Haberler

AfD’li vekile suç duyurusu

Köln polisi, aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) milletvekili Beatrix von Storch hakkında halkı “kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AfD milletvekili ve aynı zamanda Federal Meclis AfD Grubu Başkan Yardımcısı olan Beatrix von Storch’un yeni yıla girerken yapmış olduğu sosyal medya paylaşımlarının yankıları devam ediyor.

Storch, Twitter hesabından, Köln polisinin yılbaşı gecesinde, Arapça dâhil olmak üzere çeşitli dillerde bilgilendirme mesajı yayınlamasına tepki göstererek; “Bu ülkede neler oluyor? Neden Kuzey Ren Vestfalya polisinin resmi sitesi Arapça tweet atıyor? Barbar, Müslüman, grup halinde tecavüz eden bir güruhun gönlünü almak için mi?” paylaşımında bulunmuştu.

Söz konusu paylaşım üzerine Storch’un Twitter hesabı 12 saat boyunca engellendi. Köln polisinden yapılan açıklamada ise AfD’li vekil hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi. Bununla birlikte açıklamanın devamında uzun bir süredir teşkilatın resmi sitesinde farklı dillerde bilgilendirme mesajlarının yayınlandığı belirtilirken, ilk kez bu yıl Arapça bir mesaj yayınlandığına dikkat çekildi.

ALF’den Suriyeli çocukların eğitimine ilişkin rapor

Avrupa Liberal Forumu tarafından Türkiye’deki Suriyeli çocukların eğitim süreçlerini inceleyen rapor yayınlandı.

Friedrich Neumann Vakfı ile Avrupa Parlamentosu tarafından finanse edilen ve Avrupa Liberal Forumu (ALF) tarafından yayınlanan rapor, Işık Tüzün tarafından hazırlandı. “Türkiye’de Mülteci Çocukların Eğitim Hakkını ve Karşılıklı Uyumu Destekleyen Yaklaşımlar, Politikalar ve Uygulamalar” başlığını taşıyan rapor, İstanbul’da Friedrich Neumann Vakfı ev sahipliğinde gerçekleştirilen aynı başlığa sahip çalıştayın sonucunda yazıldı.

Akademisyenlerin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, belediye temsilcileri, öğretmenler ve STK temsilcilerinin katıldığı çalıştay, Suriyeli çocukların Türkiye’de aldıkları eğitimle ilgili genel bir tablo çizdikten sonra eğitimde karşılıklı uyumu destekleyici potansiyel uygulamalara odaklandı. Söz konusu raporda da aynı verilere ve tartışmalara yer verilmiş durumda.

Tavsiyeler kısmında ise ağırlıklı olarak politika yapıcılara seslenen rapor, başarılı bir karşılıklı uyum için göç, istihdam, sosyal koruma gibi farklı alanlarda da adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Durum ve ihtiyaç tespitinin daha sağlıklı yapılabilmesi için ise verilerin yeterli olmadığı vurgulanıyor ve Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere kurumların veri paylaşımına daha açık olması gerektiği belirtiliyor.

Raporda çok dilli bir eğitim gerekliliği de vurgulanan hususlar arasında. Suriyeli eğitmenlerin mevcut eğitim sistemine entegrasyonunun tartışılması gerektiği söylenirken çok dilli eğitimin kültürel uyum sürecini hızlandıracağı da belirtiliyor.

Raporu okumak için tıklayınız.

Almanya’da sığınmacılara yönelik saldırılar

Pro Asyl örgütü ve Amadeu Antonio Vakfı’nın verilerine göre 2017 yılında Almanya’da sığınmacılara yönelik 1713 saldırı gerçekleşti. 2016 yılında 3768 saldırı söz konusu olmuştu.

Son yıllarda Avrupa’ya yönelik artan göç akını, beraberinde birçok sorunu da getirmiş durumda. Kuşkusuz bu sorunların başında Avrupa’da yaygınlaşan ırkçılığın olumsuz yansımaları geliyor.

Özellikle Almanya yoğun göç alan bir ülke olarak bu sorunların yoğun bir şekilde yaşandığı ülkelerin başında gelmekte. Yapılan araştırmalar bu gerçeği somut bir şekilde gözler önüne seriyor.

Zira Almanya’da faaliyet gösteren Pro Asyl örgütü ve Amadeu Antonio Vakfı’nın verilerine göre 2016 yılında sığınmacılara yönelik 3768 saldırı gerçekleşti. İçinde bulunduğumuz yıl itibariyle bu sayı 1713’e kadar düşmüş durumda.

Yayınlanan rapora göre ırkçı şiddet her ne kadar azalma eğilimi gösterse de halen Almanya’da genel bir problemi teşkil ediyor. Bununla birlikte saldırıların ekseriyeti daha çok yeni eyaletlerde gerçekleşmiş durumda.

Buna göre en fazla saldırı sırasıyla Brandenburg (85), Saksonya (61) ve Saksonya-Anhalt’ta (55) söz konusu olurken, en az saldırı Hamburg (7), Kuzey Ren Vestfalya (5) ve Bremen (3) eyaletlerinde vuku buldu.

 

Avusturya Eğitim Bakanı’ndan tepki çeken başörtüsü açıklaması

Avusturya’da kurulan aşırı sağcı koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, öğretmenlerin başörtüsü takmasına karşı olduğu belirtti.

Avusturya’da, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ile aşırı sağcı Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) tarafından kurulan koalisyon hükümetinin işbaşı yapmasının ardından kamuoyunda tepki çekecek açıklamaların yapılması uzun sürmedi.

Seçim evresinden bu yana başta Müslümanlar olmak üzere yabancı ve sığınmacı karşıtı bir retorik benimseyen koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, ülkenin önde gelen medya kuruluşlarından Kurier’e mülakat verdi. Söz konusu mülakatta, “öğretmenlerin başörtüsü takmamaları” gerektiğini ifade etti.

Heinzman, Kurier muhabirinin “başörtüsü yasağına olumlu mu bakıyorsunuz?” sorusuna “seküler devlete yönelik bir sempatim var ve din dersleri ile özel okullar haricinde öğretmenlerin başörtüsü takmamaları gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi. Eğitim Bakanı’nın bu ifadeleri Avusturya’da yaşayan Müslümanlar tarafından tepki çekti.

Heinzmann’ın aynı gün içinde Österreich adlı haber portalı ile yapılan mülakatta da söz konusu görüşlerini yineledi. Öte yandan mülakatta kendisine başörtüsü ile ilgili görüşlerine atıfla, sınıflarda bulunan haç sembolleri hakkındaki düşünceleri de soruldu. Çiçeği burnunda Bakan ise bu soruya “elma ile armutların karşılaştırılmaması gerektiğini ve bir kişideki etkileşim yoğunluğunun duvarda asılı bir nesneden çok farklı olduğu” yanıtını verdi.

 

İsveç’te cami saldırıları

İsveç’in güneyinde bulunan Saffle kasabasında bir cami ile başkent Stockholm’ün en büyük ve en eski camisine iki ayrı saldırı gerçekleştirildi.

İsveç’te geçtiğimiz gün (Salı) ülkenin güneyinde, Karlstad kentinin yakınlarında bulunan Saffle kasabasındaki İslam Kültür Merkezine ait camiye kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce bir saldırı gerçekleşti.

Saldırı sonucunda caminin camları kırılırken, cami içine atılan patlayıcı maddeler nedeniyle duvarlar hasar gördü.  İslam Kültür Merkezi Başkanı Abdihakem Adan, ortalama her gün 100 kişinin ibadet etmek için geldiği camiye yönelik bu saldırıyı “korkunç bir olay” olarak nitelendirdi.

Saldırıya yönelik ön araştırma polis tarafından tamamlandı. Olayın nefret suçu olma ihtimali ağır basıyor.

Stockholm’daki saldırı

Saffle kasabasındaki camiye yönelik saldırının hemen ardından bir başka saldırı ise başkent Stockholm’den geldi. Kentin en büyük ve en eski camisi olan Stockholm camisinin giriş kapısına demirden bir haç bırakıldı. Cami yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, yılda iki defa camiye yönelik ırkçı saldırıların söz konusu olduğu ve bundan dolayı büyük üzüntü içerisinde oldukları belirtildi.

Fransa’da göçmen ölümleriyle ilgili endişeler artıyor

Son dönemlerde artan göçmen ölümleriyle ilgili Fransa’daki sivil toplum kuruluşlarının endişeleri gittikçe artıyor.

Fransa’nın kuzeyinde Grande-Synthe yakınlarındaki bir otoyolda, 24 Aralık’ta bir aracın çarpması sonucu, Irak kökenli bir göçmen ağır yaralandı. Hastanede ölüm kalım savaşı veren 22 yaşındaki Iraklı göçmen Grande-Synthe yakınlarındaki Puythouck kampında yaşıyordu. Kazanın ardından kaçan şoför yakalanarak gözaltına alındı.

İlk değil!

Fransa’nın kuzeyinde yaşanan bu kaza ne yazık ki ilk değil. 21 Aralık’ta Calais limanı yakınlarında 22 yaşındaki Afgan kökenli bir göçmen yine bir aracın çarpması sonucu öldü. Bu kazayla birlikte 2017 yılında sadece Calais çevresinde üç göçmen hayatını kaybetti.

Benzer kazaların arka arkaya yaşanması Fransa’daki sivil toplum kuruluşlarınca endişeyle karşılandı. 2008 yılından bu yana Calais ve Kuzey Fransa’da göçmenlere yardım ve destek sağlayan bir kuruluş olan Auberge des Migrants Derneği’nin başkan yardımcı François Guennoc, konuyla ilgili kaygılarını dile getirdi. Kamyon veya kamyonetlerin arkasına binerek sınırı geçmeye çalışırken veya gece otoyolda yürürken kaza riskiyle karşı karşıya olan çok sayıda göçmen olabileceğinin endişe verici olduğunu belirtti.

Yanlış politikalar intihara sürüklüyor

v  Kazaların yanı sıra yaşanan intihar olayları da sivil toplum kuruluşlarınca kaygı verici bulunuyor. Son olarak Marsilya’daki Adli Tutukluluk Merkezi’nde 23 yaşındaki Arnavutluk kökenli bir sığınmacı, intihar girişiminin ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Son iki ay içinde sadece Marsilya’da 8 sığınmacının intihar etmesi hükümete yönelik eleştirilerin dozunu arttırdı. Sivil toplum kuruluşları, hükümetin göç konusunda yanlış politikalar izlediğinin belirterek, Macron’un daha insani ve temel hakları ihlal etmeyecek şekilde bir yol izlemesi gerektiğinin altını çizdi.