In Söyleşiler

Berlin Eyalet Seçimleri

Doç. Dr. Erdoğan: Merkel’in mülteci politikasından geri adım atma şansı yok

Almanya’nın Berlin eyaleti 18 Eylül Pazar günü yerel seçimler için sandık başına gitti. Açıklanan sonuçlara göre; uğradığı kayba rağmen oylarında yüzde 21,6’sını alan Sosyal Demokrat Parti (SPD) seçimden birinci parti olarak çıktı. Göçmenlere uyguladığı “açık kapı” politikasıyla sert eleştirilere hedef olan Almanya Başbakanı Merkel, 2016’da 4 eyalette yapılan seçimlerde de olduğu gibi ciddi bir darbe aldı. Bunun yanı sıra aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) ise yine yükselişteydi. Biz de bu kritik eyalet seçimini Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi kurucusu Doç. Dr. Murat Erdoğan ile değerlendirdik.

 

doc-dr-m-murat-erdogan

18 Eylül’de sandık başına giden Berlinliler, yüzde 21,6 ile Sosyal Demokrat Parti’yi (SPD) yüzde 17,6 ile de Hristiyan Demokrat Birliği’ni (CDU) ilk sıralara taşıdı. Ancak işin iç yüzüne bakacak olursak ciddi bir başarısızlık ve oy kaybı söz konusu. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CDU’nun Berlin’de gerilemesi ile AfD arasında çok yakın bir bağlantı olduğu açık. Yani orta ve aşırı sağ oylar CDU’dan kaçıyor. Bu Merkel ve partisi için ciddi bir yenilgi. CDU halen Almanya’nın 16 eyaletinden sadece 6’sında hükümette ve sadece 4’ünde birinci parti konumunda. Yani genel olarak CDU’da ciddi bir geriye gidiş dikkat çekiyor. Ancak ZDF’nin Politbarometre’sine baktığımızda (http://www.heute.de/in-berlin-wird-drei-parteien-koalition-notwendig-mueller-deutlich-vor-henkel-45238154.html) bugün Almanya’da genel seçim olsa hala CDU-CSU yüzde 35 ile birinci parti görünüyor. SPD yüzde 23. AfD ise yüzde 10 civarında… Yani, oy kayıplarına rağmen SPD’nin hali çok iyi değil ve bu haliyle gelecek seçimlerde de Almanlar istikrardan yana oy verir diye düşünüyorum. Unutmayalım ki Merkel, sadece Almanya’da değil, Avrupa’da da neredeyse tek lider görünümünde. Ama Merkel kendisi sıkılmış olabilir ve siyasetten çekilebilir. O zaman işler karışır. Merkel devam derse, iktidarda değişim zor olur.

2016’da yapılan diğer 4 eyalet seçiminde de Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birliği ağır darbe aldı diyebiliriz. Bu durum Merkel’in göçmen politikasına bağlanıyor. Siz de bu görüşe katılıyor musunuz?

Sadece Almanya’da değil, bütün Avrupa’da seçmen eğilimlerini belirleyen etkenlerin ilk sıralarında mülteciler var. Bu Almanya’da çok daha belirgin. Çünkü bir milyonu aşkın mülteci aldılar, bütün programlara fon veriyorlar ve akın devam ediyor. Onun için bu durum seçmenlerde kuşku yok ki tepkiye yol açıyor. AfD tamamen bunun üzerinden giderek yüzde 10’a ulaşıyor.

Sizce Merkel diğer eyalet seçimleri için nasıl bir yol izleyecek? Göçmen politikasından geri adım atacak mı?

Merkel’in geri adım atma şansı yok. Çok zor durumda ama mülteci politikasını kısa sürede radikal şekilde değiştiremez. Zaten ondan daha radikaller varken, ona bir şey düşmez. Ama Merkel yenilgiden endişelenip, ya da epeydir söylediği gibi siyasetten bıktığı için geri çekilirse, denklemler değişir. Çünkü CDU/CSU politikası yok, Merkel var neredeyse.

Kulislerde, Merkel’in parti içinde de güç kaybına uğradığı konuşuluyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendirirsiniz?

Merkel herkesi şaşırtarak son on yıla damgasını vuran bir lider oldu. Hatta AB içinde neredeyse tek lider. Tabii ki güç kaybına uğramıştır, ama daha önce gerekli temizlik yapıldığı için ciddi alternatifler de kalmadı. Yani aday olursa, karşısında kimse duramaz.

Aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif ’in (AfD) yükselişi de dikkatlerden kaçmıyor. İslam ve göçmen karşıtı bu partinin seçim başarıları hakkında ne düşünüyorsunuz?

AfD ya da PEGIDA türü hareketleri son yıllarda biliyoruz. Artık orta ve üst kitleler göçmen ve İslam karşıtlığını DAİŞ vb örgütlerin eylemlerinden de güç alarak gayet net biçimde ortaya koyuyorlar. Yükselmeleri de doğal. Radikalleri engellemek için eskiden CDU/CSU seçime yakın seçmene şirinlik yapar, göçmen karşıtı söyleme yüklenirdi. Ama bunu yapma şansları kalmadı. Onun için AfD ve benzeri siyasi hareketlerin Alman siyasetinde kalıcı olma şansı son derece yükselmiş durumda. Onlara alışmak zorunda kalacağız.

Sizce aşırı sağcı AfD’nin bu yükselişi, 17 milyona yakın göçmene ev sahipliği yapan Almanya’da ne gibi sorunlara yol açabilir?

Almanya yabancılar konusunda sorunlu bir ülke. Bunu yıllardır yaşıyor. 55 yıldır orada yaşayan Türklere bile toplum ve siyaset hala çok şüpheci bakıyor. Ama unutmayalım ki Almanların tedirginliği çok boş bir tedirginlik de değil. DAİŞ savaşçılarının Avrupa’ya geri döneceği endişesi ve mülteci akınları son derece olumsuz faktörler. En önemlisi ortalama Alman ve Avrupalının Müslümanlardan korkar hale gelmesidir.  Almanya’da bunun faturası 17 milyon göçmene ve göçmen kökenliye değil, Müslümanlara kesilmeye çalışılacaktır. Bu konuda ciddi bir sorumluluk da Müslümanlara düşüyor. Net biçimde terör ve radikalizmle aralarına mesafe koyduklarını ortaya koymaları gerekiyor. İttifakları önemsemeleri gerekiyor. Ve özellikle Türkler bakımından çok önemli: Türkiye’nin birer ajanı gibi algılanmayacak, Almanya’nın asli unsurları gibi davranmaları gerekiyor. Bu konuda Türkiye’nin diaspora politikasının mutlaka ve acilen gözden geçirilmesi gerekiyor. Bize Almanya’da yükselen değerler gerekiyor, Türkiye’den gelen bir işaretle sokağa dökülen her Türk, bu endişeyi körüklemiş oluyor.   Almanya’nın bazı kaygıları abartılı olsa da, temeli olan gerçek endişeleri olduğunu, bunların bizim insanımızın da endişesi olduğunu unutmamalıyız.

Bütün bu ele aldığımız gelişmelerin Federal Parlamento seçimlerine yansıması nasıl olur?

Federal Seçimlerde mülteciler önemli bir rol oynayacak, bu kesin. Ama SPD’de ciddi bir tırmanış gerçekleşemeyecek. Bu durumda belki de içinde Yeşiller ya da AfD’nin olacağı 3’lü koalisyonlara gidilecek. Ve son bir husus… Almanya’da sayısı bir milyonun üzerinde olan Türkiye kökenlilerin siyasal tercihleri son derece değerlidir. Bu konuda Türkiye’nin dikkatli, mantıklı bir politika geliştirmesi gerekiyor.  Bu politika geliştirilirken de düşmanca algılanacak tavır ve açıklamalardan uzaklaşmak gerekir. Almanya en az 3 milyon Türkiye kökenlinin ikinci vatanıdır. O ülkenin kötüye gitmesi, ne göçmen/göçmen kökenlilere ne de Türkiye’ye yarar.