Tag Archives: eğitim

ALF’den Suriyeli çocukların eğitimine ilişkin rapor

Avrupa Liberal Forumu tarafından Türkiye’deki Suriyeli çocukların eğitim süreçlerini inceleyen rapor yayınlandı.

Friedrich Neumann Vakfı ile Avrupa Parlamentosu tarafından finanse edilen ve Avrupa Liberal Forumu (ALF) tarafından yayınlanan rapor, Işık Tüzün tarafından hazırlandı. “Türkiye’de Mülteci Çocukların Eğitim Hakkını ve Karşılıklı Uyumu Destekleyen Yaklaşımlar, Politikalar ve Uygulamalar” başlığını taşıyan rapor, İstanbul’da Friedrich Neumann Vakfı ev sahipliğinde gerçekleştirilen aynı başlığa sahip çalıştayın sonucunda yazıldı.

Akademisyenlerin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, belediye temsilcileri, öğretmenler ve STK temsilcilerinin katıldığı çalıştay, Suriyeli çocukların Türkiye’de aldıkları eğitimle ilgili genel bir tablo çizdikten sonra eğitimde karşılıklı uyumu destekleyici potansiyel uygulamalara odaklandı. Söz konusu raporda da aynı verilere ve tartışmalara yer verilmiş durumda.

Tavsiyeler kısmında ise ağırlıklı olarak politika yapıcılara seslenen rapor, başarılı bir karşılıklı uyum için göç, istihdam, sosyal koruma gibi farklı alanlarda da adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Durum ve ihtiyaç tespitinin daha sağlıklı yapılabilmesi için ise verilerin yeterli olmadığı vurgulanıyor ve Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere kurumların veri paylaşımına daha açık olması gerektiği belirtiliyor.

Raporda çok dilli bir eğitim gerekliliği de vurgulanan hususlar arasında. Suriyeli eğitmenlerin mevcut eğitim sistemine entegrasyonunun tartışılması gerektiği söylenirken çok dilli eğitimin kültürel uyum sürecini hızlandıracağı da belirtiliyor.

Raporu okumak için tıklayınız.

Avusturya Eğitim Bakanı’ndan tepki çeken başörtüsü açıklaması

Avusturya’da kurulan aşırı sağcı koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, öğretmenlerin başörtüsü takmasına karşı olduğu belirtti.

Avusturya’da, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ile aşırı sağcı Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) tarafından kurulan koalisyon hükümetinin işbaşı yapmasının ardından kamuoyunda tepki çekecek açıklamaların yapılması uzun sürmedi.

Seçim evresinden bu yana başta Müslümanlar olmak üzere yabancı ve sığınmacı karşıtı bir retorik benimseyen koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, ülkenin önde gelen medya kuruluşlarından Kurier’e mülakat verdi. Söz konusu mülakatta, “öğretmenlerin başörtüsü takmamaları” gerektiğini ifade etti.

Heinzman, Kurier muhabirinin “başörtüsü yasağına olumlu mu bakıyorsunuz?” sorusuna “seküler devlete yönelik bir sempatim var ve din dersleri ile özel okullar haricinde öğretmenlerin başörtüsü takmamaları gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi. Eğitim Bakanı’nın bu ifadeleri Avusturya’da yaşayan Müslümanlar tarafından tepki çekti.

Heinzmann’ın aynı gün içinde Österreich adlı haber portalı ile yapılan mülakatta da söz konusu görüşlerini yineledi. Öte yandan mülakatta kendisine başörtüsü ile ilgili görüşlerine atıfla, sınıflarda bulunan haç sembolleri hakkındaki düşünceleri de soruldu. Çiçeği burnunda Bakan ise bu soruya “elma ile armutların karşılaştırılmaması gerektiğini ve bir kişideki etkileşim yoğunluğunun duvarda asılı bir nesneden çok farklı olduğu” yanıtını verdi.

 

Belçika’daki okullarda anadil yasağı kalkıyor

Belçika’daki devlet okullarında uzun zamandır uygulanan derste ve teneffüslerde anadilde konuşma yasağı artık kalkıyor.

La Libre Gazetesinin haberine göre Belçika Devlet Okulları İdaresi (GO!, onderwijs van de Vlaamse Gemeenschap) Flaman Bölgesi’nde devrim niteliğinde bir karara imza attı. Anadili Flamanca olmayan öğrencilere, devlet okullarında kendi dillerinde konuşma hakkı tanındı.

Karara imza atan yetkililer, evde Flamanca konuşmayan öğrencilerin sayısının oldukça fazla olduğunu belirterek, yasağın kaldırılmasının gerekliliğine dikkat çekti.  İstatistiklere göre, her altı öğrenciden biri evde farklı bir dilin konuşulduğu göçmen kökenli bir aileden geliyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan GO! yöneticilerinden Raymonda Verdyck, yasağın kalkmasıyla öğrencilerin kendilerini daha iyi hissedeceklerini ve böylece öğrenme süreçlerinin olumlu yönde etkileneceğini belirtti. Ayrıca yetkililer, kararın entegrasyon sürecine de katkı sağlayacağını düşünüyor.

Öte yandan aşırı sağcı Yeni Flaman İttifakı Partisi (N-VA) milletvekili ve partinin eğitim uzmanı Koen Daniels ise karara tepkili. Flamanca dilinin önemine dikkat çeken Daniels, yasağın devam etmesi gerektiğini savundu.

Uzmanlar karardan memnun

Gent Üniversitesi profesörlerinden Piet Van Avermaet, öğrencilere anadilde konuşma hakkı tanınmasının Falancayı öğrenmek için de bir yol olabileceğini ifade etti.  Avermaet, “Örneğin matematik dersinde bir Türk öğrencinin öğretmeni anlamadığını varsayalım. Başka bir Türk öğrenci konuyu Türkçe açıklarsa, o öğrenci bunu anlayabilir ve sonrasında öğretmenine bunu Flamanca olarak ifade edebilir, böylece öğrenmiş olur” şeklinde konuştu.

Karardan memnun olan pek çok uzman, öğrencilerin anadillerini konuşabilmesinin öğrenim hayatlarını olumlu yönde etkileyeceği görüşünü savunuyor.

 

Almanya’da göçmenler daha dezavantajlı

Alman İstatistik Dairesi, yaşamın farklı alanlarında göçmenlerin diğer vatandaşlara kıyasla dezavantajlı olduklarını bir kez daha rakamlarla ortaya koydu.

Almanya’da Federal İstatistik Dairesi’nin bugün (16 Kasım) yapmış olduğu basın açıklamasına göre, göçmen kökenli kişiler, göçmen olmayanlara kıyasla, eğitim ve iş alanlarında daha dezavantajlı konumdalar.

Eğitimsiz göçmenlerin oranı artışta

Federal İstatistik Dairesi tarafından yapılan açıklama, 2005 yılından bu yana göçmen kökenliler ile göçmen olmayanlar arasında birtakım temel göstergelerdeki farkın azalmadığı yönünde. Temel göstergelerden ilkini eğitim alanı oluşturuyor.

2005 yılı verilerine göre, 18-25 yaş arasındaki göçmen nüfusun yüzde 10,6’sı herhangi bir okul diplomasına sahip değil. Göçmen olmayanlarda ise bu oran sadece yüzde 4.

2016 verilerine göre diplomasız göçmenlerin oranı yüzde 12’yi aşarken, göçmen olmayanlarda bir düşüş söz konusu: yüzde 3,6.

İşsizlik azalsa da hâlâ sorun

İşsizlik, Federal İstatistik Dairesi tarafından değerlendirilen diğer bir konu.

Bulgulara göre, 2005 yılında, göçmen nüfus içindeki işsizlik oranı yüzde 18 civarında. Göçmen olmayanlarda bu oran aynı yıl yüzde 9,8 idi.

2016 yılına gelindiğinde ise her iki kesimdeki işsizlik oranı da azalmış durumda. İşsiz göçmenlerin oranı yüzde 7,1. Göçmen olmayanlarda ise bu oran yüzde 3,4’e düşmüş durumda.

Yoksulluk riski göçmenlerde daha fazla

Öte yandan çalışıyor, olmasına rağmen yoksulluk riski altında bulunan göçmenlerin oranı 2005 yılında yüzde 13,8 idi. 2016 yılında bu oran çok fazla değişmemekle birlikte yüzde 13,6’ya düştüğü görülüyor.

Çalışıyor olup yoksulluk sınırındaki göçmen olmayan nüfusun 2005 yılındaki oranı yüzde 6. 2016 verilerinde ise bu oran yüzde 6,2’ye çıkmış durumda.

 

Yabancı karşıtlığı İtalya’da ders kitaplarında

İtalya’da ders kitaplarında geçen yabancı karşıtı ifadeler, ülkenin gündemine oturdu. Bir velinin fark edip Facebook hesabından paylaştığı bölüm şimdilerde siyasetin gündeminde.

“Özellikle Asya ve Kuzey Afrika’dan gelen yabancıların sayısı arttı. Çoğu mülteci yardım merkezlerinde kalıyor. İkâmetleri yasal değil, yani İtalya yasaları buna izin vermiyor. Şehirlerimizde göçmenlerin yaşam koşulları genelde belirsiz: Ne iş bulabiliyorlar ne de ev. Bu yüzden entegrasyonları da zor. Sosyal ve ekonomik sebeplerle vatandaşlar onları kendi refahları için bir tehdit olarak görüyor ve onlara karşı hoşgörüsüz yaklaşıyor.”

Bu cümleler İtalya’da okutulan bir ders kitabında geçiyor. Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan skandal her yıl on binlerce göçmenin Akdeniz’i geçerek geldiği İtalya’da yabancı düşmanlığı tartışmalarının fitilini ateşledi. Geçtiğimiz sene deniz yoluyla 180 bini aşkın göçmenin geldiği ülkeye bu sene aynı rotayı kullanarak şimdiye kadar 110 bin kişi geldi. Başta göçmenler olmak üzere yabancıların sayısının her sene hızla arttığı İtalya’da çocuklara okutulan ders kitaplarında ön yargılı cümlelerin bulunuyor olması endişeleri de beraberinde getirdi.

Göçmenler hakkında tuhaf ifadeleriyle dikkat çeken kısımlar Anlatıcı Ol (İtl: Diventa Protagonista) isimli kitapta yer alıyor. Görev süresi boyunca göçmen yanlısı tutumuyla takdir kazanan eski Lampedusa belediye başkanı Giusi Nicolini, “Bu kitaplar vatandaşları hoşgörüsüzlük konusunda eğitmek için uygulamaya konuluyor. Bunları kim seçti?” diyerek konuyu Twitter hesabından ders kitabında yer alan skandal cümleleri gündeme taşıdı.

Ne var ki Kitapta geçen cümlelere destek verenler de oldu. Zengin kuzey bölgelerinin ayrılmasını hedefleyen ırkçı Kuzey Ligi (İtl: Lega Nord) Partisi’nin lideri Matteo Salvini, ifade özgürlüğünün bu konuda neden işletilmediğini sordu ve kitapta geçen ifadelerin yanlış olmadığını savundu. Salvini bununla kalmayarak kitabın daha fazla kişiye ulaşması gerektiğini de kaydetti. Irkçı lider kitaptan yüz adet alarak öğretmen ve öğrencilere dağıtacak.

Skandal, kitaplardaki ifadeleri farkeden bir velinin Facebook’ta söz konusu cümlelerin fotoğrafını paylaşmasıyla ortaya çıkmış, sosyal medyada hızla yayılan görseller sonucu bir çok kişi Yayıncılar Birliği’ne ve Eğitim Bakanlığı’na tepki göstermişti. Artan baskılar sonucu Eğitim Bakanı Valeria Fedeli’nin İtalyan Yayıncılar Birliği’ne ırkçı ifadelerin gözden geçirilmesi için başvuruda bulunmaya karar verdi. Bakanlığın talebi sonrası cümlelerin değiştirilmesi ya da kitabın toplatılması bekleniyor. (meb)

Almanya’da Müslüman öğrenciye din eğitimi mecburiyeti

Evine tek yakın okul Katolik ilkokulu olduğu için çocuğunu okula kaydettiremeyen Müslüman aile, hukuk mücadelesini kaybetti.

Almanya’da çocuklarını evlerine yakın olduğu için Katolik mezhebine ait bir ilkokula kaydettirmek isteyen Müslüman ailenin başvurusu, okul yönetimi tarafından reddedildi. Yönetim, aileye çocuklarının okula kaydolması halinde Katolik eğitimi alacağını ve mecburen ayinlere katılacağını söyledi.

Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşayan Müslüman bir aile, çocuklarını, evlerine sadece 150 metre mesafede bulunan ve Katolik mezhebine bağlı olan bir ilkokula kaydettirmek istedi. Ancak okul yönetimi, öğrencinin okula kaydı için aileden, din eğitimine ve ayinine katılabileceğine dair izin belgesi istedi. Aksi takdirde öğrencinin okula kabul edilemeyeceği belirtildi.

Bu şartlarda çocuğunu okula kaydetmek istemeyen aile, çocuklarının okula kabulü için öne sürülen din eğitimi ve ayinine katılma koşullarının anayasadaki dini tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurdu. Ailenin ikinci argümanıysa, evlerine en yakın ikinci okul olan yine kamuya ait ilkokulun evlerine 3,3 kilometre uzakta olması.

Ancak Federal Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz Cuma günü vermiş olduğu kararla birlikte, Müslüman ailenin başvurusu tarafsızlık ilkesine yapılan atfın yetersiz bulunması gerekçesiyle reddedildi.

Öte yandan mahkeme, mezheplere bağlı okulların anayasal güvence altında olduklarını belirtilerek, eyaletlerin eğitim sistemlerini şekillendirme konusunda geniş bir alana sahip oldukları vurgulandı ve mevcut durumda mezhep okullarına “ilgili mezhepten olmayan öğrencilerin” sadece istisnai durumlarda kayıt olabileceklerini belirterek topu eyalet yönetimine attı.

  • 1
  • 2