Tag Archives: Cami saldırıları

Almanya’da Türkler ateş hattında

Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu ile eşzamanlı olarak Almanya’daki PKK destekçileri, Türklere ve Türk kuruluşlarına birçok saldırı gerçekleştirdi. Yoğunluğu giderek artan saldırılara karşı Alman hükümetinden net bir tavır sergilemesi bekleniyor.

Türkiye’nin 20 Ocak 2018 tarihinde başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu ile birlikte PKK destekçileri tarafından Avrupa’daki Türklere ve Türk kuruluşlarına karşı birçok saldırı düzenlendi. Kundaklama, yaralama, mesken tahribatı ve sözlü saldırı gibi çeşitli şekillerde meydana gelen bu saldırılar, özellikle Almanya’da giderek büyük bir sorun hâline gelmeye başladı. Türk hükümetinin Almanya’ya hafta başında verdiği notada gerekli önlemlerin alınması beklenirken gözler şimdi Berlin’e çevrildi.

Saldırıların sayısı 34’ü buldu

Almanya’daki ilk saldırı, 21 Ocak gecesinde Kassel’daki Sultan Alparslan Camisi’ne düzenlenirken, bir gün sonra da Leipzig’deki Eyüp Sultan Camisi ile Minden’daki (Kuzey-Ren Vestfalya) Barbaros Merkez Cami, PKK’lıların hedefi olmuş; söz konusu saldırı dalgası Almanya ile sınırlı kalmayarak diğer Batı Avrupa ülkelerine de sıçramıştı.

Saldırılar ağırlıklı olarak camilere yönelik olmakla birlikte Hannover, Frankfurt ve Düsseldorf havalimanlarında Türk yolcular da PKK destekçilerinin sözlü ve fiziki saldırılarına maruz kaldılar. Son bir haftada ise bu şiddetin dozu daha da artarak 10 ayrı saldırı gerçekleştirildi.

Dün (13 Mart) Köln’deki Eyüp Sultan Cami ile Berlin’deki “Türkiyem” restoranına düzenlenen saldırılar ile birlikte, 21 Ocak’tan bu yana terör örgütünün cami, dernek ve Türklere yönelik gerçekleştirmiş olduğu saldırıların sayısı 34’ü buldu. Şimdilik tek teselli, bu saldırılar sonucunda kimsenin hayatını kaybetmemiş olması.

Almanya’nın sürüncemede kalan tutumu

Terör örgütünün sempatizanları tarafından gerçekleştirilen saldırı serisi, Alman basınında çoğu kez en küçük bir habere dâhi konu olmazken, hükümetin bu saldırılara karşı tutumunun da net olduğunu söylemek zor. Alman hükümetinin sürüncemede kalan bu tutumunun farkında olan Türk yetkililer ise Pazartesi (12 Mart) akşamı, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi’ne nota vererek konu hakkındaki endişelerini bildirdi. Şimdi gözler Berlin’e çevrilirken, Alman hükümetinin daha hassas davranması ve Türklerin can ve mal güvenliğini sağlaması için gerekli adımları atması bekleniyor.

 

Cami saldırıları Birleşik Krallık’ta ikiye katlandı

Birleşik Krallık’ta camileri hedef alan nefret suçları, geçtiğimiz yıla kıyasla iki kat arttı.

Birleşik Krallık polis departmanı, bu yılın Mart-Temmuz döneminde Müslüman ibadethanelerine 110 saldırı ihbarı aldı. Geçtiğimiz yıl ise aynı dönemde gerçekleşen saldırı sayısı 47 idi.

Polis tarafından açıklanan verilere göre, fiziksel saldırılar ve bomba tehditleri en çok gerçekleştirilen saldırılar arasında yer alıyor. Camilerin camlarını kırmak, otoparktaki araçlara zarar vermek ve cami duvarlarına ırkçı çizimler yapmak sık görülen saldırılardan. Ayrıca camiye gitmekte olan Müslümanlara yapılan fiziksel saldırılar da bu yıl hız kazanmış görünüyor.

Muhalefet tarafından oluşturulan gölge hükümetin İçişleri Bakanlığı görevindeki Diane Abbott, durumun gittikçe kötüye gittiğini düşünüyor. Abbott, “Herhangi bir dini gruba veya azınlığa yapılan saldırılar tiksindirici” diyor ve toplumun tüm kesimlerinin bu saldırılara karşı durması gerektiğini söylüyor: “Bu Müslüman karşıtı saldırılar tüm iyi insanlar tarafından kınanacak.”

İslamofobi ile mücadele konusunda çalışan Faith Matters’ın direktörü Fiyaz Mughal ise artışı kendilerinin de fark ettiklerini, durumun korkunç boyutlara gittiğini belirtiyor: “Çevrimiçi Müslüman karşıtı ve aşırı sağcı aktivitelerde bir artış söz konusu; buna karşın sosyal medya şirketleri ise nefreti çıkarmak konusunda çok yavaş, adeta bir dinozor yaklaşımında. Yeni yeni adımlar atıyorlar. Ama bunlar henüz bebek adımları.”

“Müslüman karşıtlığının en büyük itici güçlerinden birisi terör saldırıları. Bu konudaki araştırma sonuçları çok açık.”

“Dürüst olmalıyız. Terörizmin en büyük itici güç olduğunu kabul etmek istememek ve bunun yerine medyayı suçlamak epey İslamcı bir anlatı. Toplumumuzdaki çatlakları azaltmak için önce terör saldırılarını azaltmalıyız.”

Öte yandan terör saldırılarının en çok arttığı şehirlerden birisi de Manchester oldu. Bu yıl büyük bir terör saldırısına maruz kalan Manchester’da saldırılar geçtiğimiz yıla kıyasla dört kat artmış durumda. Bu saldırılardan biri de geçtiğimiz haftalarda terör saldırısı kurbanlarını tedavi eden doktor Nasser Kurdy’ye yönelik olmuştu.

Yardımsever doktor camiye girerken boynundan bıçaklandı

Manchester saldırısının kurbanlarını tedavi eden Müslüman cerrah, bir camiye girerken boynundan bıçaklandı.

Suriye ve Ürdün asıllı cerrah Nasser Kurdy, dün (26 Eylül) Cheshire’daki Altrincham İslam Merkezi’ne gireceği esnada boynundan bıçaklandı. Olayın telaşıyla içeriye koşan Kurdy, bir sandalye kaparak hamle yaptı fakat saldırgan kaçarak olay yerinden ayrıldı. Birkaç saat içinde saldırganı ve bir arkadaşını yakalayan polis, olayı bir nefret suçu olarak değerlendirdiğini açıkladı.

Saldırıya uğrayan Nasser Kurdy de polisle aynı görüşte. Aynı zamanda saldırıyı ucuz atlattığını, ölümcül bir yara alabileceğini düşünüyor.

“Dün Allah bana merhamet etti. Bir sinir, bir atardamar, bir damar veya boğazım olabilirdi ama neyse ki sadece bir kastı.”

“Tesislere girdiğim gibi acıyı ve boynuma olan baskıyı hissettim. Arkama döndüm ve o delikanlıyı tehditkâr bir şekilde gördüm. Tehlike altında olduğumu hissettim. Kırılgan hissettim.”

Kurdy saldırgandan şikayetçi değil

1977 yılından beri Birleşik Krallık’ta yaşayan ve doktorluk yapan Nasser Kurdy, aynı zamanda Altrincham İslam Merkezi’nde vaizlik de yapıyor ve merkezin başkan yardımcısı.

Saldırıya uğramasının sebebini İslam Merkezi’ne gitmesi olarak gören Kurdy, saldırıyı kendisinin özeline yapılmış olarak görmüyor ve bir nefret suçu olarak değerlendiriyor. Ancak Kurdy, saldırgandan şikayetçi olmak niyetinde değil.

“O bu ülkenin bir temsili değil. Kesinlikle ona yönelik bir nefretim bir kızgınlığım veya başka negatif bir şeyim yok. Bunu duyurdum, onu tamamen affettim. O kendi toplumu içinde marjinalize olmuş biri olabilir.”

Saldırı nedeniyle boynunda üç santimetre derinliğinde yara oluşan Kurdy, Manchester Müslümanları içerisinde tanınmış isimlerden birisi. 1977 yılında tıp eğitimi için Birleşik Krallık’a gelen Kurdy, aynı zamanda saldırıya uğradığı merkezin başkan yardımcısı ve vaizi.

Bunun da ötesinde, ortopedist olan Kurdy, Manchester saldırısında yaralananların tedavisini ücretsiz gerçekleştireceğini duyurarak kamuoyu tarafından tanınır hale gelmişti.

İsveç’in Örebro kentinde bir cami ateşe verildi

İsveç’in Örebro kentindeki Vivalla bölgesinde faaliyet gösteren Örebro Camii, bu gece (26 Eylül) saat 02.00 sularında çıkan yangında büyük ölçüde kullanılamaz hale geldi.

Camide çıkan yangın, ilk olarak cami topluluğu tarafından fark edildi. Ancak kısa süre içinde bölgeye ulaşan itfaiyenin beş saat süren söndürme çalışmaları sonuç vermedi ve caminin büyük kısmı kullanılamaz hale geldi.

Örebro itfaiye şefi Ulf Jacobsen, söndürme çalışmaları esnasında yaptığı açıklamada, yangının en başından beri büyük bir yangın olduğunu belirtmiş ve bu yüzden kasıtlı olarak çıkarıldığını düşündüklerini söylemişti.

Öte yandan bugün (26 Eylül) öğlen saatlerinde İsveç polisi yangından sorumlu olduğunu düşündüğü 1997 doğumlu bir erkeği gözaltına aldıklarını açıkladı. Ancak İsveç polisine göre ilk bulgular ışığında yangının arkasında dini veya politik bir motivasyon bulunmuyor.

Caminin işleyişinden sorumlu olan İslami Kültür Vakfı’nın Başkan Yardımcısı Hassan Muntagui, tüm çalışmaları için hem itfaiye birimine hem polis birimine müteşekkir olduğunu belirterek ayrıca yangın esnasında kendilerine yardımda bulunan İsveç Kilisesi’ne de özel olarak teşekkür etti. Ek olarak olan İsveç Radyosu’na konuşan Mountagui, “Biz Müslümanlar İsveç toplumunun bir parçasıyız.” dedi.

Bugün yanan binayı 2007 yılında Yehova Şahitleri’nden devralan vakfın 25 farklı uyruktan üyesi bulunuyor, dolayısıyla alışılanın aksine cami belli bir etnik gruba ait değil. Ayrıca Örebro kentindeki iki camiden biri olması da caminin kullanılamaz hale gelmesinin önemli bir kayıp olduğuna işaret ediyor.

Cami, 2014 yılında yine molotof kokteylli kimseler tarafından saldırıya uğramış fakat hasar almamıştı. Caminin bulunduğu Vivalla bölgesi, İsveç polisi tarafından ülkedeki 23 “hassas” bölgeden biri olarak niteleniyor. Polis tarafından belirlenen bu bölgeler, suç oranların yüksek olduğu ve güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirirken engellerle karşılaştıkları yerler olarak biliniyor.

Bremen’deki Fatih Camii’ne ırkçı saldırı gerçekleştirildi

Bremen’deki Fatih Camii’ne 24 Eylül’de İslamofobik bir saldırı gerçekleştirildi.

Bremen’deki Fatih Camii’ne 24 Eylül gecesi İslamofobik bir saldırı gerçekleştirdi. Cami duvarlarına İslam karşıtı sloganlar yazan saldırganlar, caminin bir penceresine ve posta kutusuna küçük patlayıcılar bırakarak bölgeyi terk etti.

Camideki kamera sisteminin incelenip elde edilen delillerin polisle paylaşılacağını belirten cemiyet başkanı Zekai Gümüş’e göre saldırı Almanya’da seçim kampanyası esnasında Müslümanlara yönelik sert söylemlerle yakından alakalı. Zekai Gümüş saldırıyla ilgili “Yabancı düşmanlığının ve İslam karşıtlığının seçim döneminde televizyonlarda kendisine bu kadar rahat yer bulabilmesinin saldırganları cesaretlendirdiğini düşünüyorum.” dedi ve siyasileri göreve çağırdı.

“Fatih Camii tarihinde ilk kez böyle bir olay yaşıyor. Camimizin kapıları herkese açık, biz buralıyız. Her yıl çeşitli sivil toplum kuruluşlarından ya da okullardan binlerce ziyaretçiyi camimizde ağırlıyoruz. 3 Ekim’de camimizde Açık Cami Günü düzenleyeceğiz. Bunun için camimizin dış duvarına bu seneki Açık Cami Günü’nün sloganını Almanca ‘İyi komşuluk, daha iyi bir toplum’ olarak yazmıştık. Tam da bu yazının altına Müslümanlara yönelik nefret söylemlerinin yazılması rahatsız edici. Biz kapılarımızı açıp, insanları camimize davet etmemize rağmen karşılığında bu tarz bir saldırı görmek cemiyet üyelerimiz tarafından da tepkiyle karşılandı. Alman siyasilerin açıklamalarında buradaki Müslümanları dikkate alarak daha fazla hassasiyet göstermelerini bekliyoruz.”

Saldırının zamanıyla ilgili Perspektif’e konuşan IGMG Bremen Kurumsal İletişim Başkanı Vahit Bilmez, “Camide her Cumartesi gençlik lokalinde sohbetler gerçekleştiriliyor. Dün gece de camideki gençler gece 12’ye kadar sohbet etmiş, sonrasında camiyi kapatıp çıkmışlar. Saldırının bundan sonra, yani gece saatlerinde gerçekleştiğini tahmin ediyoruz.” dedi.

Saldırının sabah namazı için camiye gelen cemaat ve idareciler tarafından fark edildiğini söyleyen Bilmez, bunun bölgedeki dördüncü cami saldırısı olduğunu belirtti: “Bundan önce Bremerhaven’daki camimize domuz kafası atılmış ve otoparkına kan dökülmüştü. Ondan önce de Delmenhorst Mevlana Camii’mize domuz parçaları atılmış ve cami bahçesinde yardım amacıyla bulunan eski kıyafet konteynerine patlayıcı bırakılmıştı. Ne yazık ki bundan önceki saldırıların failleri yakalanamadı.”

Fatih Camii 1973 yılından beri Almanya’nın Bremen şehrinde Müslümanlara yönelik hizmet veriyor. 1999 yılında yeni binasına taşınan cami, mevcut durumda 1.300 kişilik bir cemaate ibadet imkânı sunuyor.

Kaynak: Perspektif.

Lahey’de Camiye Tehdit Mektubu

Hollanda’nın Lahey kentindeki As-Soennah Camisi’ne İslamofobik ve ırkçı ifadeler içeren tehdit mektubu gönderildi. Mektubun içine konulan oyuncak bir kamyon ile saldırı mesajı verildi. Caminin Facebook sayfasından yapılan açıklamaya göre geçtiğimiz Cuma gönderilen mektupta, “Bir okula ya da bir camiye çarpan kamyon. Bunu sakın unutma!” ve “Her hafta ayrı bir arabanın size yapacağı saldırı uyanmanıza sebep olacaktır. Onun için sakının!” ifadeleri yer alıyor.

Cami yönetiminden Abdelhamed Taheri olayın ardından yaptığı açıklamada, aldıkları tehdit içeren mektubun ürkütücü olduğunu ve bu nedenle endişelendiklerini söyledi. Bu durumu ilk kez yaşamadıklarını, yılda birkaç kez tehdit aldıklarını dile getiren Taheri, olayı polise bildirerek suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.

Taheri ayrıca, camilerin bu tarz olayları her zaman polise bildirmediğini vurgulayarak suç duyurusunda bulunulması konusunda çağrıda bulundu. Bazı politikacıların ve medyanın yaptığı İslam karşıtı açıklamaların tehditlere sebep olduğunu söyleyen Taheri, bu kişilerin sorumluluk bilincinde olmaları gerektiğine de dikkat çekti.

Lahey Belediye Başkanı Pauline Krikke ise yaptığı açıklamada, olayı kınayarak bu duruma sert bir şekilde müdahale edeceklerini söyledi. Krikke, geçtiğimiz ay Lahey’deki camilerde güvenlik önlemlerinin artırıldığına dair açıklamada bulunmuştu. Bu kapsamda, şehirdeki camilerde kamera gözetimi gibi ek güvenlik önlemleri alındı. Camilerin belirli güvenlik kurumlarıyla ve yetkililerle irtibatta olmaları için whatsapp grupları oluşturuldu. Belediye ayrıca güvenlik konusunda tavsiyelerin verildiği “Dini Kuruluşların Güvenliği” adlı bir rehber hazırladı.

Amsterdam Üniversitesi’nden Ineke van der Valk’ın  araştırmasına göre, Hollanda’da 2005-2015 yılları arasında toplam 175 cami,  saldırılarla karşı karşıya kaldı. Ancak polis, kaç caminin tehdit aldığı konusunda net bir bilgiye sahip değil. Hollanda’da Ulusal Güvenlik ve Terörle Mücadele Ajansı da (NCTV) camilere yönelik tehditleri özel olarak kayıt altına almıyor.

2017 yılının başında Kanada’da, geçtiğimiz haftalarda ise İngiltere’de yaşanan cami saldırıları, As Soennah Camisi de dahil olmak üzere Hollanda’daki camilerin ibadet esnasında da kapılarını güvenlik endişesiyle kapalı tutmalarına neden olmuştu.