Haberler

Kurz’dan “kota” yerine “Afrika’da kamp” önerisi

Göçmenlere yönelik kota uygulamasını eleştiren Kurz, yardımın Afrika’da yapılması gerektiğini savunuyor.

Avusturya’nın yeni şansöylesi Sebastian Kurz, seçim sürecinde Müslümanlara ve göçmenlere yönelik sözleriyle birçok kesimin tepkisini üzerine çekmişti. Geçtiğimiz hafta göreve başlayan Kurz, benzeri söylemlere devam ediyor.

Almanya’da yayın yapan Bild am Sonntag gazetesine konuşan Kurz, göçmenlerle ilgili açıklamalarına devam etti. “Devletleri mülteci almaya zorlamak Avrupa’yı ileriye götürmeyecektir.” diyen Kurz, kota uygulamasının ne göçmenlere ne de ülkelere faydası olduğu görüşünde: “Bunu tartışmak anlamsız. Avrupa’ya doğru yola çıkan göçmenler Bulgaristan’a veya Macaristan’a gitmek istemiyorlar. Almanya, Avusturya veya İsveç’e gitmek istiyorlar.”

Kurz’a göre çözüm, göçmenlere kendi ülkelerinde veya komşu ülkelerindeyken yardım ulaştırmak: “Kendi kıtalarındaki güvenli bölgelerde yardım almalılar. AB bunu desteklemeli hatta organize etmeli ve askeri olarak destek vermeli.” diyen Kurz, bazı Afrika ülkelerinde AB tarafından desteklenen göçmen kampları kurma fikrine sıcak baktığını ortaya koydu.

Kurz’dan önce Avustralya uyguluyordu

2018’in ikinci yarısında AB dönem başkanlığını devralacak olan Kurz’un bu fikri şu anda Avustralya tarafından uygulanan ve sıkça eleştirilen uygulamalara çokça benzetiliyor.

2001 yılında parlamentoda aceleyle alınan bir kararla birlikte Papua Yeni Gine’de ve Nauru’da kamplar kuran Avustralya, ülkeye yasadışı yollardan ayak basmaya çalışan göçmenleri bu merkezlerde tutuyor.

Yıllarca açık hava hapishanelerine benzetilen kabul merkezlerinde tutulan göçmenler, iltica başvuruları kabul edildiği takdirde dahi Avustralya’ya yerleştirilmiyor, bulundukları ülkede yaşamlarına devam ediyor.

Yoğun insan hakları ihlallerinin yaşandığı merkezler, daha önce birçok uluslararası kurum tarafından eleştirilmiş ve merkezlerin insan haklarına aykırı koşullar barındırdığı belirtilmişti. Art arda ölümleri ve tecavüz vakalarından sonra Manus Kampı’nın kapatılmasına karar verilmişti.

 

İsveçli Bakan: “Göçmenler başka ülkelere gitsinler”

Ülkedeki entegrasyon sürecinin istenildiği gibi gitmediğini söyleyen Ekonomi Bakanı Magdalena Andersson, mültecilere İsveç yerine başka ülkelere gitmeleri çağrısında bulundu.

İsveç’te yayın yapan Dagens Nyheter gazetesine mülakat veren Ekonomi Bakanı Magdalena Andersson, göçmenlere seslenerek farklı ülkelere gitmeleri çağrısında bulundu.

Göçmenlere farklı ülkelere gitmeleri çağrısında bulunan Andersson, “Başka bir ülkeye giderlerse daha fazla fırsatları olur” dedi.

Göçmenlerin farklı ülkelere gitmelerini isteyen Andersson’a göre sorunun temelinde İsveç’teki konut ve işgücü piyasasının dengede olması var. Bu yüzden Andersson, artık sistemin daha fazla göçmeni entegre edemeyeceğini düşünüyor.

“Entegrasyon düzgün çalışmıyor. 2015 sonbaharından önce de düzgün çalışmıyordu. Ama benim için açık ki entegre edebileceğimizden daha fazla sığınmacı talebi alamayız. Bu, buraya gelen insanlar için iyi değil. Genel olarak toplum için de iyi değil.”

Sosyal Demokrat Parti üyesi olan Magdalena Andersson’a ilk tepki koalisyon ortağı olan Yeşil Parti’den geldi. Konuyla ilgili olarak konuşan Yeşil Parti sözcüsü ve Eğitim Bakanı Gustav Fridolin, “yakında gerçekten göç etmek zorunda olanlar için hiç gidecek yer kalmayacak” diyerek Andersson ile birlikte göçmen karşıtı diğer ülkeleri eleştirdi.

“Ya açık bir ülkesinizdir ve vatandaşlarınıza yatırım yapar, yeni bir şey inşa etmek ve faydalı olmak isteyen inanlara inanırsınız ya da kapalı bir ülkesinizdir.” diyen Fridolin, İsveç toplumunun yüzleştiği sorunları çözebilecek kapasitede olduğunu vurguladı.

2015 yılında Avrupa genelinde patlak veren göç kriziyle birlikte 163 bin göçmeni kabul eden İsveç, 10 milyonluk nüfusuyla birlikte Avrupa’da kişi başına en çok göçmenin düştüğü ülke olma unvanını da eline almış oldu.

Almanya’da yeni bir ayrımcılık vakası

Almanya’da bir Suriyeli sığınmacıya meslek eğitimi için başvurduğu iş yerinden “ülkenize geri dönün” yanıtı geldi.

Salim F. (isim temsili) iki yıl önce ülkesindeki iç savaş nedeniyle Suriye’den Almanya’ya gelen ve hayatında yeni bir sayfa açmak isteyen milyonlarca sığınmacıdan biri. 26 yaşında olan ve Almanya’da bulunduğu kısa sürede ülkenin dilini öğrenen Salim, gerekli koşulları sağladıktan sonra meslek eğitimi almak için bir araç satış bayisine başvuruda bulundu.

Bu başvurusu karşılığında aldığı yanıt ise genç Suriyeliyi hayrete düşürecek nitelikte idi. Zira söz konusu yanıtta Salim’e “ülkesindeki savaşın bittiği ve kendisine orada daha fazla ihtiyaç duyulacağı için geri dönmesi” salık verilmekteydi. Olayın, Almanya’da spesifik olarak göç olgusuna yönelik bir haber portalı olan MiGAZIN tarafından ortaya çıkarılması ile birlikte iş yerinin sosyal medyadaki hesabına insanlar tarafından tepki mesajları yağdı.

İş yerinden özür açıklaması

Tepkilerin çoğalması üzerine iş yerinin sosyal medya hesabından özür mahiyetinde bir mesaj yayınlandı. Mesajda “yaşanan olayın kabul edilemez bir durum olduğu ve yanıtı veren çalışanla ilgili gerekli işlemlerin yapılacağı” belirtildi.

İş yerinin müdürü Carsten Budde, MiGAZIN ile yapmış olduğu görüşmede söz konusu çalışanın iş yeri ilişiğinin kesildiğini ve Salim ile mülakat için bir tarih belirlediklerini ifade etti. Öte yandan, aynı kaynaktan aktarıldığına göre, Salim’e meslek eğitimi vermek isteyen birçok iş yerinin yazı işlerine başvurdukları belirtildi.

Fransa’da güvenli üçüncü ülke uygulaması yasa metninden çıktı

Fransız hükümetine yönelik güvenli üçüncü ülke uygulaması karşıtı eleştiriler sonuç verdi.

Fransa İçişleri Bakanlığı, toplumun çeşitli kesimlerinden gelen baskılar nedeniyle 2018 yılında yürürlüğe girmesi planlanan göç yasası taslağından “güvenli üçüncü ülke” uygulamasını çıkardı.

20 Aralık Çarşamba günü İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada güvenli üçüncü ülke uygulamasının yasa metninde yer alması gerektiğinin düşünülmediği belirtildi. Konuyla ilgili açıklama yapan milletvekili Sacha Houlié, İçişleri Bakanı Gerard Collomb’la bizzat görüştüğünü belirterek bakanın güvenli üçüncü ülke kavramının yasa metinlerine dâhil edilmeyeceği konusunda garanti verdiğini ifade etti.

Son dönemlerde, Macron hükümetinin yasadışı göçle mücadele için izlediği politika eleştirilerin hedefi haline gelmişti. Özellikle daha önce yasada yer alacağı duyurulan güvenli üçüncü ülke uygulaması, tartışmaları daha da alevlendirmişti.

Hükümetin geri adımı sivil toplum kuruluşlarının öncülük ettiği yoğun kampanyalarının ardından geldi. Fransa Ulusal İnsan Hakları Danışma Komisyonu da sığınma hakkının içinin boşaltıldığı gerekçesiyle hükümete söz konusu uygulamayı yasaya koymaktan vazgeçmesi yönünde çağrıda bulunmuştu.

Avrupa Birliği İltica Usulleri Yönergesi’ne göre, üye ülkeler güvenli olmaları koşuluyla göçmenlerin AB’ye gelirken geçtikleri ülkelere sığınmacıları başvuruları dahi değerlendirilmeden geri gönderebiliyor.

 

Küresel ısınma yeni göç dalgalarına neden olabilir

Yeni yayınlanan bir çalışmaya göre küresel ısınma kaynaklı göç hareketleri önümüzdeki yüzyıla damgasını vurabilir.

Göç hareketleri günümüze kadar politik veya ekonomik sebeplerle tetikleniyordu. Ancak yeni bir araştırmaya göre artık küresel ısınma kaynakları devasa göç hareketleri gözlemlenebilir.

Science dergisi için yapılan ve yine bu dergide yayınlanan bir araştırmaya göre, küresel ısınma trendi böyle devam ettiği takdirde iklim değişikliği kaynaklı göçün bu yüzyılın sonunda günümüze kıyasla üç katına çıkması bekleniyor.

Araştırma kapsamında 2000-2014 yılları arasında AB ülkelerine yapılan iltica başvurularını değerlendiren akademisyenler, bu süreçte her yıl ortalama 350 bin kişinin iltica başvurusunda bulunduğunu saptadı. Yıllık sayıları kategorize eden araştırmacılar iklim koşullarının etkisini öğrenmeye çalıştı.

Göçmenlerin geldikleri ülkelerdeki iklim koşullarını da inceleyen araştırmacılar, tarım ürünlerinin yetişme mevsiminde hava sıcaklıklarının yirmi santigrat dereceyi aştığı bölgelerden daha yoğun göç geldiğini ortaya koydu. Bu ülkelere Irak ve Pakistan’ı örnek gösteren araştırmacılar, bu sezonu soğuk geçiren ülkelerdeyse de sıcaklıklar 20 dereceye doğru yükseldikçe göç yoğunluğunun azaldığını ispatladı.

Öte yandan yaptıkları projeksiyon neticesinde dünya genelinde hava sıcaklıklarının yıllık ortalama 2.6 derece ile 4.8 derece arasında artmasını bekleyen araştırmacılar, 2100 yılı itibariyle Avrupa’ya her yıl 660 bin göçmenin sadece iklim değişikliği sebebiyle geleceğini hesapladı.

İklim değişikliğinin beraberinde sadece kuraklığı değil savaş veya düşük yoğunluklu çatışmaları da getirdiğini söyleyen araştırmacılar, bu tip toplumsal olayların da artmasıyla birlikte rakamların tahmin ettiklerinden yüksek olabileceğini savunuyor.

Küresel ısınma kaynaklı göç başladı

Aslında iklim değişikliğinin göç hareketlerine neden olması geleceğe ait bir durum değil. Günümüzde özellikle Afrika, Ortadoğu ve Okyanusya’daki göç hareketlerinin ana etkenlerinden birisi küresel ısınma.

Yeni Zelanda hali hazırda küresel ısınmadan etkilenen ada ülkeleri sakinlerine göçmen statüsü vermeye devam ediyor. 2014 yılında Yeni Zelanda’ya iltica başvurusunda bulunan Ioane Teitiota, deniz seviyesinin yükselmesi sonucu Kiribati’yi terk ettiğini belirtmiş ve başvurusu kabul etmişti. Teitiota dünyanın ilk resmi iklim göçmeni olurken Yeni Zelanda hükümeti Pasifik’teki iklim değişikliklerinden etkilenen ada sakinlerinin işlemlerini kolaylaştırmak için yeni bir göçmen statüsünü hizmete almayı planlıyor.

Berlin’de Türkçe dersleri tekrar tartışılıyor

Berlin eyalet meclisine bağlı Eğitim, Gençlik ve Aile Senatosu tarafından açıklanan verilere göre, Berlin’de yaklaşık 90 okulda verilen konsolosluk dersleri kapsamında 2 bin 300 Türk öğrenciye Türkçe ve Türk Kültürü dersleri veriliyor.

Almanya’da Sosyal Demokrat Partisi’nin Berlin eyalet meclisi üyesi Joschka Langenbrick’in Berlin’de yapılan konsolosluk dersleri ile ilgili vermiş olduğu soru önergesi, eyalet meclisine bağlı Eğitim, Gençlik ve Aile Senatosu tarafından yanıtlandı.

Buna göre Berlin genelinde yaklaşık 90 okulda verilen dersler kapsamında 2 bin 300 Türk öğrenci Türkçe ve Türk Kültürü derslerini alıyor. Berlin’de bu derslerin en yoğun olarak yapıldığı yer ise Türklerin yoğun olarak yaşadığı Neukölln semti. Bu semtte 25 okulda 600 öğrenci Türkçe ve Türk Kültürü dersi alıyor.

Konsolosluk dersleri

Almanya’da günümüzde 8 eyalette Türkçe veriliyor. Gönüllük esasına dayanan bu dersler, Türk konsoloslukları tarafından düzenlenip, Türkiye’den gönderilen öğretmenler tarafından veriliyor. Bugüne kadar birçok tartışmanın odak noktası olan bu dersler, Türkiye ile Almanya arasında siyasi tansiyonun tırmanması nedeniyle de son aylarda Alman siyasetinin ve medyasının gündeminde sıkça geliyor.

Konu önce Eylül ayında Hamburg Eyalet Senatosu’nda gündeme gelmiş, daha sonra Berlin’de bazı belediyeler artık dersler için ücretsiz sınıf temin etmeyeceklerini belirtmişti. Son olarak ise Hamburg Eyalet Senatosu derslerle ilgili yeni bir düzenleme yapılmasına kanaat getirmiş, bu düzenleme yapılana kadar derslerin konsolosluklar tarafından verilebileceğin hükmetmişti.