dönüş koşullarının iyileştirilmesi olduğunu ifade etti.

Son günlerde tartışmaların odağında olan yeni göç yasası ve sığınmacıların geri dönüşleri ile ilgili şüphelerin ortadan kalkması için parlamentodaki milletvekilleri ile istişarelerde bulunulması gerektiğini belirten İç İşleri Bakanı Collomb, konuyla ilgili yüz yüze görüşmelere başladıklarını da ifade etti.

Fransa Hükümeti, 2017 yılında sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini arttırmak için maddi yardımların oranını arttırmış ve eleştirilerin hedefi olmuştu. 650 Euro’dan 2500 Euro’ya çıkarılan dönüş yardımıyla özellikle Clais’de bulunan göçmenlerin sayısı oldukça azalmıştı.

Fransa’da göçmen ölümleriyle ilgili endişeler artıyor

Son dönemlerde artan göçmen ölümleriyle ilgili Fransa’daki sivil toplum kuruluşlarının endişeleri gittikçe artıyor.

Fransa’nın kuzeyinde Grande-Synthe yakınlarındaki bir otoyolda, 24 Aralık’ta bir aracın çarpması sonucu, Irak kökenli bir göçmen ağır yaralandı. Hastanede ölüm kalım savaşı veren 22 yaşındaki Iraklı göçmen Grande-Synthe yakınlarındaki Puythouck kampında yaşıyordu. Kazanın ardından kaçan şoför yakalanarak gözaltına alındı.

İlk değil!

Fransa’nın kuzeyinde yaşanan bu kaza ne yazık ki ilk değil. 21 Aralık’ta Calais limanı yakınlarında 22 yaşındaki Afgan kökenli bir göçmen yine bir aracın çarpması sonucu öldü. Bu kazayla birlikte 2017 yılında sadece Calais çevresinde üç göçmen hayatını kaybetti.

Benzer kazaların arka arkaya yaşanması Fransa’daki sivil toplum kuruluşlarınca endişeyle karşılandı. 2008 yılından bu yana Calais ve Kuzey Fransa’da göçmenlere yardım ve destek sağlayan bir kuruluş olan Auberge des Migrants Derneği’nin başkan yardımcı François Guennoc, konuyla ilgili kaygılarını dile getirdi. Kamyon veya kamyonetlerin arkasına binerek sınırı geçmeye çalışırken veya gece otoyolda yürürken kaza riskiyle karşı karşıya olan çok sayıda göçmen olabileceğinin endişe verici olduğunu belirtti.

Yanlış politikalar intihara sürüklüyor

v  Kazaların yanı sıra yaşanan intihar olayları da sivil toplum kuruluşlarınca kaygı verici bulunuyor. Son olarak Marsilya’daki Adli Tutukluluk Merkezi’nde 23 yaşındaki Arnavutluk kökenli bir sığınmacı, intihar girişiminin ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Son iki ay içinde sadece Marsilya’da 8 sığınmacının intihar etmesi hükümete yönelik eleştirilerin dozunu arttırdı. Sivil toplum kuruluşları, hükümetin göç konusunda yanlış politikalar izlediğinin belirterek, Macron’un daha insani ve temel hakları ihlal etmeyecek şekilde bir yol izlemesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Kurz’dan “kota” yerine “Afrika’da kamp” önerisi

Göçmenlere yönelik kota uygulamasını eleştiren Kurz, yardımın Afrika’da yapılması gerektiğini savunuyor.

Avusturya’nın yeni şansöylesi Sebastian Kurz, seçim sürecinde Müslümanlara ve göçmenlere yönelik sözleriyle birçok kesimin tepkisini üzerine çekmişti. Geçtiğimiz hafta göreve başlayan Kurz, benzeri söylemlere devam ediyor.

Almanya’da yayın yapan Bild am Sonntag gazetesine konuşan Kurz, göçmenlerle ilgili açıklamalarına devam etti. “Devletleri mülteci almaya zorlamak Avrupa’yı ileriye götürmeyecektir.” diyen Kurz, kota uygulamasının ne göçmenlere ne de ülkelere faydası olduğu görüşünde: “Bunu tartışmak anlamsız. Avrupa’ya doğru yola çıkan göçmenler Bulgaristan’a veya Macaristan’a gitmek istemiyorlar. Almanya, Avusturya veya İsveç’e gitmek istiyorlar.”

Kurz’a göre çözüm, göçmenlere kendi ülkelerinde veya komşu ülkelerindeyken yardım ulaştırmak: “Kendi kıtalarındaki güvenli bölgelerde yardım almalılar. AB bunu desteklemeli hatta organize etmeli ve askeri olarak destek vermeli.” diyen Kurz, bazı Afrika ülkelerinde AB tarafından desteklenen göçmen kampları kurma fikrine sıcak baktığını ortaya koydu.

Kurz’dan önce Avustralya uyguluyordu

2018’in ikinci yarısında AB dönem başkanlığını devralacak olan Kurz’un bu fikri şu anda Avustralya tarafından uygulanan ve sıkça eleştirilen uygulamalara çokça benzetiliyor.

2001 yılında parlamentoda aceleyle alınan bir kararla birlikte Papua Yeni Gine’de ve Nauru’da kamplar kuran Avustralya, ülkeye yasadışı yollardan ayak basmaya çalışan göçmenleri bu merkezlerde tutuyor.

Yıllarca açık hava hapishanelerine benzetilen kabul merkezlerinde tutulan göçmenler, iltica başvuruları kabul edildiği takdirde dahi Avustralya’ya yerleştirilmiyor, bulundukları ülkede yaşamlarına devam ediyor.

Yoğun insan hakları ihlallerinin yaşandığı merkezler, daha önce birçok uluslararası kurum tarafından eleştirilmiş ve merkezlerin insan haklarına aykırı koşullar barındırdığı belirtilmişti. Art arda ölümleri ve tecavüz vakalarından sonra Manus Kampı’nın kapatılmasına karar verilmişti.

 

İsveçli Bakan: “Göçmenler başka ülkelere gitsinler”

Ülkedeki entegrasyon sürecinin istenildiği gibi gitmediğini söyleyen Ekonomi Bakanı Magdalena Andersson, mültecilere İsveç yerine başka ülkelere gitmeleri çağrısında bulundu.

İsveç’te yayın yapan Dagens Nyheter gazetesine mülakat veren Ekonomi Bakanı Magdalena Andersson, göçmenlere seslenerek farklı ülkelere gitmeleri çağrısında bulundu.

Göçmenlere farklı ülkelere gitmeleri çağrısında bulunan Andersson, “Başka bir ülkeye giderlerse daha fazla fırsatları olur” dedi.

Göçmenlerin farklı ülkelere gitmelerini isteyen Andersson’a göre sorunun temelinde İsveç’teki konut ve işgücü piyasasının dengede olması var. Bu yüzden Andersson, artık sistemin daha fazla göçmeni entegre edemeyeceğini düşünüyor.

“Entegrasyon düzgün çalışmıyor. 2015 sonbaharından önce de düzgün çalışmıyordu. Ama benim için açık ki entegre edebileceğimizden daha fazla sığınmacı talebi alamayız. Bu, buraya gelen insanlar için iyi değil. Genel olarak toplum için de iyi değil.”

Sosyal Demokrat Parti üyesi olan Magdalena Andersson’a ilk tepki koalisyon ortağı olan Yeşil Parti’den geldi. Konuyla ilgili olarak konuşan Yeşil Parti sözcüsü ve Eğitim Bakanı Gustav Fridolin, “yakında gerçekten göç etmek zorunda olanlar için hiç gidecek yer kalmayacak” diyerek Andersson ile birlikte göçmen karşıtı diğer ülkeleri eleştirdi.

“Ya açık bir ülkesinizdir ve vatandaşlarınıza yatırım yapar, yeni bir şey inşa etmek ve faydalı olmak isteyen inanlara inanırsınız ya da kapalı bir ülkesinizdir.” diyen Fridolin, İsveç toplumunun yüzleştiği sorunları çözebilecek kapasitede olduğunu vurguladı.

2015 yılında Avrupa genelinde patlak veren göç kriziyle birlikte 163 bin göçmeni kabul eden İsveç, 10 milyonluk nüfusuyla birlikte Avrupa’da kişi başına en çok göçmenin düştüğü ülke olma unvanını da eline almış oldu.