In Söyleşiler

“Mesele; Ulusalcılığın Kozmopolitizme Karşı Olan Mücadelesidir”

15 Mart’ta sandığa giden Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) 20 sandalye kazanarak parlamentodaki ikinci büyük parti oldu. Daha önce 15 vekil ile temsil edilen yabancı düşmanı partinin, oylarını artırması büyük endişe yarattı. Öte yandan göçmenlerin kurduğu DENK partisi ise büyük bir çıkış yakalayarak parlamentoya 3 vekil göndermeyi başardı.

Bu gelişmeleri, yükselen aşırı sağı ve göç/entegrasyon tartışmalarını Radboud Üniversitesi’nde göçmenler ve aşırı sağ üzerine çalışmalar yapan Hollandalı sosyoloji Profesörü Marcel Lubbers ile değerlendirdik.

İngiltere’deki Brexit süreci ve ABD’deki başkanlık seçiminden sonra aşırı sağ konusunda gözler 15 Mart’ta sandığa giden Hollanda’daydı. Öncelikle Avrupa’da ve Hollanda’da sağ popülizm konusunda gözlemleriniz nelerdir?

Sağ popülizm birçok Avrupa ülkesinde siyasetin bir parçası haline geldi hatta günümüzde neredeyse her Avrupa ülkesinde böyle bir parti var. Birçok Avrupa ülkesinde halkın büyük bir bölümü; göç, entegrasyon ve siyasi iktidardan memnun değil.

Araştırmalarımızda, halkın bu konularda yaşadığı memnuniyetsizliğin sağ popülist partilerin oluşmasına neden olduğunu görüyoruz. Hollanda’da da sağ popülist partiler, son 15 senedir ulusalcı bir tutum sergileyerek, ülke menfaatlerinin sürekli başkaları tarafından zarara uğratıldığını iddia ediyor. Bu partiler; mültecileri, Doğu Avrupalıları, Müslümanları ve Avrupa Birliği’ni “başkaları” olarak görüyor.

Avusturya ve İsviçre gibi ülkelerde benzer partiler yüzde 30’a yakın oy aldılar. Fransa’daki cumhurbaşkanı seçimlerinde ise Le Pen’in ikinci turda yüzde 40 civarında oy alacağı tahmin ediliyor.

Göçmenler ve siyasi iktidar hakkında olumsuz düşünenlerin sağ popülist partilere yönelmesi durumunda, birçok ülkede sağ popülist partilerin yükselişi sürecektir.

Sizce siyasette zaman içerisinde sağ ve sol algısı değişti mi?

Anlamlarının değişmediğini düşünüyorum. Ancak her insan için “sol” ve “sağ” kavramlarının aynı şeyi ifade edip etmediği bir soru işaretidir. Sağ popülizm kavramı biraz yanıltıcı, çünkü Özgürlük Partisi(PVV) lideri Geert Wilders’in ve Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen’in parti programlarındaki bazı maddeler, ekonomik açıdan hiç de siyasi sağ görüşle uyumlu değil.

Macaristan’daki sağcı partinin bir üyesi, “günümüzde mesele sol veya sağ ile ilgili değildir, asıl mesele küreselleşmeye karşı olup olmamaktır” dedi. Bu görüşü Le Pen de paylaşıyor. Asıl mesele, ulusalcılığın kozmopolitizme karşı olan mücadelesidir. Bunların her ikisi ekonomik açıdan hem sol hem de sağ olabilir.

Bu süreçte göçmenlere ve mültecilere yönelik politikalar nasıl şekillendi?

Ampirik araştırmalar aşırı sağın etkisinin fazla olmadığını gösteriyor. Ancak diğer siyasi partilerin, aşırı sağ ile rekabet etmesinden dolayı sağa kaydığı düşüncesi hâkim. Ayrıca bu taktik başarılı olmadı da değil. Zira bu partiler böyle yaparak aşırı popülist partilerin varlığını meşrulaştırdı. Bu da seçmenlerin orijinal sağ popülist partileri, sadece taktik olarak sağa kayan diğer partilere tercih etmesine yol açtı.

Hollanda’daki seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu seçim sürecinde de göç ve terör konuları tartışmalarda fazlasıyla ön plandaydı. Ancak Geert Wilders’in seçim kampanyalarında bizzat fazla boy göstermemesi dikkat çekti. Wilders çoğu kez tartışma programlarına katılmadı ve bu sebeple basında daha az yer aldı.

Üstelik liberal bir parti olan Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) ve Hristiyan Demokrat Parti (CDA) PVV ile hiçbir şart altında koalisyon kurmayacağını söyledi. Ancak VVD ve CDA, PVV ile rekabet etmek için vatansever ve göç ve entegrasyon konusunda ise katı bir tutum sergiledi.

Bu seçimlerdeki diğer bir önemli gelişme ise DENK partisinin başarısıydı. Türkiye kökenli iki Hollandalı; İşçi Partisi’nin (PvdA) gidişatından memnun değildi ve göçmenlerin menfaatlerini daha iyi gözeten bir parti kurdu. Parti, göçmen kökenlilerin yoğun olarak yaşadığı semtlerden büyük ölçüde oy aldı.

PVV lideri Wilders’in seçim kampanyasında yabancılara/Müslümanlara karşı benimsediği tutumun halka yansıması nasıl oluyor sizce?

Göç ve entegrasyon sorunlarına sürekli vurgu yapılması, muhtemelen özellikle göçmenlerin kendilerini dışlanmış hissetmesine yol açtı. DENK partisinin muhalefeti de buna bir tepki olarak algılanmalı.

Aynı zamanda bir normalleşme sürecinin söz konusu olduğunu düşünüyorum. Wilders, söylemlerini o kadar çok tekrarlıyor ki, artık insanlar buna karşı bağışıklık kazandı. Büyük bir kesim tarafından Wilders’in söylemleri hala kınanıyor olsa da, söyledikleri insanları artık fazla şaşırtmıyor.

Seçim sonuçları hakkındaki kişisel değerlendirmeniz nedir?

Hollanda’da seçim barajı yok ve nispi temsil konusunda gerçekten örnek bir ülke. Siyasi partilerin sayısı eskiye kıyasla çok arttı. Ayrıca çok sayıda küçük parti de var. PVV’nin siyasi başarısı çok fazla artmış olmasa da, seçimlerde ikinciliği elde etti. Göçmen karşıtlığı seçmenler arasında çok yaygın. Üstelik göç ve entegrasyon konusunda katı görüşleri olan diğer partiler – VVD ve CDA – seçimlerde sırasıyla birinci ve üçüncü oldu.

İşçi Partisi’nin (PvdA) seçimlerde büyük bir mağlubiyet yaşaması ise dikkat çekti. Fransa’da olduğu gibi iktidar döneminden sonra, sosyal demokratlar hezimete uğradı. Şaşırtıcı bir şekilde Sosyalist Parti (SP), İşçi Partisi’nin bu kaybından hiç istifade edemedi. Hâlbuki diğer ülkelerde bu durum tam tersi.

D66 partisi (Fransa’daki Macron gibi sosyal liberaller) ve Yeşil Sol Parti (yeşil ve kozmopolit) ise seçimlerde başarılıydı. Hollanda’daki bu seçim sonuçlarından yola çıkarsak ‘ulusalcı, eğitim düzeyi düşük olan’ seçmen profiline karşılık ‘kozmopolit, yükseköğrenim görmüş’ seçmen profilini tekrar görebiliyoruz.

Partilerin hangi söylemleri, oy kazanılmasında ve parti tercihlerinde etkili oldu?

İşçi Partisi’nin (PvdA) oy kaybı zaten uzun süredir öngörülüyordu. Parti, ekonomik açıdan sağ görüşlü olan VVD ile koalisyon kurmanın bedelini ödemek zorunda kaldı. Hâlbuki İşçi Partisi’ne oy verenlerin büyük bölümü, VVD’ye karşı olduğu için bu partiye oy vermişti. Seçimlerden kısa süre önce Hollanda-Türkiye krizi yaşandı. Hollanda hükümetinin, Türk siyasetçilere müdahalesi sonucunda Hollanda Başbakanının kararlı bir duruş sergilediği kanaati oluştu. VVD’nin seçimlerde başarısını artırmasında bu olayın etkili olduğu düşünülebilir.

Aylardır anketlerde birinci sırada görünen Özgürlük Partisi, seçimlerde neden ikinci sırada kaldı?

Özgürlük Partisi seçimlerden önce anketlerde düşüşe geçmişti. Bunun nedenini açıklamak zor. Hollanda ve Avrupa’daki mülteci krizinden dolayı toplumda gerginliklerin arttığı dönemde parti, anketlerde hızla yükseldi ve bu başarıyı uzun süre devam ettirdi.

Ancak mülteciler konusunda yaşanan tartışmalar zaman içinde duruldu. Bu sebeple seçmenler bu meseleyi ivedi bir mesele olarak algılamamış olabilir, fakat bu sadece bir tahmin.

Hollanda’da ilk defa göçmen kökenliler tarafından kurulan bir parti seçime katıldı. 3 sandalye kazanan DENK partisinin bu beklenmedik çıkışı hakkında ne söylemek istersiniz?

Hollanda’da büyük şehirlerin birçok semtinde DENK partisi seçimlerden birincilikle çıktı. Bu öncelikle göçmen kökenlilerin, artık İşçi Partisi’nin kendilerini temsil etmediğini düşündüğü anlamına geliyor. Birçok göçmen bu sebeple DENK’e oy verdi. Böyle bir partinin siyasette alan kazanmasının başka bir sebebi daha var. Diğer partiler, PVV’nin hedef aldığı göçmenlerle değil, tipik PVV seçmeninin endişeleriyle ilgilendi.

Göçmenlerin örgütlenip, göçmenlerin menfaatini gözettiğini söyleyen bir partiye oy vermeleri; mevcut partilerin artık onların menfaatlerini savunmadığını düşündükleri anlamına geliyor.

Hollanda’da etkin bir nispi temsil sistemin olmasını, yani küçük ölçekli grupların da parlamentoda temsil edilebiliyor olmasını, bu açıdan iyi buluyorum. DENK kendisine oy veren yüzde 2,1’lik seçmen grubu için 3 sandalye kazandı. Bu başarı oranına sahip olan bir partinin parlamentoda temsil edildiği ülkelerin sayısı Avrupa’da çok az.

Klik op de link hieronder om het interview in het Nederlands te lezen.

“De huidige strijd gaat over het nationalisme tegenover het kosmopolitisme”